Sosyal Güvenlik Uzmanı Dilek Ete, 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un devlet memurları arasında yarattığı derin adaletsizliğe dikkat çekti. Ete, aynı odada, aynı unvanla ve aynı süreyle çalışan iki memurdan 2008 sonrası işe başlayanın, 2008 öncesi girene kıyasla emeklilikte neredeyse yarı yarıya daha düşük maaş alacağını vurguladı.
Sosyal güvenlik sistemindeki aksaklıkları ve hak kayıplarını sık sık gündeme getiren SGK Uzmanı Dilek Ete, YouTube kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, devlet memurlarının geleceğini tehdit eden büyük bir tehlikeye işaret etti. 1 Ekim 2008 tarihinin kamu çalışanları için adeta bir “milat” olduğunu belirten Ete, bu tarihten sonra göreve başlayan memurların emeklilik haklarının ciddi şekilde tırpanlandığını söyledi.
2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek bir çatı altında birleştirildiğini hatırlatan Dilek Ete, bu birleşmenin faturasının 2008 sonrası giren memurlara kesildiğini ifade etti.
Ete, sistemin işleyişindeki adaletsizliği şu sözlerle özetledi:
“2008’den sonra ilk defa devlet memuru olduysanız, sizin aylık hesaplamalarınız artık eski Emekli Sandığı hukukuna göre değil, tıpkı SSK ve Bağ-Kur’lular gibi Prime Esas Kazanç (PEK) üzerinden hesaplanıyor. Eğer 1 Ekim 2008 öncesine ait bir gün dahi yedek subaylığınız veya memuriyetiniz yoksa, yani hizmet dökümünüzde 5434 sayılı kanuna tabi bir geçmiş görünmüyorsa, büyük bir hak kaybıyla karşı karşıyasınız demektir.”
2008 öncesi ve sonrası işe giren memurların maaş hesaplama kriterleri arasındaki uçuruma değinen Ete, kamuda çalışanların bugün aldıkları yüksek net maaşların aldatıcı olabileceği konusunda uyardı.
2008 öncesi girenlerin emekli maaşlarında; derecenin, kademenin, ek göstergelerin ve makam tazminatlarının doğrudan hesaba katıldığını belirten SGK Uzmanı, yeni sistemdeki tehlikeyi şu çarpıcı örnekle anlattı:
“Bugün kamuda 2008 sonrası girmiş bir memur olabilirsiniz ve elinize net 100 bin lira geçiyor olabilir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilen primleriniz, çalıştığınız kamu kurumu tarafından düşük matrah üzerinden yatırılıyor. Özel sektördeki gibi brüt ile net arasındaki bağ kurulmuyor. Dolayısıyla, bugün cebinize giren para ne kadar yüksek olursa olsun, emekli olduğunuzda adınıza yatırılan o düşük primler esas alınacak.”
Aynı iş yerinde aynı mesaiyi harcayan personeller arasında yaratılan eşitsizliğin sosyal adalet ilkelerine aykırı olduğunu savunan Ete, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Diyelim ki bir memur Ekim 2008’den önce girdi ve 5434’e tabi. Siz de ondan hemen sonra, Kasım veya Aralık 2008’de işe girdiniz ve 5510 (4C) statüsündesiniz. Aranızdaki makas o kadar açık ki; aynı yıllarca çalışsanız, aynı iş yerinde dirsek dirseğe mesai yapsanız dahi emekli olduğunuzda siz, onun aldığı maaşın neredeyse ancak yarısını alabileceksiniz. Derece, kademe, ek gösterge ve makam tazminatı gibi emekli aylığını yükselten unsurların hiçbiri sizin hesabınızda yer almayacak.”
Söz konusu yasanın dönemim milletvekilleri tarafından içerik tam olarak analiz edilmeden yasalaştığını iddia eden Dilek Ete, bu durumun düzeltilmesi için kamuoyunda farkındalık yaratılması ve çalışanların hak talep etmesi gerektiğini vurguladı.
Sosyal güvenlik sisteminin adil ve eşit bir yapıya kavuşması için 2011 yılından bu yana mücadele ettiğini belirten Ete, “Bu yasalar Allah’ın emri değil, kul yapısıdır ve her zaman değiştirilebilir. Yeter ki aradaki bu makasın kapanması için uyanık olalım ve hep birlikte talepte bulunalım” diyerek tüm platformlarda ses yükseltme çağrısında bulundu.