Mutlak butlana 22 milyar dolar harcamışız!

CHP kurultayının iptali istemiyle açılan davada “tedbirli mutlak butlan” kararı çıktı. 21 Mayıs Perşembe günü kapanışa doğru açıklanan kararın ardından piyasalar allak bullak oldu. TL, dolar karşısında hızla değer kaybetmeye başladı, borsa devre kesiciye girerek işleme kapandı.

Türkiye Varlık Fonu’nun güçlü alımlarıyla hafta kapanışında borsada toparlanma yakalanırken rekor kıran doların yükselişi, parça parça yakılan dolarlarla durdurularak denge yakalandı. Mahkemenin kararı “siyasi krize dönmesin diye” yapılan hamlenin bilançosu ortaya çıktı.

MUTLAK BUTLANA 22 MİLYAR DOLAR HARCAMIŞIZ!

Nefes yazarı Murat Muratoğlu’nun aktardığı verilere göre, kamu bankalarının “arka kapı” müdahaleleriyle piyasaya pompalanan döviz miktarı ürkütücü boyutlara ulaştı.

19 Mart 2025’teki İBB operasyonunda Türk Lirası’nın bir günde yüzde 5-6 değer kaybettiği süreci hatırlatan Muratoğlu, bu kez “kıpırdamayan kur yalanıyla” TL’deki değişimin sadece yüzde 0.3’te tutulmasının bedelini açıkladı.

Uluslararası finans basını ve Bloomberg kaynaklarına dayandırılan analizlere göre, sadece kararın açıklandığı Perşembe günü kurun 45.71 bandında tutulabilmesi için 7 ila 14 milyar dolar harcandı.

Cuma günü de müdahalelerin sürmesiyle 5 ila 8 milyar dolarlık ek bir rezervin daha kullanıldığı belirtildi. İki gün süren gayri resmi müdahalenin toplam faturası, piyasa gerçekleri ışığında 22 milyar dolar bandına ulaştı.

NET REZERVİN YARISI İKİ GÜNDE BUHARLAŞTI

Rakamın büyüklüğü, Merkez Bankası’nın güncel rezerv verileriyle kıyaslandığında krizin derinliğini ortaya koydu.

15 Mayıs haftası itibarıyla Merkez Bankası’nın net rezervi 52.1 milyar dolar, swap hariç net rezervi ise sadece 37.2 milyar dolar seviyesindeydi. Yapılan 22 milyar dolarlık müdahale, ülkenin swap hariç net rezervinin neredeyse yarısının sadece iki gün içinde “kuru sabit tutma” uğruna kullanıldığı anlamına geliyor.

Muratoğlu iktidarın bu harcamayı sırf bir mahkeme kararı siyasi bir krize dönüşmesin ve “istikrar” imajı sarsılmasın diye yaptığını ifade ederken döviz kurunun Türkiye’deki siyasi ve psikolojik etkisine dikkat çeken yazar, vatandaşların dolar kurunu bir refleks olarak takip ettiğini, kurun sabit kalmasının ise iktidar tarafından “sorun yaşanmıyor” algısı oluşturmak için kullanıldığını belirtti.

Merkez Bankası’nın asıl görevinin siyasi krizlerin sonuçlarını temizlemek değil, halkın ortak birikimini ve refahını korumak olması gerektiğini vurguladı.

Author: Yusuf Arslan