Wall Street Journal’ın yayınladığı son rapor, Avrupa’da “iktidar” koltuğunun artık ateşten bir gömleğe dönüştüğünü tescilledi. Ekonomik durgunluk, rekor yaşam maliyetleri, bitmek bilmeyen göç dalgası ve küresel savaşların yarattığı enerji şokları, seçmeni yerleşik liderlere karşı adeta savaş açma noktasına getirdi.
İNGİLTERE: STARMER İÇİN “ROBOTİK” ÇÖKÜŞ
Ada siyaseti tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. İşçi Partisi lideri Keir Starmer, yerel seçimlerdeki ağır hezimetin ardından yüzde 20’lik destekle adeta siyasi nakavt oldu. Onay oranı eksi 50’ye gerileyen Starmer, İngiliz medyasında “robotik” ve “paspas” yakıştırmalarıyla anılırken, halk bozuk yollar ve çöken sağlık sistemi karşısında “Ne oluyor?” diye sormaya başladı.
ALMANYA: MERZ’İN “YAZ MÜJDESİ” HAVADA KALDI
Almanya’da ise Şansölye Friedrich Merz’in ekonomiyi ayağa kaldırma vaatleri İran savaşı ve enerji krizinin gölgesinde kaldı. Kamuoyunun sadece yüzde 13’ü hükümetten memnunken, Merz’in partisi CDU yüzde 22’ye geriledi. Meydanı boş bulan aşırı sağcı AfD ise yüzde 27 ile rekor kırarak ülkenin en güçlü siyasi gücü haline geldi. Analistler, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan temel güven duygusunun artık buharlaştığı uyarısını yapıyor.
FRANSA VE DİĞERLERİ: MACRON HEDEF TAHTASINDA
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, popülistlerin nefret objesi haline gelerek yüzde 20 desteğe çakıldı. 4,1 trilyon dolarlık devasa borç yükü ve sürekli değişen başbakanlar, Fransa’yı savaş öncesi istikrarsızlık dönemlerine geri döndürdü. Benzer bir tablo İtalya’da Meloni, İspanya’da Sanchez ve Hollanda’da Jetten için de geçerli; olumsuz görüş oranları yüzde 60 bandına dayanmış durumda.
“SİSTEM AYAK UYDURAMIYOR”
Alman siyasetçi Norbert Röttgen’in deyimiyle; yapay zekadan jeopolitik şoklara kadar yaşanan hızlı değişime siyasi sistemler yetişemiyor. Seçmenlerin gözünde “elitler korunuyor, sıradan vatandaş kaderine terk ediliyor” algısı kemikleşirken, Avrupa’nın merkez siyaseti parçalı parlamento yapıları ve iç bölünmeler nedeniyle felç olmuş durumda.