Uluslararası bankacılık devi HSBC, 22 Mayıs 2026 tarihli yeni raporunda Türkiye’nin güncel siyasi ve makroekonomik görünümünü değerlendirdi. HSBC Ekonomisti Melis Metiner tarafından kaleme alınan raporda, mahkemenin CHP’nin 2023 yılındeki kurultay seçimini iptal etmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçici lider olarak görevi devralması yönündeki kararının ardından piyasalarda oluşan hareketlilik incelendi.
YATIRIMCILARIN ODAK NOKTASI: EKONOMİK İSTİKRAR
Rapora göre küresel yatırımcılar, Haziran 2023 döneminden bu yana yürütülen ekonomik istikrar ve dezenflasyon programının bu siyasi tablodan nasıl etkileneceğini yakından takip ediyor. HSBC, mevcut durumda ekonomi politikasının siyasi nedenlerle sekteye uğradığına dair somut bir işaret bulunmadığını altını çizerek; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) mevcut politika duruşunu sürdüreceğini öngördü.
Banka, Merkez Bankasının geçmişte yaşanan kriz süreçlerinde (Mart 2025’teki yerel siyasi gelişmeler ve Mart 2026’daki nükleer gerilim) ilk hamle olarak döviz müdahaleleri ile likidite sıkılaştırma adımlarını kullandığını anımsattı.
RAPORDA ÖNE ÇIKAN MAKROEKONOMİK VERİLER
HSBC raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin şu tespitlere yer verildi:
Faiz Oranları: Politika faizi yüzde 37 düzeyinde sabit tutulsa da likidite operasyonlarının etkisiyle bankalararası repo faizleri yüzde 40 seviyesine ulaştı.
Mevduat Eğilimleri: Kurumsal firmaların döviz mevduatlarında sınırlı bir yükseliş yaşanırken, hanehalkının döviz mevduatlarında düşüş kaydedildi.
Rezerv Gücü: Merkez Bankasının swap işlemleri ve rezerv koruyucu alternatif mekanizmaları kullanma gücünün hâlâ yüksek olduğu ifade edildi.
Raporda, uygulanan bu tedbirlere rağmen piyasada yeniden yoğun bir dolarizasyon (döviz tercih etme) dalgası oluşması ya da yabancı sermaye çıkışının ivme kazanması halinde, TCMB’nin zaman kaybetmeden doğrudan faiz artışı kararı alabileceğine dikkat çekildi.