OKUYAN’DAN 1 MAYIS ANALİZİ: BAĞIMSIZ ÇİZGİ ŞART, CHP ÇÖZÜM OLAMAZ
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de katıldığı programda 1 Mayıs kutlamalarını ve Türkiye solunun mevcut tablosunu değerlendirdi. Okuyan, 1 Mayıs’ın emekçi halkın gerçek gündeminden uzaklaştığını ve solun düzen partilerinin gölgesinden kurtulması gerektiğini belirtti. “Türkiye’de işçi sınıfı hareketinin, devrimci hareketin 1 Mayıs’la ilgili problemi çözmeye başlaması lazım. Bunun adresi CHP olamaz. CHP bir düzen partisi.” dedi.
“HALKIN GÜNDEMİYLE BAĞ ZAYIFLADI”
Kemal Okuyan, bu yılki 1 Mayıs katılımının zayıf kalmasını özeleştirel bir yaklaşımla ele aldı. İşçi sınıfı ile 1 Mayıs arasındaki bağın zayıfladığını vurgulayan Okuyan, kutlamaların büyük ölçüde sembollere ve polisiye tartışmalara hapsolduğunu ifade etti. Taksim ısrarının saygıdeğer olduğunu ancak meselenin bir “polisiye vaka” haline getirilmesinin kitleleri asıl gündemden uzaklaştırdığını savundu.
“BELEDİYE İMZALI 1 MAYIS KABUL EDİLEMEZ”
İzmir Gündoğdu mitinginde sahnenin her yerinde Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın imzasının bulunmasını sert dille eleştiren Okuyan, sendikaların bağımsızlığını sorguladı. DİSK ve KESK gibi yapıların bir sahne kuracak iradeyi gösterememesinin sendikal yönetimin direncini yitirdiğinin bir kanıtı olduğunu belirterek, “Bu tablodan sadece TKP rahatsızlık duyuyor” dedi.
“SOL, CHP HİZİPLERİNE TARAF OLMAMALI”
Türkiye solunun CHP ve DEM Parti çizgisi arasında sıkışıp kaldığını belirten Okuyan, bu durumun halka ümit veremeyeceğini söyledi. CHP’nin bir düzen partisi olduğunu hatırlatan TKP Genel Sekreteri, partisi içindeki adaylık yarışlarında veya hiziplerde taraf olan bir sol anlayışın toplumsallaşamayacağını savundu. Okuyan’a göre tek kurtuluş; sınıfsal temelli ve bağımsız bir siyasi hattın güçlendirilmesinden geçiyor.
FATURA SALDIRISI VE NATO TEHLİKESİ
Önümüzdeki dönemin ekonomik ve siyasi açıdan çok daha zorlu geçeceğine işaret eden Okuyan, özellikle enerji fiyatlarındaki artışın halk üzerinde büyük bir baskı oluşturacağını söyledi. Ayrıca Türkiye’nin NATO içindeki yeni rolü ve Avrupa’nın silahlanma yarışı gibi uluslararası gelişmelerin, işçi sınıfının mücadelesinden bağımsız düşünülemeyeceğini ekledi.