Güneş doğmadan çayırlara iniyorlar: Traktörün giremediği yerlerde tırpanlar sallandı
Kışın 6 ay sürdüğü Ağrı ve Kars’ta çiftçiler, traktörün giremediği dağlık arazilerde tırpanla ot biçerek hayvanlarına kışlık yem hazırlıyor. 25 yıllık tırpan ustası Hüseyin Turan, geleneği çocuklarına aktaracağını söylüyor.
Ağrı ve Kars’ta hayvancılıkla geçinen çiftçiler, yaz boyunca kışlık yem stoku biriktirmek için şafakta çayırlara çıkıyor. Ovalık arazilerde biçerdöver ve traktör kullanan üreticiler, makinenin tırmanamadığı engebeli yamaçlarda yüzyıllardır aynı yönteme başvuruyor.
Gruplar halinde imece usulü çalışan çiftçiler, gün doğmadan tarlaya iniyor. Biçtikleri otları kurutup kış için depolayan üreticiler, zaman zaman türkü söyleyerek ağır mesaiyi hafifletiyor.
Ortayokuş köyünden komşu köye yevmiye karşılığı çalışmaya gelen Hüseyin Turan, köyünde 30-40 kişinin hala tırpan kullandığını anlatıyor. Yaklaşık 25 yıldır tırpan sallayan Turan, “Geçimimizi hayvancılıkla sağlıyoruz, bu nedenle her sene ot biçiyoruz. Bu sıcağın altında çalışmak zordur. Tırpanla ot biçmek zaten çok zor bir iş. Gün doğmadan işe başlıyoruz” diyor.
Turan, tırpanın ağır bir iş olduğu kadar vücudu da formda tuttuğunu vurguluyor. “Tırpan çeken insanlar olarak genelde sağlıklıyız. Kilo olarak diğer insanlarla aramızdaki farkı görüyoruz. Tırpanla ot biçmek güzel bir spordur. Elimiz, ayağımız tutana kadar tırpanla ot biçeceğiz ve çocuklarımıza da öğreteceğiz” diye konuşuyor.
Karslı çiftçi Göktürk Öztürk, bu yılın geçen yıla göre daha bereketli geçtiğini belirtiyor. Öztürk, “Tırpan her zaman ihtiyaçtır çünkü engebeli arazide traktörün biçerdöverin girmediği yerleri mecburen tırpanla biçmek zorunda kalıyoruz” diyor.
Akrabalarına yardıma gelen Aslan Taş ise tırpanın eskiden tek geçim kaynakları olduğunu anımsatıyor. Taş, “İşimiz arazide arpa, buğday ve ot biçmekti. Çiftçiler ağır kış şartlarından sonra şimdi ot biçmeye başladı” ifadelerini kullanıyor.
Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birçok yerde tarih olan tırpan, Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde hem tarım aracı hem de kültürel miras olarak varlığını sürdürüyor.
(AA)