Uludağ’ın zirvesine gizlenen 7 doğa harikası: Milyonlarca yıldır kuraklığa meydan okuyorlar
Uludağ’ın zirvesinde, çoğu dağcının bile varlığından haberdar olmadığı bir Göller Bölgesi uzanıyor. Buzul aşındırmasının milyonlarca yıl boyunca şekillendirdiği bu bölgede toplam 7 göl yer alıyor.
Göllerin adları Aynalı Göl, Karagöl, Buzlu Göl, Kilimli Göl, Heybeli Göl, Kovukdere Gölü ve Çayırlıdere Gölü olarak sıralanıyor. Her biri milyonlarca yıllık jeolojik sürecin izlerini taşıyor.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, göllerin tamamının milyon yıllar içinde meydana gelen doğal oluşumlar olduğunu vurguluyor.
Uludağ, yaygın kanının aksine volkanik bir dağ değil. Tektonik hareketler ve magmatizmanın etkisiyle yükselmiş bir dağ olan Uludağ’da hiçbir zaman volkanik patlama yaşanmamış, bu nedenle bölgede krater gölü bulunmuyor.
Göllerin oluşum süreci buzul dönemlerine dayanıyor. Buzulların aşındırdığı jeolojik birimler çukurlaşırken önlerinde biriken moren setleri doğal barajlar oluşturmuş, bu teknelere yüzey ve yer altı suları dolarak gölleri meydana getirmiş.
Zengin jeomorfolojik ve tektonik yapının ürünü olan bu göller, hem yüzeysel hem yer altı sularıyla besleniyor. Bu çift kaynaklı beslenme sistemi göllerin kuraklık dönemlerinde bile tamamen kurumadan ayakta kalmasını sağlıyor.
Göllerin boyutları ve derinlikleri birbirinden büyük farklılıklar gösteriyor. Örneğin Kilimli Göl’ün çevresindeki duvarlar 4,5 metre yüksekliğindeyken bir diğer gölün etrafındaki kayalık duvarlar 300 metreye ulaşıyor.
Yıldız, göllerin jeomiras niteliği taşıdığını belirtiyor. Jeomiras kavramı, milyonlarca yıllık jeolojik evrimin izlerini taşıyan ve bilimsel değeri nedeniyle korunması gereken doğal oluşumları tanımlıyor.
Ancak bu kavram Türkiye’de henüz tam anlamıyla yerleşmemiş durumda. Dünyada her yıl UNESCO’nun da dahil olduğu bir kuruluş tarafından açıklanan ilk 100 jeomiras listesine Türkiye’den Nemrut Dağı, Kapadokya ve Salda Gölü gibi örnekler giriyor.
Yıldız’a göre Marmara Bölgesi’nde ve özellikle Uludağ’da bu listeye aday olabilecek çok sayıda yapı bulunuyor ve göller bunlardan yalnızca biri. Yıldız, “Geçmişin bize vermiş olduğu jeolojik evrimi anlayabilmemiz, gelecekte de benzer çalışmaları yürütebilmemiz için bunların ivedilikle korumaya alınması önem arz etmektedir” diyor.
Jeoloji Mühendisleri Odası 2023 yılında Jeolojik Mirası Koruma Derneği (JEMİRKO) üyeleriyle birlikte Göller Bölgesi’nde saha çalışması gerçekleştirdi. Bölgenin jeomiras statüsüne alınması için çalışmalar sürüyor.
Bu yıl kış aylarındaki yoğun kar yağışı ve bahar yağmurlarının etkisiyle göllerdeki su seviyesi son 5 yıla göre belirgin şekilde arttı. Yıldız, yaz aylarında bile zirvede erimemiş kar kütlelerinin göründüğünü, bu kar birikiminin doğanın doğal depolama sistemi olarak gölleri ve pınarları sürekli beslediğini anlatıyor.
Göller Bölgesi aynı zamanda dağcılık ve doğa yürüyüşü tutkunları için eşsiz rotalar sunuyor. Ancak bölgenin geleceği, jeomiras statüsünün kazandırılıp koruma altına alınmasına bağlı görünüyor.
(AA)