Kentte su rezervleri açısından kritik kabul edilen bahar dönemi sona yaklaşırken, barajlarda istenilen toparlanma sağlanamadı. Son günlerde aralıklarla görülen yağışlar yalnızca sınırlı seviyede katkı sunarken, doluluk oranlarında kalıcı yükseliş oluşmadı. Uzmanlar, yaz ayları öncesindeki mevcut tablonun İstanbul’un su güvenliği açısından yetersiz kaldığını belirtiyor.
İSKİ tarafından açıklanan güncel rakamlar, barajlardaki seviyenin durağanlaştığını ve kademeli düşüş eğilimine girdiğini ortaya koydu.
Resmi verilere göre 18 Mayıs’ta yüzde 71,53 olarak ölçülen doluluk oranı, 19 Mayıs’ta yüzde 71,44’e indi. Son açıklanan 20 Mayıs verilerinde ise oran yüzde 71,38 olarak kaydedildi.
Bahar yağışlarına rağmen su seviyelerinin beklenen noktaya ulaşamaması, sıcak yaz ayları öncesinde risk uyarılarını artırdı.
20 Mayıs 2026 verilerine göre
Ömerli Barajı yüzde 95,2
Darlık yüzde 91,98
Elmalı yüzde 96,04
Terkos yüzde 59,43
Alibey yüzde 65,89
Büyükçekmece yüzde 55,2
Sazlıdere yüzde 44,39
Istrancalar yüzde 33,53
Kazandere yüzde 56,65
Pabuçdere yüzde 56,51
Geçen yıl yaşanan yoğun kuraklık dönemi hariç tutulduğunda, İstanbul’daki mevcut rezervlerin son 10 yılın en düşük seviyeleri arasında bulunduğu değerlendiriliyor. Özellikle nisan ayında beklenen güçlü yağışların gerçekleşmemesi, kentin olası su sıkıntılarına karşı dayanıklılığını azalttı.
Uzman değerlendirmelerine göre yaz dönemine girilirken baraj seviyelerinin güvenli kabul edilen yüzde 80-90 bandına ulaşamaması dikkat çekici bir kırılganlık oluşturuyor. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artacak buharlaşmanın mevcut rezervler üzerindeki baskıyı daha da artıracağı öngörülüyor.
Günlük su tüketimi 3 milyon metreküpü aşan İstanbul’da yalnızca şehir içindeki baraj havzaları ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Artan nüfus ve yükselen kullanım nedeniyle Melen ve Yeşilçay sistemlerinden sağlanan su desteği kritik önem taşımaya devam ediyor.
Yapılan analizlerde, çevre havzalardan gerçekleştirilen düzenli su transferlerinin olmaması halinde İstanbul’un çok daha ağır bir su kriziyle daha erken karşılaşabileceği ifade ediliyor.
Baraj doluluk oranı, rezervuarlarda bulunan mevcut su miktarının toplam kapasiteye oranını gösteren temel veri olarak tanımlanıyor. Yüzde üzerinden hesaplanan bu oran, kentlerin su güvenliği açısından en önemli göstergeler arasında yer alıyor.
İçme suyu planlamasının yanı sıra tarımsal sulama ve hidroelektrik enerji üretiminde de belirleyici olan doluluk oranlarının düşmesi su kıtlığı riskini, aşırı yükselmesi ise taşkın ve güvenlik risklerini gündeme taşıyor.