TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, ikinci toplantısını yaptı.
Toplantının ardından açıklama yapan CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, okullarda yaşanan şiddet olayları ve dijital risklere ilişkin tablonun artık “ihmal edilemez bir noktaya” geldiğini belirterek, eğitim sisteminde biriken sorunların her geçen gün daha ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi.
“İTAATKAR, KANAATKAR NESİLLER YETİŞTİRMEK UĞRUNA ASIL SORUNLAR GÖRMEZDEN GELİNDİ”
İktidarın eğitim politikalarını eleştiren CHP’li Özçağdaş, okullarda yaşanan şiddet ve güvenlik sorunlarının uzun süredir görmezden gelindiğini savunarak, “İtaatkâr, kanaatkâr nesiller yetiştirme uğruna asıl sorunlar göz ardı edildi” dedi.
Eğitimin ideolojik bir perspektifle ele alındığını ve okulların birer “seçmen yetiştirme alanı” olarak görüldüğünü öne süren Özçağdaş, bu nedenle okulların güvenliği gibi asıl sorunların geri planda bırakıldığını ifade etti.
Okullarda son yıllarda yaşanan can kayıplarına da dikkat çeken Özçağdaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve geldiği dönemden bu yana eğitim alanında 42 kişinin hayatını kaybettiğini, Nisan ayının ortasından Mayıs’ın başına kadar 5 kişinin daha öldüğünü söyledi. Okullardaki şiddetin araştırılması için Meclis’e birçok kez önerge verildiğini hatırlatan Özçağdaş, “İktidar hiçbir şeyden ders almadan yoluna devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Okullarda yaşanan saldırıların çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğini belirten Özçağdaş, sorunun yalnızca fiziksel güvenlikle sınırlı olmadığını dile getirdi.
“İKTİDAR SADECE ÖLÜMLE BİTEN BÜYÜK OLAYLAR OLDUĞUNDA SORUNU GÖRÜYOR”
Okullarda güvenlik görevlisi bulunmasının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını belirten Özçağdaş, şunları dile getirdi:
“Kapıya güvenlik görevlisi koymak, okul içinde yaşanan tüm sorunları ortadan kaldırmaz. Ancak kamusal alanlar olarak okulların fiziksel güvenliğinin sağlanması zorunludur. Nasıl ki kamu kurumlarında, hastanelerde, AVM’lerde güvenlik varsa, çocukların bulunduğu eğitim alanlarında da olmalıdır.
Okullarda 18 milyona yakın öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen bulunuyor. Bu çocukların her biri farklı sosyo-psikolojik ve sosyo-ekonomik koşullardan geliyor. Okul sadece ders yapılan bir yer değildir. Bu nedenle sosyal hizmet ve güçlü bir psikososyal destek programına ihtiyaç vardır.
Rehber öğretmen sayısı yetersizdir ve verilen sözler yerine getirilmemiştir. Bir önceki Milli Eğitim Bakanı döneminde her 100 öğrenciye bir rehber öğretmen atanacağı vaadi vardı. Maalesef Yusuf Tekin’in ilk vazgeçtiği işlerden biri bu oldu, ‘O sözü ben vermedim’ dedi.
Öğretmenler ve okul yöneticileri sürekli baskı altında bırakılmaktadır. Öğretmenlerin itibarı zedelenmekte, karar süreçlerine dahil edilmemekte ve idareciler çaresiz bırakılmaktadır. Bu durum eğitim sisteminin temel sorunlarından biridir.
Okulların yalnızca akademik alanlar değil, aynı zamanda öğrencilerin sanat, spor ve sosyal faaliyetlerle kendini geliştirdiği yaşam alanları olması gerekir. Bugün bu alanlar yetersizdir ve bu durum öğrencilerin okulla bağını zayıflatmaktadır.
Okul, aile ve toplum arasındaki bağ güçlendirilmelidir. Okul aile birlikleri gerçek işlevinden uzaklaşmıştır. Velilere sağlıklı ebeveynlik konusunda eğitimler verilmesi gerekmektedir.
Toplumda yaygınlaşan şiddet kültürü, medya içerikleri, akran zorbalığı ve madde kullanımı gibi faktörler çocukları doğrudan etkilemektedir. Bu sorunlar bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Fakat maalesef iktidar sadece ölümle biten büyük olaylar olduğunda toplumsal itirazı, infiali, feryadı susturmak, sönümlendirmek için bu tür çalışmaları başlatıyor.”
“İKTİDAR SOSYAL MEDYADA SADECE MUHALİFLERİ TAKİP EDİYOR”
Dijital platformlarda çocukların korunmasına yönelik önlemlerin yalnızca yasaklayarak alınmaya çalışıldığını belirten Özçağdaş, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından gündeme gelen “C31K” isimli sosyal medya topluluğunu örnek gösterdi. Özçağdaş;
“Kanalda 100 bin üye var, demek ki denetlenmiyor, siber güvenlik takip edilmiyor. Neden? Çünkü aslında devletin bütün enerjisi muhaliflerin takibiyle ilgili.
Yani Cumhurbaşkanı ile ilgili bir latife yapsanız gece saat 2’de gelinip evden alınıyorsunuz. Ama birileri açıkça ‘onu vuracağız, bunu kıracağız, onu öldüreceğiz’ diyor ve bir platformda 100 bin küsur kişi olmuşlar ki, bu sadece bir platformdaki kişi sayısı. Milyonlarca insan var, ancak platformları takip eden yok. Burası tam olarak siyasi iktidarın ülkede krize soktuğu alandır” dedi.