MÜJDE IŞIL – Dile kolay, neredeyse yarım asırlık bir efsane “Star Wars”… Orijinal üçlemesine iki üçleme daha eklendi yıllar içinde. 2012’de Disney’in Lucasfilm’i ve dolayısıyla “Star Wars”un haklarını satın almasıyla son üçleme üzerindeki tartışmalar da büyüdü. Hayranları eski “Star Wars”u bekledikçe seride yapılan değişiklikler tepkileri artırdı. Son üçlemenin son filmi “Star Wars: Episode IX – The Rise of Skywalker” 2019’da vizyona girdikten sonra ise seri dijitale taşındı. Jon Favreau’nun “The Mandalorian” dizisi üç sezon boyunca “Star Wars” evrenini yeni karakterlerle genişletip dizi sevenlerin kabulüne sundu. Dördüncü sezon yerine ise yeni hikâye perdede seyirciyle buluştu.

Sinemaya transfer olan o dizinin başkahramanlarına bakalım önce. Gerçek adı Din Djarin olan Mandalorian, başında Mandalor çeliğinden yapılmış bir maske takan bir ödül avcısı. Koruması altındaki Grogu ise hiç konuşmuyor ama özel güçlere sahip. Aralarında baba-evlat bağı var bir bakıma. Kötücül imparatorluğun çöktüğü galakside yeni cumhuriyet düzen kurmaya çalışıyor. İmparatorluk için çalışmış üst düzey yöneticileri bulma görevi Mandalorian’a veriliyor.

Her ne kadar adında “Star Wars” geçse de bu film, hayranlarının sadakat beklediği bir “Star Wars” filmi değil. Diziyi sevenlere hitap eden, fonunda “Star Wars” evreni bulunan hibrit bir film. Hibrit sıfatının birkaç nedeni var. Proje yapı olarak dizi mantığıyla hazırlanmış. Belli ki dördüncü sezon için hazırlanan senaryo, elden geçirilmiş. Filmin bölüm bölüm ilerleyişinde bunu hissetmek mümkün. Yani diziyi izleyenlerin daha kolay bağ kurabileceği bir film. Ama orijinal üçleme ile bağını da koparmıyor. Han Solo’nun gittiği tekinsiz sokak ve bar sahnesinin benzerini bu filmde de görüyoruz örneğin.
Hibrit karakterler
Bir diğer hibrit yapı ise karakterler üzerinden kurulmuş. Mandalorian, orijinal serideki Darth Vader ve Boba Fett’e benziyor. Maskesinden kullandığı cihazlara kadar Iron Man’i yani bilindik bir süper kahramanı da anımsatıyor. Bir yandan da Clint Eastwood’un yalnız ve az konuşan silahşorlarının karizmasına sahip. Grogu ise Yoda ile aynı türden gelen bir bebek figür.

Jon Favreau’nun, diziyi de “Star Wars: Mandalorian ve Grogu”yu da yeni kuşaklar ve genç izleyici için tasarladığı aşikâr. Dolayısıyla “Star Wars” ile büyümüş kuşaklara çok daha hafif gelecek bir hikâyesi var filmin. Orijinal serideki Jedi felsefesi, ‘karanlık taraf’ vurgusu, ışın kılıcı dövüşlerinin yerini Marvel filmlerinden fırlamış görünen, süper kahramanımsı bir dövüşçü ve Yoda’nın mini versiyonu olan Grogu alıyor. Seyircinin Grogu’yu sevdiği ve seveceği tahmin edildiği için onun sahnelerine daha ağırlık veriliyor. Çocuksuluk ağır basarken karakterlerin içinde kopan fırtınaya ya da böyle bir iç çatışma yaratmaya ihtiyaç duyulmuyor. Rotta’nın babasıyla olumsuz ilişkisi çok daha ilginç aslında ama arada kaynayıp gidiyor. Film atmosfer yaratmada ise zorlanmıyor ve seyirciyi dünyasının içine çekmeyi başarıyor. Yüzünü sadece bir kere görebildiğimiz Pedro Pascal’ın karizmasını da es geçmeyelim tabii.
Yeni film, orijinal seri ile karşılaştırmadan, beklentisiz izlendiğinde keyifli bir seyirlik. Sonuç olarak her yeni “Star Wars” filmi gibi bu da seyircide karşılık bulma konusunda deneme yanılma projesi esasında. Tutarsa yola devam; tutmazsa yeni denemelere devam.
Martin Scorsese sürprizi
Jon Favreau, “The Mandalorian” dizisinde Werner Herzog, Jack Black gibi prestijli isimleri kadrosuna katmıştı. “Star Wars: Mandalorian ve Grogu”da da bu iddiasını sürdürmüş. Filmin oyuncu ve seslendirme kadrosunda usta isimler var. Örneğin Sigourney Weaver, yeni cumhuriyetin komutanını canlandırıyor. Jeremy Allen White ise Jabba the Hutt’un birey olarak var olmaya çalışan oğlu Rotta’yı seslendiriyor. Asıl yıldız ise hiç kuşkusuz Martin Scorsese. Usta yönetmen seslendirme çalışmalarına çok da uzak değil aslında. Kendi filmlerinde anlatıcı/dış ses olarak varlığını duyurmuşluğu var. “Bringing Out the Dead”de ise telsiz operatörünün sesiydi. Scorsese’nin asıl seslendirme performansına 2004 tarihli “Shark Tale”de şahit olduk. Bu animasyonda Sykes adlı balon balığını seslendirmişti. “Star Wars: Mandalorian ve Grogu”da ise Mandalorian’ın Rotta’yı nerede bulabileceğini sorduğu ‘çok kollu’ büfeci Hugo Durant’ı seslendiriyor. İşin şaşırtıcı yanı, birkaç sene önce süper kahraman filmlerini ‘lunapark eğlencesi’ olarak niteleyip gerçek sinemayı savunan Scorsese’nin bir nevi süper kahraman filmi olan bu yapımda yer almayı kabul etmesi.