Milyarderlerden ezber bozan altın raporu: Büyük ikilem neyi gösteriyor?

Kıymetli metal piyasalarında yaşanan fiyat düzeltmesi orta vadeli bir trend olarak etkisini sürdürüyor. Buna karşın, gerçek para birimleri cinsinden takip edilen duyarlılık göstergelerinin büyük bir kısmı, bu geri çekilme hareketinde son aşamalara yaklaşıldığını ortaya koyuyor. Teknik analizler kısa vadede aşağı yönlü marjların hâlâ masada olduğunu gösterse de kurumsal konumlanmalar ve yatırımcı algısı, daha düşük fiyat seviyelerinin uzun süre korunamayacağına dair güçlü sinyaller veriyor.

Kurumsal Yatırımcılar ve Büyük Fonlar Altına Mesafeli

Bank of America (BofA) tarafından gerçekleştirilen Küresel Fon Yöneticileri Anketi, profesyonel yatırımcıların altına yönelik şüpheci yaklaşımının arttığını gösteriyor. Ankete katılan yöneticilerin net yüzde 16’sı altının aşırı değerli olduğunu düşünüyor.

Bu veri, son 10 ayın en düşük, son 15 ayın ise ikinci en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçerken; profesyonellerin düzeltme sürecinde giderek daha temkinli bir pozisyona geçtiğini kanıtlıyor. Daha çarpıcı bir veri ise ultra yüksek servet sahiplerini yöneten aile ofislerinden geldi.

JPMorgan’ın 30 farklı ülkeden, ortalama net serveti 1,6 milyar dolar olan 333 tek aile ofisini kapsayan 2026 Küresel Aile Ofisi Raporu, bu kuruluşların yüzde 72’sinin portföyünde hiç altın bulundurmadığını ortaya koydu. Portföyünde altın taşıyan yüzde 28’lik kesimin ortalama tahsis oranı ise yalnızca yüzde 0,9 seviyesinde kaldı.

Fiyat Yükselirken Yatırımcı Pozisyonu Geride Kaldı

Altın fiyatları 2020 yılında gördüğü zirve seviyenin yaklaşık yüzde 100 üzerinde işlem görmesine rağmen, altın fonlarındaki (ETF) fiziksel varlık miktarı 2020 yılındaki seviyelerin sadece çok az üzerinde seyrediyor. Son veriler ışığında bu oranların bugün daha da gerilemiş olabileceği tahmin ediliyor.

Fiyatların rekor tazelemesine karşın yatırımcı pozisyonlarının bu yükselişe eşlik edememesi, piyasada genellikle sert dönüşlerin ve zirvelerin habercisi olan “spekülatif aşırılığın” henüz oluşmadığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

ETF Varlıklarında Tarihi Düşük Seviyeler

Güncel veriler, altının geleneksel 60/40 portföyleri ile hisse senedi piyasalarına karşı değer kaybettiğini ve yatırımcı dağılımının fiyat performansını yakalayamadığını gösteriyor:

Toplam ETF Payı: Altın ETF’leri, şu anda küresel ölçekteki toplam ETF varlıklarının yüzde 2’sinden daha az bir paya sahip. Bu oran; toplam varlık içindeki payın %yüzde ’i aştığı 2011 zirvesinin ve 2019 yılındaki tepe noktasının oldukça gerisinde bulunuyor.

Altın Madenciliği ETF’leri: Sektördeki en uç tablo ise madencilik hisselerine dayalı fonlarda görülüyor. Birkaç ay önce toplam sermaye içindeki payı yüzde 0,52 olan madencilik ETF’leri, güncel olarak yüzde 0,37 seviyesine gerilemiş durumda. Bu oran, hem 2016 hem de 2020 yıllarında kaydedilen döngüsel zirvelerin çok altında bir yoğunlaşmaya işaret ediyor.

Uzun Vadeli Boğa Piyasası Sinyali

Geçmiş veri analizleri, altın fiyatlarında döngüsel tepe noktalarına ulaşılmadan önce sermayenin hisse senetlerinden çıkarak değerli metallere aktığını gösteriyor. Ancak mevcut pozisyon verilerinde bu sermaye akışının henüz başlamadığı açıkça görülüyor.

Piyasadaki genel konsensüs; altın ve altın madeni hisselerinin uzun vadeli bir boğa piyasasının henüz erken aşamalarında olduğunu ve yaklaşık 2,5 yıl önce başlayan mevcut döngüsel yükseliş trendinin henüz yarı yoluna bile gelmediğini destekliyor. Büyük sermayenin önemli bir bölümünün konvansiyonel hisse senetlerinde kalmaya devam etmesi, gelecekte yaşanabilecek yeni değerli metal rallileri için potansiyel bir likidite kaynağı ve ivme potansiyeli barındırıyor.

Author: Yusuf Arslan