Chaos, Solitons & Fractals dergisinde yayımlanan bilimsel makaleye göre araştırmacılar, Neolitik çağdan günümüze kadar uzanan 12 bin yıllık insan nüfus artış verilerini analiz ederek küresel bir demografik denklem elde etti. Gezegendeki ekolojik taşıma kapasitesinin iklim çöküşü, yeni bir pandemi, küresel çatışmalar veya kaynak kıtlığı nedeniyle aniden 2 milyar insan seviyesine gerilemesi varsayımıyla kurulan “en kötü durum senaryosu” simülasyonu, insanlık nüfusunda keskin ve hızlı bir çöküş trendinin tetiklenebileceğini gösterdi.
12 BİN YILLIK NÜFUS VERİLERİYLE MATEMATİKSEL MODELLEME
Akademik heyet, geliştirilen formülün doğrudan bir gelecek tahmini olmadığını, küresel ekosistemdeki ani değişimlerin insan nüfus dinamikleri üzerindeki matematiksel kırılganlığını ölçen bir örnekleme modeli olduğunu bildirdi. Elde edilen denkleme göre, mevcut tarihsel gidişatın kendi olağan seyrinde yakın bir çöküş riski barındırmadığı, ancak gezegenin süresiz olarak destekleyebileceği maksimum insan sayısının (taşıma kapasitesi) mevcut 8,3 milyarlık nüfusun dörtte biri oranına düşmesi halinde hızlı bir nüfus kaybının kaçınılmaz olduğu tescillendi.
Çalışmada ayrıca 1960 yılında ortaya atılan ve dünya nüfusunun 13 Kasım 2026’da kontrolsüz büyüme nedeniyle matematiksel bir felaket noktasına ulaşacağını öngören tarihsel “Kıyamet Senaryosu” teorisine de atıfta bulunuldu. Yeni araştırmanın yazarları, küresel doğurganlık oranlarının zaman içinde düşmesi sayesinde insanlığın bu kontrolsüz büyüme tekilliğinden kaçınmayı başardığını, ancak ekolojik kısıtlamaların aniden devreye girmesi durumunda alt katmandaki matematiksel risklerin yeniden aktif hale gelebileceğini raporladı.
KÜRESEL DOĞURGANLIK ORANLARI KRİTİK EŞİĞİN ALTINDA
Nüfus bilimciler tarafından yürütülen güncel araştırmalar, popülasyonların uzun vadede yok olma fazına girmemesi için kadın başına düşen doğurganlık oranının 2,7 çocuk seviyesinde olması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu veri, geçmişte nüfusun kendini yenilemesi için yeterli kabul edilen 2,1’lik eşiğin revize edildiğini gösteriyor. Mevcut resmi kayıtlara göre doğurganlık hızı Birleşik Krallık’ta 1,41, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 1,62 seviyesinde seyrediyor.
Küresel ölçekte düşüş trendini sürdüren doğum oranları; iş gücü kıtlığı, artan kamu borçları, sağlık ve emeklilik sistemleri üzerindeki aşırı yüklenme ile sosyoekonomik daralma risklerini beraberinde getiriyor. Teknoloji yatırımlarıyla bilinen Elon Musk da dahil olmak üzere birçok analist, Batı dünyasındaki demografik gerilemenin iş gücü piyasaları ve toplumsal altyapı sürdürülebilirliği açısından yüksek risk teşkil ettiği yönündeki raporları destekliyor.