Meclis’te Genel Kurul’da kabul edilen pırlanta ve elmastan yüzde 20 ÖTV (özel tüketim vergisi) alınması önerisi tekliften çıkarıldı. Mutfak tüpünden ÖTV alanlar pırlanta ve elmastan ÖTV alamadılar. Vergiden “zenginin, patronun” muaf tutulduğuna ilişkin genel bir yasa çıkarsalar her yasal düzenlemede ayrı ayrı yorulmamış olacaklar
. Pırlanta ve elmasa gösterilen hassasiyetin katbekat fazlası özel okul patronlarına gösteriliyor. İktidarın, AKP-MHP ittifakının tercihi hep aynı. Halktan, emekçiden, yoksuldan değil patrondan, güçlüden yana. Özel okul patronlarına yıllardır ne istedilerse verildi. Son 25 yılda özel okul artışı yüzde 700. 2001-2002 eğitim-öğretim yılında bin 887 özel okul var iken 2024-2025’te bu sayı rekor artışla 14 bin 700’e ulaşmış durumda
. Özel okulların toplam okulların içerisinde payları 3,72’den 19, 85’e yükseldi. Artık beş okuldan biri özel okul. *** Okul öncesinde özelin oranı yüzde 41,22. Lisede ise bu oran yüzde 24,81. Neredeyse iki okul öncesi kurumdan biri ve dört liseden biri özel okul. Özel okullar sektör raporunda özellikle Ağustos 2025’te yayımlanan “T.C
. Cumhurbaşkanlığı, Yatırım ve Finans Ofisi tarafından yayınlanan Türkiye Yatırım Teşvik Sistemi”ne ayrıca vurgu yapılıyor. Özel okullara teşvikler sıralanıyor. KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, arazi tahsisi, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz veya kâr payı desteği… Özel okul patronlarına ne istedilerse verilirken özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin 2014’te taban maaş hakkı ellerinden alındı
. Özel okul patronlarına vergi indirimleri/afları, kâr, faiz payları, milyarlarca teşvik, kamuya ait onlarca arazi, öğrencilere “paran varsa, ödediğin para kadar eğitim” öğretmenlere açlık, yoksulluk sınırı altında esnek, güvencesiz çalıştırma koşulları. Özel okul sayısı arttıkça özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin sayısı da artıyor
. Çalışan öğretmenlerin yüzde 15’ini (177 bin 738) özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler oluşturuyor. *** Eğitimin kamusal hak değil sektör olarak görüldüğü her gün öğrencilerle birlikte öğretmenler de kaybediyor. Özel okulların arttığı her yıl eğitimde eşitsizlik derinleşiyor. Eşitsizliğin arttığı her gün çocuklar okuldan, örgün eğitimden kopuyor
. Öğretmenler ucuz, esnek, geçici, güvencesiz çalışma koşulları ile karşı karşıya bırakılıyor. Eğitimde öyle büyük bir yıkım yaşıyoruz ki… Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıldönümüne sayılı günler kala kaybettiğimiz laik, kamusal eğitimin aslında geleceğimizi kaybetmek olduğunu hep birlikte yaşayarak gördük.
“Vatanın dağlarında, kırlarında, bayırlarında hatta en ücra yerlerinde kendi başına açıp solan çiçek bırakmayacağız” diyerek yola çıkılan günlerden yüz binlerce çocuğun yoksulluk, eşitsizlik nedeniyle okulları terk ettiği , eğitimle bir gelecek yaratma umudunu kaybettikleri günleri yaşıyoruz artık. Özel okul patronlarına aktarılan milyarlar halkın, emekçinin alın teridir
. Özel öğretim kurumlarına tahsis edilen araziler kamuya, halka aittir. O milyarlar, vergi indirimleri, muafiyetleri çocukların, gençlerin elinden alınan kamusal eğitim hakkıdır. Özel okulların kamulaştırılması mücadelesi en başat mücadele başlığıdır. Halka ait olanı geri almaktır. Eşit, parasız, nitelikli, kamusal eğitimi; çocukların, gençlerin eğitimle bir gelecek yaratma umudunu yeniden kazanmaktır.