Dev banka tarih verdi: Altında toparlanma başladı mı?

Küresel finans koridorlarında faiz politikaları ve güçlü dolar endeksi rüzgarı eserken geçtiğimiz günlerde ons altın fiyatları yaralarını sarmaya başladı. Günlük bazda yüzde 0,50’lik bir primle 4.562,406890 dolar bandına tırmandı. Her ne kadar Amerikan tahvil getirilerindeki yukarı yönlü ivme altını baskı altında tutmaya devam etse de Wall Street’in amiral gemisi Goldman Sachs, merkez bankalarının altın talebinin son açıklanan verilerin ötesinde bir güce sahip olduğunu savunuyor.

Banka analistleri, merkez bankalarının alımlarında yaşanan görece yavaşlamanın yapısal bir talebi bitişi değil, resmi raporlama süreçlerindeki gecikmelerden kaynaklandığını düşünüyor. Açıklanan raporda en dikkat çekici itiraflardan biri de bankanın kendi tahmin modellerine yönelik oldu.

Stratejistler, Ağustos 2025 tarihinden bu yana merkez bankalarının altın toplama hızına ilişkin yaptıkları öngörülerin gerçek rakamların çok altında kaldığını tespit ettiklerini ve bu yüzden tahmin modellerini yukarı yönlü revize ettiklerini aktardı. Goldman’ın matematiksel verilerine göre, dünya genelindeki merkez bankalarının fiziki altın alımları Mart ayındaki aylık 30 ton seviyesinden, Nisan ayında radikal bir sıçramayla aylık yaklaşık 80 tona ulaştı.

Yaşanan bu ivmelenme, piyasadaki durgunluk endişelerini tamamen tersine çevirirken banka, resmi sektör talebinin 2026 yılı sonuna kadar aylık ortalama 60 ton civarında seyredeceği yönündeki kararlı duruşunu koruyor. Öte yandan, uluslararası finans kuruluşu RBC’nin yayımladığı son piyasa incelemesi, altının 15 Mayıs ile biten haftalık periyotta yüzde 3,7 oranında net bir değer kaybı yaşayarak ons başına 4.540 dolar sınırına kadar gerilediğini tescilledi.

Ancak aynı raporda, bu keskin fiyat düşüşüne rağmen ETF (Borsa Yatırım Fonu) kanadına 240.000 ons düzeyinde yeni girişlerin olması, kurumsal ve bireysel yatırımcıların fiyattaki bu geri çekilmeyi bir kaçış değil, aksine stratejik bir alım fırsatı olarak gördüğünü kanıtladı.

Finans devlerinin ortak felsefesi, ons altındaki son dönemsel gerilemenin uzun vadeli yapısal boğa (yükseliş) senaryosunu zedelemediği yönünde birleşiyor. Merkez bankalarından gelen kesintisiz fiziki talep, jeopolitik risklerin küresel ölçekte canlı kalması ve rezerv çeşitlendirme gayretleri altını beslemeye devam ediyor.

Uzmanlar, reel faiz getirilerinin yüksek kalmasının kısa vadeli agresif yükseliş ataklarını bir miktar frenleyebileceğini, ancak merkez bankası alımlarının öngörüldüğü gibi yüksek tempoda sürmesi halinde altının küresel piyasalarda en güvenli kale olma unvanını koruyacağını öngörüyor.

Author: Yusuf Arslan