DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, “Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalıdır. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda bulunması gerekmektedir” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da bir araya geldi. Ardından, ortak basın toplantısında konuşan Bakan Fidan, “Sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduk. Malumunuz, bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor. Her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu durum, Türkiye olarak bizi bölgemizle daha fazla eş güdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm halinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.
‘İSRAİL’İN EYLEMLERİNE KARŞI AKLISELİMLE HAREKET EDİLMESİ ZARURİDİR’
Bölgenin, 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kaldığını belirten Fidan, “Küresel ölçekte ciddi etkiler yaratan bu savaş karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği ve temas trafiği içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalıdır. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda bulunması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Fidan, İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ettiğini belirtti.
‘SURİYE’NİN BÖLGEMİZDEKİ KRİZİN MENFİ YANSIMALARINDAN UZAK TUTULMASI GEREK’
Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olunduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, “Bölgemizde kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından biri de şüphesiz komşumuz Suriye’nin istikrarıdır. Suriye halkı 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024’te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz, devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisnai bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye’nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye ile yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye’nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye, bu yönde yürüttüğü çabalarda Suriye’nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız birdir; mutluluğumuz ortaktır. Güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan, Suriye’nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır” diye konuştu.
Fidan, miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacağına vurgu yaptı.
‘MÜZAKERE SÜREÇLERİNİ BİR KEZ DAHA SABOTE ETMESİNE KESİNLİKLE İZİN VERİLMEMELİDİR’
Kalıcı barış ve istikrar için çaba sarf edilirken, bölgeyi uçuruma sürükleyen esas unsurun göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Bakan Fidan, “Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur; İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu’da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’daki iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs’te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan Lübnan’da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail’in Lübnan’daki işgalinin sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum; Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir” diye belirtti.
Hakan Fidan, bölgesel gelişmelerin uluslararası toplumun dikkatini Filistin’den ayırmamasının da ayrıca önem taşıdığına dikkat çekti.
‘DİPLOMASİ FORUMU’NA SAYIN ŞARA’NIN İŞTİRAK EDECEK OLMASI MEMNUN ETTİ’
Gazze’de ateşkes tesis edilmesine rağmen Filistin halkı halen en temel insani ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluklar yaşadığını hatırlatan Dışişleri Bakanı Fidan, “İsrail’in ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve yeniden inşa kapsamındaki faaliyetlerin zaman kaybedilmeden başlaması gerekmektedir. Gazze’nin yeniden imarı için Türkiye üzerine düşen görevleri yerine getirmekte kararlıdır. Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı bu dönemde, İsrail’in Batı Şeria’da yürüttüğü eylemleri de endişeyle takip ediyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in fiili durum yaratma adımlarına karşı gerekli tedbirleri alması şarttır. Bu çerçevede uluslararası toplumu seferber etme çabalarımızı ortaklarımızla beraber yürütmekteyiz. İnanıyoruz ki istikrarını ve güvenliğini tam olarak tesis etmiş bir Suriye, tüm bölgenin ve uluslararası toplumun yararınadır. Bu anlayışı somut neticelere ulaştırmak amacıyla Suriyeli kardeşlerimizle ortak gayretlerimizi ve üst düzey temaslarımızı önümüzdeki dönemde de her alanda, her seviyede sürdürmeye devam edeceğiz. Nitekim bu ay düzenleyeceğimiz Antalya Diplomasi Forumu’na Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın iştirak edecek olmasını öğrenmekten memnuniyet duyduk” diye konuştu.
‘GÖRÜŞMELERE GEÇMEDEN HEMEN İLK ARIZA ORTAYA ÇIKTI’
Bakan Fidan, cumartesi günü başlaması planlanan görüşmelerin, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizma olduğunu söyledi. Bir ateşkes eşliğinde bu görüşmelerin yapılıyor olmasının, çok uzun tartışmalardan sonra, savaş devam ederken tarafların mutabık kalabildiği bir husus olduğuna işaret eden Fidan, “Biliyorsunuz, iki görüş vardı: ‘İlk önce tam kapsamlı bir anlaşmaya varalım, sonra ateşkes olsun’ ve ‘Önce ateşkes olsun, sonra anlaşmaya varalım’ görüşleri. Sonra ortada birleşildi. Denildi ki, ‘Ön çerçevede mutabık kalalım ve tartışacağımız konuları, ateşkesle beraber hayata geçirelim’ şeklinde bir orta yol bulundu. Bunun için de cumartesi günü görüşmeler başlayacak. Burada Pakistanlı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten her türlü çabayı ortaya koydular. Taraflar tıkandığı zaman gerek biz gerek onlar sürekli sahnedeydik. ‘Nasıl açarız, nasıl daha yaratıcı çözümler getiririz, her iki tarafı da dengeli tutabilecek, sürecin içinde tutabilecek ne yapabiliriz?’ hep bunun arayışı içerisinde olduk. Gerçekten son üç dört hafta, sürekli yoğun diplomasi ve bir akıl oyununun oynandığı bir süreç oldu. Ama daha olayların çok başındayız. Biliyorsunuz, dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmelerdir. Şunu hatırlatmak isterim, tartışılacak olan konular çok zor başlıklardır. Bunların bir kısmı daha önce Amerika ile İran arasında yapılan görüşmelerde çok sık tartışılmış konulardı” açıklamasında bulundu.
‘BÖLGE VİZYONUNA SAHİP OLDUĞUMUZU TARAFLARA İFADE ETMEKTEYİZ’
Nükleer konunun daha önce en fazla tartışılan konu olduğuna değinen Fidan, “O konuda bile görüş farklılıkları olabilir. Onun dışında, daha önce tartışmadıkları ama bu savaş vesilesiyle devreye giren yeni hususlar var. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı’nın bundan sonraki durumu ve seyrüsefer emniyetinin geleceğidir. Çünkü Hürmüz Boğazı sadece Körfez ülkelerini değil, bütün küresel ekonomiyi çok yakından ilgilendiren bir geçiş noktasıdır. Bunu bütün dünya, son bir aylık savaş sürecinde çok net bir şekilde hissetti ve gördü. Onun dışında bölgesel güvenliğin sağlanması da önemlidir. Bölge ülkeleri ile İran’ın da bu vesileyle bir uzlaşma zeminine gitmesi ve aralarında bulunan örtülü veya açık ne kadar problemli alan varsa çok açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konması ve bunun da bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Türkiye olarak biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz. Bunu taraflara ifade etmekteyiz. Taraflar, özellikle bölgedeki Arap ülkeleri, bir kısmı Körfez’de, bir kısmı Körfez dışında olan ülkeler, İran ile olan sorunlarını dışarıdan aktör çağırarak halletme arayışına girmişlerdir. Buna mukabil İran’ın bölgede vekil unsurlar aracılığıyla yayılma girişimleri, her zaman için bölgede çok ciddi gerilimlere sebep olmuştur. Artık bölge savaşlardan yoruldu, bölge işgallerden yoruldu, bölge terörden yoruldu, bölge iç savaşlardan yoruldu, bölge kandan yoruldu. Bölgenin, ilk başta Müslümanların, bölgenin evlatlarının bir arada barış ve huzur içinde yaşaması gerekmektedir. Sonrasında ise İsrail’in yayılmacılığıyla ilgili olarak uluslararası diplomatik çerçevede, uluslararası aktörlerle birlikte gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir” dedi.
‘SALDIRILARIN BİR HATA OLDUĞU YÖNÜNDE BİR ULUSLARARASI UZLAŞI ARTIK OLUŞMUŞ DURUMDA’
Bölgenin kendi içindeki bölünmesinin sona erdirmesi gerektiğini belirten Fidan, “Onun için 10 maddelik, 9 maddelik ve farklı başlıklar altında deklare edilen bu planlarda, bölgesel güvenlik ve diğer konuların da bulunduğu zor başlıklar yer almaktadır. 2 hafta yeterli olmayabilir. Eğer taraflar mutabık kalırlarsa ateşkes bir müddet daha uzatılabilir ve görüşmeler devam edebilir. Ama dileğimiz ve gayretimiz de o yönde olacaktır. Bu müzakerelerin iyi niyetle başlaması ve sonuca ulaşması. Dünyanın buna ihtiyacı var, bölgenin buna ihtiyacı var. Hem İran hem Amerika bunu yapabilecek niteliktedir. Bölge ülkeleri de her türlü yapıcı katkıyı vermeye hazırdır. Bölge ülkeleriyle sürekli, kesintisiz bir iletişim halindeyiz. Bunun bir kısmını kamuoyuyla paylaşıyoruz, bir kısmını paylaşmıyoruz. Ama yoğun bir koordinasyon içerisindeyiz. Yürüyen barış görüşmelerine, bölgede olan bitene ve bölge dışındaki ülkelerin; başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, Asya-Pasifik’te bulunan ülkeler ve büyük ekonomilerin çok büyük ilgisi vardır. Yakından takip ediyorlar. Türkiye’yi, yakın dostları ve müttefikleri olarak sürekli arayarak ‘Neredeyiz, ne oluyor, nereye gidiyor, nasıl gidiyor, biz ne yapabiliriz, katkıda bulunabilir miyiz?’ şeklinde sürekli bir iletişim trafiği yürütmektedirler. Esas itibarıyla burada şunu görüyoruz; Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade etmiştim, dünyanın görüş birliğinde ender bir araya geldiği konulardan biri haline gelmiştir. Bu savaşın durdurulması gerektiği ve savaşın başlamasının bir hata olduğu, İran’a yönelik saldırıların bir hata olduğu yönünde bir uluslararası uzlaşı artık oluşmuş durumdadır. Ancak bu, şu anda uluslararası platformlara çok fazla yansıtılmamaktadır” ifadelerine yer verdi.
Lübnan’a yönelik saldırıların açık bir provokasyon olduğunu ifade eden Fidan, şöyle konuştu:
“Bunun altını çizmek istiyoruz. Hem Amerikan hem de uluslararası toplumun buna çok ciddi bir tepki göstermesi gerekiyor. Filistin meselesiyle ilgili, Gazze’de yürüyen görüşmelerle ilgili bu savaşın başından beri biliyorsunuz, bir konuya dikkat çektik. Bu savaş devam ederken ve buna ilişkin gayretlerimizi yoğunlaştırırken, lütfen dünya kamuoyu Gazze’de olup bitenden de dikkatini almasın. Çünkü bunu yaptığınız anda İsrail’in suistimal etme mekanizması devreye giriyor. Biliyorsunuz, Gazze barış planının uygulanmasında çeşitli aşamalar ortaya konmuştu. Birinci aşamada, belli taraflara düşen yükümlülükler var. Ara bulucular olarak, bunların taraflar tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaya başladık. Şimdi bu esnada yeni oluşturulan Gazze heyetinin de işin içinde şu anda aktif rol aldığını görüyoruz. Özellikle Gazze’den sorumlu yüksek temsilci Nikolay Miladinov ve ofisinin de işe başladığını görüyoruz. Biliyorsunuz, Hamas heyeti geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Ondan önce de Türkiye’ye gelmişti. Bizler kendileriyle uzun uzun görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birinci toplantıdan sonra bir kabulleri oldu. Kendileri de bilgilendirme yaptılar. Şimdi şöyle bir durumdayız: Birinci aşamanın uygulanmasında birtakım problemler var. Hamas, kendine düşeni büyük ölçüde yerine getirdi. Ama İsrail’in bu aşamada, birinci aşamayla ilgili belli sözlere bağlı kalmadığına ilişkin veriler ve bulgular var. Hamas, haklı olarak, ikinci aşamaya geçmeden önce birinci aşamada İsrail tarafından yapılmamış hususların hayata geçirilmesi konusunda ısrarcıdır. Ondan sonra ikinci aşamaya geçelim yaklaşımı söz konusudur. Bunlar nelerdir? Ağırlıklı olarak birçok konu var. Bunların başında insani yardımlara ilişkin miktarların, söz verildiği veya anlaşmada öngörüldüğü gibi olmaması gelmektedir. İkincisi, hasta hareketliliğine ilişkin sınır kapılarının açık tutulması, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasına ilişkin politikanın hala istikrara kavuşmamış olmasıdır.”
Bakan Fidan ayrıca, Gazzeli’lerden müteşekkil 15 kişilik teknik yönetim heyetinin hala Gazze’ye girip yönetimi devralmamış olması gibi birinci aşamaya ilişkin tamamlanmamış konular olduğunu söyledi. Şu anda heyetlerin Kahire’de ikinci görüşme için tekrar bir araya gelmek üzere çalıştıklarını belirten Fidan, Hamas ile bir görüşme yapılmasının planlandığını kaydetti.