Taklit aslını yaşatır mı?

MÜJDE IŞIL – Sanat dünyası yapay zekânın rolünü tartışırken hem yaratıcılık konusunda hem de hile açısından insanlığın yeri hâlâ doldurulamaz mı görünüyor? Cep telefonu ile sinema filmi çeken, teknolojiyi takip eden Steven Soderbergh’in yeni filmi “The Christophers/Christopherlar”da, sanatın taklit edilebilir tarafını ele alması tesadüf olmasa gerek. 

“Christophers” adlı serisi ile tanınan İngiliz ressam Julian Sklar artık epey yaşlanmıştır. Onun ölümünden sonra resimlerinin çok para edeceğini düşünen çocukları, babalarının yarım bıraktığı seriyi tamamlaması için Lori ile anlaşır. Replika resimler yapan Lori, Julian’ın yeni asistanı olarak işe başlar ama hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemez.

“Christopherlar”, Soderbergh’in en duygusal filmlerinden. Sanatı usta-genç ve baba-evlat ekseninde ele alıyor. Kibirli Julian ile gerçekçi Lori’nin ilişkisi sanat kavramın ne kadar kişisel ve dramatik olduğunu gösteriyor.  Filmin sahtecilik gibi dikkat çektiği bir diğer konu da sanat eserinin kime ait olduğu tartışması… Resmi çizen kadar o resme ilham veren ve hatta o resmi farklı bir sanat formuna dönüştüren de hak sahibi mi? Soderbergh sanat üzerine bu sorgulamaları yaparken film de doğal olarak yoğun diyaloglarla ilerliyor. Böylece kibirli ve usta bir ressam ile vakti zamanında onu kendi resmini yapmaktan soğuttuğu genç yeteneğin birbirlerini anlamalarına şahit oluyoruz. Bu da sanatın zihin açan ve iyileştirici tarafını gösteriyor.

Author: Yusuf Arslan