Brezilya’nın Minas Gerais bölgesinden tüm dünyaya yayılan sarsıcı bir haber, adalet kavramını ve bir annenin koruma içgüdüsünün sınırlarını yeniden tartışmaya açtı. 11 yaşındaki kızını, öz babası gibi gördüğü partnerinin cinsel saldırısından kurtarmak isterken cinayet işleyen Erica Pereira da Silveria Vicente, çıkarıldığı mahkemede tüm suçlamalardan muaf tutularak özgürlüğüne kavuştu.
Olay, Brezilya’nın Belo Horizonte kentinde, sıradan görünen bir evde başladı. Ancak bu sıradanlık, Erica Vicente’nin partneri Everton Amaro de Silva’nın 11 yaşındaki küçük kıza gönderdiği iğrenç mesajları fark etmesiyle yerle bir oldu. Mesajların içeriğiyle dehşete düşen anne, hemen eve yöneldi. Kapıyı açtığında duyduğu çığlıklar, bir annenin hayal edebileceği en korkunç senaryonun gerçeğe dönüştüğünün kanıtıydı.
Genç anne, eve daldığında Silva’yı küçük kızının üzerinde, ona tecavüz etmeye çalışırken yakaladı. O andan itibaren gelişen olaylar zinciri, davanın hem “vahşet” hem de “fedakarlık” kelimeleriyle anılmasına neden oldu.
Davanın seyri, cinayetin işleniş şekliyle oldukça sertleşti. Savcılık makamı, Vicente’nin o anki öfkesinin “kontrolsüz” olmadığını, aksine sürecin planlandığını iddia etti. İddianameye göre anne, partnerinin içkisine güçlü bir sakinleştirici olan Klonopin kattı. Silva bilincini kaybettikten sonra ise onu bıçaklayarak öldürdü.
Bununla da yetinmeyen Vicente, yardım aldığı bir gençle birlikte cesedi boş bir araziye taşıdı. Burada maktulün cinsel organını kesen ve cesedi ateşe veren anne için savcılar, “Bu bir anlık öfke değil, vahşice bir intikam planıdır,” diyerek en ağır cezayı talep etti. Ancak jüri ve kamuoyu, olaya bambaşka bir pencereden baktı.
Erica Vicente, polisin evindeki kan izlerini takip ederek kendisine ulaşmasıyla her şeyi itiraf etti. Ancak bu bir suç itirafı değil, bir yaşam mücadelesinin anlatısıydı. Vicente savunmasında, “O an sadece kızımın çığlıklarını ve onun hayatının kararmasını durdurmayı düşündüm,” dedi.
Savunma avukatları, Brezilya hukukundaki “ağır tahrik” ve “meşru müdafaa” kavramlarını bir annenin biyolojik koruma içgüdüsüyle birleştirdi. Türk okuyucusunun yakından tanıyacağı “evlat için dünyayı yakmak” deyimi, bu davanın sessiz mottosu haline geldi.
Yalnızca bir gün süren ve tansiyonu hiç düşmeyen yargılama sürecinin sonunda jüri, tarihi bir karara imza attı. Jüri üyeleri, bir annenin çocuğunu korumak adına girdiği bu yolu “suç” olarak görmedi. Nitelikli kasten öldürme ve cesedi yok etme suçlamalarının tamamından beraat eden Vicente, hakimin kararı açıklamasıyla salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.
Bir yıldır cezaevinde bu anı bekleyen anne, “Kızımı kurtardım, bedeli ne olursa olsun yine yapardım,” mesajını verdi. Hakim, annenin herhangi bir yanlış yapmadığına hükmederek davanın kapanmasını sağladı.
Karar, Brezilya’da olduğu kadar dünya genelinde de geniş yankı buldu. Sosyal medyada “Anne Adaleti” etiketiyle binlerce paylaşım yapıldı. Birçok hukukçu, bu kararın çocuk istismarına karşı toplumsal bir “dur” ihtarı olduğunu belirtirken, kararın “kişisel adalet” arayışını tetikleyebileceği yönündeki endişeler de dile getirildi. Ancak kamuoyunun büyük bir kısmı için Erica, bir katil değil, bir kahraman olarak görülmeye devam ediyor.

