İnsanların %90’ı neden sağ elini kullanıyor? Cevap şaşırtıcı şekilde bacaklarımızda gizli!

Dünya, çoğu insanın sağ elini kullanması gerçeği üzerine kuruludur . Eğer şu anda bunu okuyorsanız, muhtemelen siz de onlardan birisiniz. Tüm insan kültürlerinde insanların yaklaşık %90’ı sağ elini kullanmayı tercih eder. İlginç bir şekilde, bu el baskınlığı homo sapiense özgü bir özellik gibi görünüyor; diğer primatların bir el veya uzuv için bu kadar net bir tercihi yok. Bunun neden böyle olduğu sorusu uzun zamandır cevapsız kalmıştır. PLOS Biology’de yayınlanan yeni bir çalışma, bu evrimsel olguya daha net bir bakış açısı sunuyor.

HOMO SAPİENS NEDEN SAĞ EL DÜNYASINDA YAŞIYOR?

Evrimsel antropologlardan oluşan bir ekip, sağ veya sol el kullanımının kökenleri hakkındaki temel hipotezleri test etmek için insanlardan elde edilen verileri 40’tan fazla primat türüyle karşılaştırdı; bu hipotezler arasında alet kullanımı, beslenme, yaşam alanı, vücut kütlesi ve sosyal örgütlenmenin rolü de yer alıyordu. Şaşırtıcı bir şekilde, bu faktörlerin hiçbiri tek başına insanların tek el kullanımına olan güçlü tercihini açıklayamıyor.

Analize iki önemli faktör daha eklendiğinde tablo değişiyor: kafatasının hacmi (kraniyal hacim) ve uzuvların uzunluk oranı (intermembranöz indeks). Bunlar eklendiğinde, insanlar verilerde artık bir “istisna” olarak görünmüyor. Basitçe söylemek gerekirse, el baskınlığımız iki ana evrimsel faktörle bağlantılı gibi görünüyor: daha büyük bir beyin ve daha uzun bacaklar.

Araştırmacılara göre, uzun alt uzuvlar üzerinde dik yürüme, elleri alet kullanımı ve jestsel iletişim gibi daha karmaşık görevler için serbest bırakmıştır. Bu da tek elle kullanım tercihinin avantajlı olabileceği bir ortam yaratmıştır. Aynı zamanda, artan beyin kapasitesi, bu davranışsal asimetrileri daha verimli ve istikrarlı hale getiren daha karmaşık bir kortikal organizasyona olanak sağlamıştır.

Oxford Üniversitesinden çalışmanın yazarı Dr. Thomas A. Puschel, “Bu, insanlarda el baskınlığı hakkındaki başlıca hipotezlerin birkaçını ortak bir çerçevede test eden ilk çalışmadır” diyor ve “Sonuçlarımız, bunun bizi insan yapan temel özelliklerle -özellikle dik yürüyüş ve daha büyük bir beynin evrimiyle- bağlantılı olduğunu gösteriyor. Farklı primat türlerini karşılaştırarak, hangi yönlerin eski ve ortak olduğunu ve hangilerinin yalnızca insana özgü olduğunu anlayabiliriz” diye ekliyor.

Bu modele dayanarak, bilim insanları eski insan atalarının olası davranışlarını da yeniden yapılandırıyorlar. Australopithecus gibi erken homininlerin, evrimsel kökenimizi paylaştığımız büyük maymunlara benzer şekilde, muhtemelen sadece zayıf bir el baskınlığına sahip oldukları düşünülüyor. Zamanla bu asimetri kademeli olarak arttı ve homo sapienste belirgin bir el baskınlığına ulaştı.

Ancak ilginç bir istisna, yaklaşık 50.000 yıl önce soyu tükenmiş olan Endonezya’dan küçük “hobbit benzeri” hominin “homo floresiensis”tir. Modeller, muhtemelen daha küçük beyni ve parmak kemik yapısındaki özellikleriyle ilişkili olarak, tek elini kullanma eğiliminin önemli ölçüde daha zayıf olduğunu göstermektedir; bu da farklı bir hareket ve yük dağılımı modelini düşündürmektedir. Evrimsel tabloda, bu, insan gelişiminin her zaman aynı çizgiyi izlemediğini, hatta kendi “ailemizde” bile her zaman istisnalar olduğunu hatırlatan nadir örneklerden biridir.

Author: Yusuf Arslan