ABD – İran hattında bir ileri bir geri

WASHINGTON ile Tahran hattında savaşı kalıcı olarak sona erdirecek “nihai anlaşmaya” ulaşılana kadar ateşkesi 60 gün uzatmayı öngören bir mutabakat zaptı imzalanmasına ilişkin pazarlıklar sürerken, ABD ordusu tarafından İran’ın güneyine hava saldırıları düzenlendi. ABD cephesinin “meşru müdafaa” İran’ın ise “ateşkes ihlali” olduğunu savunduğu saldırı, “Savaş yeniden mi başlıyor” endişesine neden oldu. Ancak taraflardan Hürmüz Boğazı ve zenginleştirilmiş uranyum gibi müzakerelerin en kritik başlıklarında gelen “daha esnek” mesajlar, henüz barışa giden yolun tamamen kapanmadığına işaret ediyor.

ATEŞKESE RAĞMEN VURDU

ABD ordusu 8 Nisan’dan bu yana devam eden ateşkese rağmen önceki gün İran’a hava saldırıları düzenledi. ABD merkezli Wall Street Journal’a göre ordu, ilk etapta çifte abluka altındaki Hürmüz Boğazı’na mayın döşemeye çalıştığı ve Devrim Muhafızları’na ait olduğu öne sürülen iki gemiyi hedef aldı. İran ise misilleme olarak ABD uçaklarına karadan havaya füzeler fırlattı. Ardından ABD, İran’ın Basra Körfezi yakınlarındaki Bender Abbas şehrindeki füze rampalarına saldırılar düzenledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, saldırıların “İran güçlerinden kaynaklanan tehditlere karşı askerleri korumak” amacıyla gerçekleştirildiği savunuldu. İran Dışişleri Bakanlığı da “ateşkesin ihlal edildiği ve karşılık verileceği” uyarısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (solda) ve İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf, Katar’ın başkenti Doha’da temaslarda bulundu.

HÜRMÜZ’DE ÇEVRE VERGİSİ

Öte yandan gerilim kısa süre içinde yatışırken, taraflardan müzakerelerin bugüne kadar çıkmaza girmesine neden olan başlıklarda yumuşama sinyali olarak okunabilecek açıklamalar da geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran’ın egemenlik hakkı olarak gördüğü Hürmüz Boğazı’nda “gemilerden transit geçiş ücreti alınmadığını ancak deniz güvenliği, çevre koruma ve seyrüsefer yönetimi gibi teknik hizmetlerden doğan operasyonel masrafların tahsil edildiğini” savundu. Bekayi, “Doğru kavram kullanılmalı; bu bir geçiş ücreti değil. Bu sistem çevre vergisi alınmasını gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

URANYUMDA ‘ESNEK’ FORMÜL

Trump da daha önce “ABD’nin girip çıkaracağını” dillendirdiği zenginleştirilmiş uranyum meselesinde daha esnek bir formüle işaret etti. Trump, önceki gün sosyal medya platformu Truth Social’dan yaptığı açıklamada “Zenginleştirilmiş uranyum (nükleer toz) ya derhal ABD’ye teslim edilerek buraya getirilip imha edilecek ya da tercihen İran’ın işbirliği ve koordinasyonu içinde Atom Enerjisi Komisyonu veya eşdeğeri kurumun şahitliğinde, yerinde veya kabul edilebilir başka bir yerde imha edilecektir” ifadelerini kullandı. Öte yandan El Arabiya da Tahran’ın anlaşmaya “güçlü garantiler” eklenmesi halinde uranyum stoğunu Çin’e devretmeye sıcak bakabileceğini öne sürdü.

DOHA’DA SON PAZARLIK

Anlaşmaya yönelik perde arkası görüşmeler ise Katar’da devam ediyor. İsrail merkezli Kanal 12, İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti ve beraberindeki üst düzey heyetin, Doha’daki temaslarında olası anlaşmanın bazı maddelerinde “kazanım” sağlayacak son dakika değişiklikleri yapılması için çaba sarf ettiğini öne sürdü. İran’ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı’na göre heyet, yurt dışında bloke edilen 24 milyar dolarlık fonun yarısının anlaşmanın duyurulmasının hemen ardından serbest bırakılmasını talep etti. Haberde, kalan 12 milyar doların ise 60 gün içinde transfer edilmesinin istendiği belirtildi. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el Ensari, İran’a 12 milyar dolar teklif edildiği iddiasını yalanlamıştı.

ABD donanması bölgedeki uçak gemisi ve amfibi çıkarma gemileriyle varlığını sürdürüyor.

İBRAHİM ANLAŞMALARI’NA RİYAD VE İSLAMABAD’DAN RET

ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki gün sosyal medyadan duyurduğu “İran’la anlaşma çabalarının bir parçası olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin toplu halde İbrahim Anlaşması’na katılması” talebinin ardından ilk yanıt Pakistan ve Suudi Arabistan’dan geldi. Pakistan Savunma Bakanı Havace Muhammed Asıf , haber kanalı Samaa TV’ye verdiği röportajda Pakistan’ın sözkonusu anlaşmayı imzalama ihtimaliyle ilgili olarak “Ben şahsen temel ideolojilerimizle çatışan böyle bir anlaşmaya katılmamamız gerektiğini düşünüyorum Tek bir gün bile sözlerine güvenilmeyecek insanlarla nasıl aynı masaya oturabiliriz” diye konuştu. Suudi Arabistanlı bir kaynak ise Al Arabiya English’e yaptığı açıklamada, Riyad’ın Filistin devleti meselesine ilişkin tutumunun değişmediğini belirterek “Filistin devletini mümkün kılacak, geri dönüşü olmayan bir yol haritası çizilmesi gerekiyor” dedi. İbrahim Anlaşmaları öncelikle Arap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf olmuş durumda.

Bu arada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Trump dün telefonda görüştü. Netanyahu’nun güvenlik kabinesi üyeleriyle dün akşam yaptığı toplantının ardından Trump’la görüştüğü aktarıldı.

Author: Yusuf Arslan