Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Kuzey Kore, 1960’lı yıllardan bu yana birçok Afrika ülkesinde devasa heykeller ve çeşitli yapılar inşa etti. Birçok kişi için şaşırtıcı olan bu durum, 2010 yılında Senegal’de Afrika Rönesans Anıtı’nın açılışından bu yana dünya gündeminde kendine zaman zaman yer buldu. Kuzey Kore devletine bağlı olarak çalışan Mansudae Sanat Stüdyosu’nun yurt dışı ofisi olan Mansudae Denizaşırı Projeleri isimli kamu girişimi tarafından inşa edilen bu yapıları günümüzde hâlâ çeşitli yerlerde görebilmek mümkün. Peki, Pyongyang’ın ‘anıt diplomasisi’nin arkasındaki gerçek neden ne?

1959’da kurulan Mansudae Sanat Stüdyosu, Kuzey Kore içinde yapılan propaganda çalışmalarında önemli rol oynuyor. Askerî geçit törenlerinde alkışlarla karşılanan devasa heykeller, duvar resimleri, pankartlar ve Kuzey Kore’deki günlük yaşamı anlatan posterlerin neredeyse tamamı, burada çalışan ve 4 bin kişiden oluştuğu tahmin edilen bir ekip tarafından yapılıyor. Mansudae Sanat Stüdyosu’na bağlı olan Mansudae Denizaşırı Projeleri (MOP) isimli birimse Kore’nin bu yeteneğini kimi zaman diplomatik bir jest, kimi zaman da para karşılığında dünyaya pazarlıyor.
HEDİYE OLARAK BAŞLADI
Kuzey Kore’nin bu anıt diplomasisinin temelleri, Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olan Kore Savaşı’na kadar uzanıyor. 27 Temmuz 1953’te imzalanan ateşkes anlaşmasıyla sona eren ve bir barış anlaşması imzalanmadığı için teknik olarak hâlâ devam eden Kore Savaşı, Pyongyang’ı adeta kapalı bir kutu hâline giren olayların başlangıcı oldu. ABD başta olmak üzere birçok ülke tarafından yaptırım listesine alınan ülke, diplomatik ve ticari ilişkilerini ağırlıklı olarak Sovyetler Birliği ve Çin gibi ideolojik olarak kendisiyle yakın olan ülkelerle yürüttü. Takvimler 1960’lı yılları gösterdiğinde Afrika kıtasındaki çok sayıda ülke sömürge olmaktan kurtuldu ve art arda bağımsızlık ilan etmeye başladı. ‘Afrika yılı’ başlamıştı ve Kuzey Kore, bu dönemi Birleşmiş Milletler’de daha fazla destek görebilmek adına bir fırsat olarak kullanmayı planlıyordu.

Senegal’in başkenti Dakar’da yer alan 52 metre yüksekliğindeki Afrika Rönesans Anıtı
Afrika ülkelerinin peş peşe bağımsızlıklarını kazanmaya başlamasının ardından Pyongyang, çok sayıda ülkeye diplomatik bir hediye olarak anıt inşa etmeye başladı. İnşa edilen anıtlar genel olarak bağımsızlık ve emperyalizmle mücadele temalarını barındırıyordu. Kısa süre içerisinde farklı ülkelerde anıt ve heykeller dışında çeşitli tesislerin de inşası başladı. Sudan, Tanzanya, Madagaskar ve daha birçok Afrika ülkesinde saray, stadyum ve su kanalları gibi yapılar inşa edildi. Ancak bu durum çok uzun sürmedi. 1980’li yıllarda Kore ekonomisi kötüleşmeye başladı. Soğuk Savaş’ın sonu görünmeye başlamıştı ve çok büyük bir sürpriz yaşanmadığı sürece kaybeden tarafın Kuzey Kore’nin de dahil olduğu Doğu Bloku olacağı tahmin ediliyordu. Tahminler doğru çıktı ve 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bir dönem sona erdi. Bu gelişme Kuzey Kore ekonomisini daha kötü bir noktaya getirdi. Heykel diplomasisi artık eskisi gibi devam ettirilemezdi ancak Kuzey Kore için bir gelir kapısı hâline gelebilirdi. Öyle de oldu.
Kuzey Kore’nin Afrika’da inşa ettiği en bilinen anıtlardan birisi, Senegal’in başkentine bakan bir tepede bulunan Afrika Rönesansı Anıtı’dır. 2010 yılında tamamlanan anıt, dünya basınında da kendine geniş yer bulmuştu. Afrika’da inşa edilen diğer anıtlar arasında Benin’de 2006 yılında tamamlanan Kral Behanzin Heykeli, Botsvana’nın İngiltere’den ayrılmasına önayak olan üç kabile liderini anlatan anıt ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin eski lideri Laurent-Désiré Kabila’nın heykeli bulunuyor. Kuzey Kore’nin inşa ettiği heykeller kimi zaman ilginç tartışmalara da konu oldu. Bunun en ironik örneklerinden birisi de eski Senegal Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’nin heykeli oldu. Afrikalıdan çok Asyalı bir adama benzediği yönünde tartışma konusu olan heykel, şikâyetlerin artması üzerine Kuzey Kore tarafından yenilenmişti.
GELİR KAPISI HÂLİNE GELDİ
Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve 2000’li yılların başlamasıyla birlikte Kuzey Kore’nin yurt dışındaki heykel ve anıt projeleri devam ediyor olsa da kısmen şekil değiştirdi. Pyongyang, artık ülke dışında inşa ettiği bu yapıları hediye ve jest olarak değil, ağırlıklı olarak para karşılığı yapmaya başladı. Angola, Benin, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Etiyopya ve Togo gibi ülkelerde inşa edilen anıtlar, bu yapıları Kuzey Kore’ye döviz girmesini sağlayan bir sektör hâline getirdi. Uzmanlara göre özellikle Afrikalı liderler, ucuz fiyatlar sebebiyle heykel ve anıt inşa etmek istediği zaman Kuzey Kore’nin kapısını çalıyordu. Bazı tahminlere göre Kuzey Kore, bu yapıları inşa ederek bu zamana kadar en az 260 milyon dolar döviz elde etti.

ABD’nin Kuzey Karolina eyaletindeki Fayetteville Eyalet Üniversitesi’nde görev alan ve daha önce Kuzey Kore hakkında bazı çalışmaları olduğu bilinen Dr. Benjamin R. Young, Kuzey Kore’nin heykel inşası alanında attığı adımları anlatırken “Kuzey Kore’nin dünyada birkaç özel alanı var ve heykel yapımı da bunlardan biri. Sosyalist gerçekçi bir tarzda, makul bir fiyata heykeller yapabiliyorlar. Bu da oldukça görkemli” şeklinde konuştu. Young, Afrika ülkelerinin, MOP’un 2017 yılında Birleşmiş Milletler’in yaptırım listesine alınmasının ardından ilgisinin azaldığını belirterek “Birçok Afrika hükümeti artık Kuzey Korelilere ödeme yapmanın riske değeceğini düşünmüyor. Ancak buna rağmen bazı inşaatların gizli şekilde sürdüğüne yönelik bazı işaretler var. Afrika’da hâlâ rastgele projeler inşa eden birkaç Kuzey Koreli olabilir ancak eskisi kadar çok değil. Kuzey Koreliler genellikle yerel halka Çinli olduklarını iddia ediyorlar, böylece fazla dikkat çekmiyorlar.” dedi.
Kuzey Kore’nin 2022’de Benin’deki Amazon Anıtı’nın yapımında yer aldığı iddia ediliyor. 30 metrelik kadın savaşçı heykeli, Mansudae tasarımlarına benziyor. Benin hükümeti ise bu iddiaları reddediyor. Tüm bunlardan ayrı olarak, Kuzey Kore’nin Mansudae Denizaşırı Projeleri kurumu üzerinden Afrika dışındaki ülkelerde bazı inşaatlar yaptığı da gündeme gelmişti. Kuzey Kore, Kamboçya’da bulunan Angkor Panorama Müzesi’ni inşa etmiş ve Almanya’nın Frankfurt şehrinde bulunan ve İkinci Dünya Savaşı sırasında yok olan Masal Çeşmesi’ni yeniden yapmıştı. Almanya, bu sebeple Kuzey Kore yapımı bir yapıya sahip tek Batı ülkesi olarak biliniyor.