CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023’teki kurultayın iptali talebiyle açılan davada ‘mutlak butlan’ kararı çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verildi.
CHP lideri Özgür Özel, butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezi’nde önemli açıklamalarda bulundu.
Özel, muhabirimiz Eda Erdağı’nın “Birkaç gündür bugün mutlak butlan kararı çıkacağına dair söylentiler dolaşıyordu. Dün de Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının ardından siz bugün perşembe günü MYK‘yı topladınız. ‘Mutlak Butlan’ kararının çıkmasını bekliyor muydunuz? Bu yönde bir duyum almış mıydınız?” Sorusuna yanıt verdi.
‘İSTİNAF MAHKEMESİ BAŞKANI SABAH MÜZAKERE YOK DEDİ, ÖĞLEN KARAR AÇIKLANDI’
Özel, “Bu hafta pazartesi günü istinaf mahkemesinin başkanına gitti avukatlarımız. Bu hafta müzakere yok dediler. Karar bayramdan sonraya kaldı. Bugün sabah müzakere yok dediklerinden sonra haber geldi. Sayın Erdoğan ikna edildi, mutlak butlan kararı yarın akşam sisteme yüklenecek. Zaten dün basın yayın kuruluşunda, her türlü gizli soruşturmanın belgenin sızdırıldığı basın kurumundan birisi çıkıp ‘karar verildi yarın söylenecek’ diye de söylenmişti. Biz bu sabah sorduğumuzda, ‘müzakere yok nasıl karar alacağız’ diyen mahkeme başkanı, öğleden sonra sorulduğunda karar alındı yüklenebilir demeye başladılar. Yani bu kararın kim tarafından ne zaman alındığı, yüklendiği açıkça ortada. Bu konuyla ilgili isim isim, kanıt kanıtta söylenebilir. Zaten memleket öyle bir hale gelmiş ki, gazeteci televizyon kararında çıkıyor, ‘karar alındı’ şöyle olacak diyor. Sabahı mahkeme başkanı karar almadık diyor. Öyle bir yere gelmişiz ki, kararların başka yerde yazıldığı, mahkeme başkanlarının heyetlerinin sadece bu kararı temize çektikleri bir yere gelmiş. Saray yargısı böyle bir şey. O yüzden ben bu saray yargısının yetkilendirmelerine kimsenin önem atfetmemesini ve tarihin doğru yerinde durmalarını bekliyorum. Onun dışında memlekette her şey birbirine karışmış, yani bırakın kuvvetler ayrılığını bir kişinin bir kuvvetin mahkeme kararını kendi verip o gün alınacağı karardan bir haber zavallı mahkeme başkanı ile karşı karşıyayız. Daha ne diyeyim” sözlerini sarf etti.
Özel, sözlerinin devamında şunları söyledi,
‘BU DELEGEYİ İKNA EDEMEZSİN DEMİŞLERDİ’
Biz CHP’de “değişmelidir” dedik, “değişmelidir” dedik. Bu sözlerimiz tepki görünce hep birlikte biz süslendik, bir yola çıktık. Bu yola çıktığımızda aday olacak imzayı dahi toplayamayacağımızı, mevcut dile yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Biz bütün kampanya boyunca bütün Türkiye’yi gezdik, kongreleri gezdik. Kazanır sak ne yapacağımızı, nasıl yöneteceğimizi açık açık paylaştık. Dediler ki: “Bu delegeyi ikna edemezsiniz.”
Dedim ki: “Biz ikna etmeyeceğiz delegeyi; onu traş edip berberi ikna edecek. ”Hakkını helal et. Yanına yolu koyarken “değişim olmazsa gelme” diyecek, “gönül koyarım” diyerek yollayacak. Ben derim: “Satmaya çağırırken denizle konuşun, öyle gelin” dedim. Ben onların vicdanına güvendim.
‘DELEGE DEĞİŞİME KARAR VERDİ’
Sokağın seslerini dinle diye bağırdı. O kabine girdi. Vicdanının evladı, torununun berberinin sokağının sesini dinledim. Delege değişime karar verdi.
‘KAZANCIMIZ TÜRKİYE KAZANCIYDI’
Biz Türkiye’ye, hanım olarak partisinin kimseden icazet almadan, Türkiye’nin kurucu partisinin kimsenin onayını almadan değişebileceğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir siyasi partinin mevcut genel başkanını yarışta değiştirebileceğini bütün Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik .Kazancımız Türkiye kazancıydı. Ama “biz onay vermeden, bizden onay almadan değişim olmaz” diyenler, o gece CHP’ye ve güçlü partiler geleneğimize savaşı açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da öğrendik.
‘BİZİM SUÇUMUZ PARTİYİ 47 YIL SONRA BİRİNCİ PARTİ YAPMAK’
Önümüzde vakit yoktu, dört ay vardı ve sözümüz vardı. Nasıl ki Ecevit, ikisi yerel ikisi genel olmak üzere girdiği dört seçimden de birinci çıktıysa, biz de çıkaracağız. Yapmazsak bu işi bırakacağız demiştik.1 Nisan’da kayıp bekleyenler, “1 Nisan’dan sonra orada oturamaz, Cumhuriyet tarihinde parti tarihinin en kısa genel başkanlığı yapacak” diyenler, 1 Nisan akşamı ekranlarda, TRT ekranlarında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir siyasi partisine nasip olmayan en büyük yerel seçim başarısını gördüler. Soydan bizim sahip çıkacaklarımızı kaybettirip, sahip çıktıklarında daha çok kazandıran AK Parti’nin kara düzenine esas çomağı da orada soktuk. Bizim suçumuz, partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmak. Bizim suçumuz, o günden itibaren AK Parti’yi ilk kez yenmek.
‘BİRİLERİ KURULTAYI KAZANMAMIZI HAZMEDEMEDİ’
Bu suçun cezası kesilen kadrolar ve bedel ödemesi gereken bu partinin başından uzaklaştırılmaya çalışılan kadrolar, dengeler tarafından sokağın sesini dinleyerek, evlatlar hatırına “ya bu sefer bunlar kazanabilir galiba” o denen o duygunun hatırına göreve getirilmiş olan, yaş ortalaması o gün 42 olan, kaybetmeyi kabul etmeyen, bundan sonra kaybetmeyeceğiz diyen kadrolardır.
Demokrasi, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi milli irade derken kendileri içinde yarıştırıp bıçaklar yapmıyorlar. Biz mahallede sandık koyarak başlıyoruz, ilçe ve genel merkezde çarşaf liste ile herkesin seçeceği kişiyi her yerde tek tek oy vererek seçiyoruz. Birileri bizim kurultayımızı kazanmamızı hazmedemedi, bir diğerleri bizim yerelden hiçbir kazanmamızı hazmedemedi. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Siyaset üretemeyince yargı kolları kurdular. O yargı kolları 19 Mart’ta sivil darbe denemesi kalkıştı. Sandıkları dört kez yanan 5.500.000 kişinin cumhurbaşkanını, 1,5 milyon kişi imzaladığı birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar.
‘BIRAK MÜCADELEYİ KOLTUĞUNA OTUR DİYORLAR, OTURMAYACAĞIM’
Bırak mücadeleyi, bırak Ankara’ya dön. Ankara merkezde siyaset yap, partinin başında otur. Oturmadı, oturduk da oturmayacağız. Oturduk da hani “Beni kaldırmaya çalışıyor mu?” diye düşünüyorlar?
Oturmayacağım. Koltuk, mutlu mesut ve güvende muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum. Partinin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, partinin cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partinin yöneticilerini bakan koltuklarına oturtmak için mücadele veriyorum ve bu anlayışı reddediyorum. O koltukta oturmadım, oturmam. Kimse oturmamalıdır. Bu koltuk, kendine rağmen kimseyi oturtmaz.
‘BU DARBE BİZE DEĞİL, MİLLETE YAPILMIŞTIR’
Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim benden rahatı yoktu arkadaşlar. Ama ben o değilim, biz o değiliz. Bu koltukta oturmayı teklif ediyor rejim, onu rahatsız etmeden.
Ülkenin 80 yaşına kadar genel başkanlık koltuğunun tadını çıkaran genel başkanlara ihtiyacı yok.
Şahsi çıkarları reddederek, her türlü kirli teklife “hayır” diyerek, doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik biz. Bu darbe bize değil, millete yapılmıştır. Darbe seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. Mesele, bu darbeye destek olup olmama meselesidir.
‘ÜLKE EKONOMİSİNE SAATTE 10 MİLYAR DOLAR ZARAR VERDİLER’
Endişeli bir gün Erdoğan’a koşup yapmayalım, etmeyelim, derken bugünden kararı 4 buçukta açıklayanların yönetenlerin ülke ekonomisine verdikleri zarar yarım saatte 10 milyar dolardır.
‘CHP’Yİ AKP’NİN KONTROLÜNDE YÖNETMEK İSTİYORLAR’
Özgür Özel’in belini kırmalıyız, CHP’nin belini kırmalıyız. Orada yatan masumların üstüne beton dökmemeliyiz. O da seçenek olmaktan çıksın, CHP’de seçenek olmaktan çıksın. Erdoğan, milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve seçeneksiz bırakma çabası içindedir. CHP’yi AK Parti’nin mutlak kontrolüne yönetme niyetindedir. CHP, tüm darbecilere, tüm işbirlikçilerine ve onların kariyer ihtiraslarına karşı dimdik ayaktadır. Şunu herkes bilsin ki Cumhuriyet Halk Partisi bugün kendisinin savunma peşinde değildir, kendisini savunma peşinde değildir.
‘YARIN YSK’YA BAŞVURACAĞIZ’
Bunu yapacak olursak, imkanlar vardı, hepsini elimizin tersiyle ettik. Biz ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay’a yaptık. Yarın Yüksek Seçim Kurulu’nun bize vermiş olduğu İstanbul’daki kayyum kararı üstüne, defalarca aldığı kongre sonucunda verdiği mazbata için YSK’ya başvuracağız. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz.
‘BUGÜN KARA GÜNDÜR’
Bugün kara gündür ama bu gece bir felaket ve mahşer gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Elbette bir yanda toplumdan verilmeyen destek, boş sokaklar, telaşlı muhterisler ve çarpık çurpuk açıklamalar var; diğer yanda partisine sahip çıkan, demokrasiye sahip çıkanlar vardır. Bu karara sınırlı değil, 81 ilde ışıkları yanan, sokaklara taşan yürüyüşler yapan demokratlar ve CHP’liler vardır.
‘BUGÜN MAHKEME KARARININ BİR BAKAN TARAFINDAN SAVUNULMASI UTANÇ VERİCİDİR’
Bugün bir mahkeme kararının bir bakan tarafından savunulup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi içinde yaşadığı ve kıymetli gördüğüm bir sessizliğin, yarın demokrasiden yana bir tavra evrilmesi çok düşük bir ihtimal olmakla birlikte, bizim için de kendileri için ve gelecekleri için son derece önemlidir. Çünkü kendilerini de yok edecek; insan yiyen, demokrasi yiyen, siyasetçi yiyen bu yamyam virüse karşı tedbir almaları ihtimali çok kıymetlidir.
‘BU VİRÜS MUHALEFETİ YİYİNCE DOYMAZ’
Bu virüs muhalefeti yiyince doymaz. Bizim ev yanarsa apartman yanar. Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Erdoğan’dan bunu duyduğunda bu ayeti duygulananlara sesleniyorum: Bugün de bu ayeti duyup duygulanırsanız umut vardır. Onlar size tuzak kurarken Allah da karşı planlar yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır. Sözümüze kıymet veren herkesi mücadeleye, teslim olmamaya, bir arada durmaya, çağrıldığı yer neresiyse oraya koşmaya ve tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum. Bize teslim olurlarsa gelecek sandığını da teslim almış olurlar. O yüzden teslim olmayacağız. Biz buradayız ve kirli teklifleri reddediyoruz müesses nizamların partisi olmayı kabul etmek yerine her şeyi göze aldık.
‘KILIÇDAROĞLU’NUN TELEFONUNA DÖNMEDİM’
Kılıçdaroğlu’nun kendisi aradığı hakkında sorulan soruya yanıt veren Özel, “Kılıçdaroğlu aradı beni ancak telefonuna dönmedim. Dönsem de zaten ne konuşacağız?” dedi.
‘CHP GENEL BAŞKANLIĞI KOLTUĞUNAİ AKP YARGISI İLE DÖNMEK İSTEYECEĞİNİ GÖRMEK İSTEMEM’
Sayın Kılıçdaroğlu’ndan, daha önce şanlı şerefle seçildiği CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısı dileğiyle dönmek isteyeceğini ihtimal dâhilinde görmek istemem. Ancak birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu gecenin psikolojisi içinde bu koltuğa dönmenin bir manası olmaz.