Sol çerçeve yasaya ne diyor? ‘Yeni anayasanın kurumsallaştırılması…’
İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ adıyla yürüttüğü süreçte terör örgütü PKK’nin silahlarını bırakması koşuluyla cezaların düşürülmesi için hazırlanan 12 maddelik “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” komisyondan geçti.
‘Çerçeve yasa’ olarak da bilinen kanun teklifine aydın ve sanatlardan tepkiler gelmişti.
Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu, çerçeve yasayla ilgili bir açıklama yayınladı. Ucu açık ve keyfi bir kısmi af gibi görünen yasanın AKP Türkiye’sini tescillemek ve yeni anayasayla kurumsallaştırmak yönünde bir adım olduğuna dikkat çekildi.
Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
”TBMM gündemine getirilen “Çerçeve Yasa” tasarısı Türkiye’de Cumhuriyet’in yıkımı yolunda kritik bir dönemeci temsil etmektedir. Bu tasarının TBMM ile ilişkisi bütünüyle göstemeliktir. Yüzlerce milletvekili kamuoyunun gözü önünde, tek satırını okumadıkları bir metne imza verdi. Bu uygulamayı kendilerine yakıştıranlar bizi ilgilendirmiyor.
Söz konusu olan bütün halkımızın aşağılanmasıdır. Bunu reddediyoruz. Tasarı, içeriği bakımından ucu açık ve keyfi bir kısmi af gibi gündeme getirilse de asıl mesele bu değildir. Bu düzenleme, AKP Türkiye’sini tescilleme ve yeni anayasayla kurumsallaştırma yolunda atılan bir adımdır. Siyasal mücadelenin, seçme ve seçilme hakkının baskılarla kuşatıldığı bir rejimin yeni yetkilerle donatılmasına şiddetle karşı çıkıyoruz.”
SCP: “PİYASA DEMOKRASİSİ”NİN ÜRÜNÜ
Sosyalist Cumhuriyet Partisi de ‘çerçeve yasa’ kanun teklifine karşı bildiri yayımladı. Partinin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
AKP iktidarı, bir yandan “çözüm” ve “demokratikleşme” söylemleriyle anayasa taslağı hazırlarken, diğer yandan ülkenin temel sorunlarını derinleştiren politikalarına hız kesmeden devam etmektedir. Bugün “barış” diyenler; yarın İran direnişine karşı Amerikan jandarmalığı yapma peşindedirler. Bugün “demokrasi” diyenler, Barrack’in “müşfik monarşi”sinin taşlarını döşemekte kendi ikballerinin önündeki engelleri kaldırmayı hedeflemektedirler. Aynı “demokrasi havarileri”, demokratik usullerle seçilmiş belediye başkanlarını zindanlara atmakta, parti yetkililerini “mutlak butlan” darbesiyle görevden almaktadır. Bu hukuksuzluk, ana muhalefetin de dilinden düşürmediği, “piyasa demokrasisi”nin ürünüdür.
”GERÇEK KARDEŞLİK ANCAK TAM BAĞIMSIZLIK, LAİKLİK VE CUMHURİYET TEMELİNDE KURULABİLİR”
Öte yandan Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar birkaç madde değişikliğiyle ya da bir “çerçeve yasa”nın usul tartışmasıyla çözülecek basit teknik meseleler değildir. Ülkemizin temel sorunları emperyalizme bağımlılık, üretimi ve bağımsızlığı yok eden rant ekonomisi, milyonları açlığa ve güvencesizliğe mahkum eden sömürü düzeni ve ulusal egemenliği ortadan kaldıran, cumhuriyet devriminin kazanımlarını yok eden ve halkın siyasal karar süreçlerinden tamamen dışlanmasını hedefleyen egemen sınıflardır. Gerçek çözüm, bu düzene karşı koymak ve onu topyekûn değiştirmeyi hedeflemekle mümkündür. Bize, Cumhuriyet çatısı altında tam bağımsız ve gerçekten demokratik hedefleri esas alacak köklü, devrimci bir dönüşüm gereklidir.
Türkiye’de bugün gerçek barış ve kardeşlik ancak tam bağımsızlık, laiklik ve cumhuriyet temelinde kurulabilir.
THK: ”KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ EMEKÇİLERİN MÜCADELESİNİN KONUSUDUR”
Türkiye Komünist Hareketi (THK) de konuya ilişkin tepki bildirisi yayımladı. Açıklamada şunlar kaydedildi:
”Komünistler olarak Kürt sorununda çözümün yanında olduğumuzu, bu sorunu sınıfsal bir eşitlik sorunu olarak gördüğümüzü, Türkiye’nin demokratikleşmesinin yolunun da Amerikancı, emek düşmanı, gerici tek adam rejiminden, sermaye sınıfından, kurtulmak olduğunu bir kez daha ilan ederiz. Komünistler terörün karşısındadır, bugün silah bırakılmasının da karşısında yer almadığımız gibi, bu pazarlığın AKP-MHP iktidarını ve Ortadoğu’daki “Amerikan barışı”nı desteklemenin doğal bir sonucu olarak başta Kürt emekçileri olmak üzere ülkenin ilerici birikimine dayatılmasını doğru bulmuyoruz. Kürt sorununda çözümün yolu tek adam rejiminin ömrünü uzatmaktan ve gerici bir rejimin anayasasını oylamaktan geçmeyecektir. Sınıfsal bir sorun olan Kürt sorununun çözümü emekçilerin sosyalist, laik ve bağımsız cumhuriyeti için verilecek mücadelenin konusudur.”