EKONOMİDE ÜÇ YILLIK MUHASEBE: HEDEFLERİN NERESİNDEYİZ?
Haziran 2023’te “başka seçenek kalmadı” diyerek dümene geçen yeni ekonomi yönetimi, geride bıraktığı üç yılda enflasyonu yüzde 40 seviyesinden devralıp, Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 33 seviyesine ancak indirebildi. Programın ana hedefi olan “tek hane” hayali, hem iç hem de dış etkenlerin duvarına çarptı.
FAİZDE “AGRESİF” OLUNAMADI
Ekonomist Alaattin Aktaş, enflasyon politikalarının bekleneni neden veremediğini değerlendirdi. Göreve gelindiğinde ilk adım Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) tahribatını durdurmak ve faiz artışına gitmekti.
Ancak ekonomi yönetimi faiz konusunda beklenen agresif tutumu sergileyemedi. Küçük adımlarla yapılan artışların enflasyon üzerindeki soğutucu etkisi sınırlı kaldı. 2023 yazında döviz kurunun serbest bırakılmasıyla enflasyon bir ara yüzde 75,45 ile rekor kırdı.
ÜÇ YILIN İKİ BÜYÜK “TALİHSİZLİĞİ”
Programın başarısını engelleyen iki kritik dönem öne çıkıyor:
1. Mart 2025 İBB Operasyonu: Geçen yıl Mart ayında başlayan siyasi süreç ve dövizdeki ani sıçrama, Merkez Bankası’nın elini kolunu bağlayarak faiz artırımını zorunlu kıldı ve dezenflasyon sürecini sekteye uğrattı.
2. Trump ve Enerji Krizi: 2026 yılına damga vuran Trump’ın dönüşü, ABD-İsrail hattının İran’a yönelik hamleleri enerji fiyatlarını küresel ölçekte uçurdu. Akaryakıtta “eşel mobil” sistemiyle yangın söndürülmeye çalışılsa da, elektrik ve doğalgaz zamlarının etkisinin henüz tam olarak fiyatlara yansımadığı belirtiliyor.
ORTALAMA ENFLASYON yüzde 47
Son üç yılın muhasebesi yapıldığında, 36 aylık ortalama enflasyonun yüzde 47 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşmiş olması, vatandaşın alım gücündeki kaybın sadece güncel oranla (yüzde 33) açıklanamayacağını gösteriyor.
Mayıs ayı itibarıyla yüzde 33 civarında beklenen yıllık oran, enerji maliyetleri ve vergi yükleri nedeniyle önümüzdeki aylarda yeniden yukarı yönlü bir risk barındırıyor.