Hantavirüs Türkiye’ye zaten gelmiş: Salgına dönüşecek mi?

HANTAVİRÜS PANİĞİNE BİLİMSEL NOKTA: “PANDEMİ RİSKİ YOK”

Hollanda bandıralı “MV Hondius” isimli gemide patlak veren hantavirüs vakaları sonrası Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, virüsün biyolojik yapısı ve bulaşma yolları hakkında kritik bilgiler paylaştı

TEMEL KAYNAK KEMİRGENLER

Prof. Dr. Azap, hantavirüsün yeni bir virüs olmadığını, yaklaşık 40 türü bulunan ve kemirgenler aracılığıyla taşınan bir aile olduğunu belirtti. Bunlardan 20’sinin insanlarda hastalığa neden olduğunu söyledi.

Virüsün insanlara genellikle kemirgen idrarı ve salgılarıyla kirlenmiş tozların solunmasıyla bulaştığını söyleyen Azap, “İnsandan insana bulaşma çok sınırlı ve bu sözünü ettiğimiz 20 farklı tipten sadece bir tanesine ilişkin şüpheli birtakım vaka bildirimleri var. Dolayısıyla bunlar genellikle kemirgenlerin kirletmiş olduğu ortak bir kaynaktan diğer insanlara bulaşıyor” diye konuştu.

BÖLGEYE GÖRE ETKİSİ DEĞİŞİYOR

Virüsün etkisinin coğrafyaya göre farklılık gösterdiğini ifade eden Azap; Amerika kıtasındaki türlerin ağır akciğer yetmezliğine (hantavirüs akciğer sendromu), Avrupa ve Asya’daki türlerin ise daha çok böbrek tutulumuna neden olduğunu kaydetti.

TÜRKİYE VERİLERİ VE KORUNMA YOLLARI

Türkiye’de 2009-2025 yılları arasında toplam 14 hantavirüs kaynaklı ölümün kayıtlara geçtiğini belirten TTB verilerine göre, 2025 yılında şu ana kadar 12 vaka tespit edildi ancak can kaybı yaşanmadı. Azap, virüse karşı bir aşı veya özel bir ilaç olmadığını, tedavinin destekleyici yöntemlerle yapıldığını vurguladı.

“PANİĞE GEREK YOK”

Azap şu ifadeleri kullandı:

“Dünyaya yayılacak büyük bir pandemi riski kesinlikle söz konusu değil. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de bununla ilgili güncellemelerinde hala dün itibarıyla pandemi riskini çok çok düşük olarak sınıflamış durumda.

Aynı şekilde Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi de herhangi bir salgın riskini çok çok düşük olarak sınıflandırmış durumda. Yani telaşlanacak bir durum kesinlikle söz konusu değil.”

Author: Yusuf Arslan