Suudi Miras Komisyonu arkeologları, Al-Qassim bölgesindeki Dariyah arkeolojik sit alanında 9. yüzyılın sonlarına tarihlenen yaklaşık 100 parçalık altın mücevher koleksiyonu keşfetti.
Basra’dan Mekke’ye uzanan antik Hac rotası üzerinde yer alan alanda yürütülen dördüncü kazı döneminde bulunan koleksiyon, 1100 yılı aşkın bir geçmişe sahip.

İNCE İŞÇİLİK, RENKLİ TAŞLAR
Koleksiyondaki mücevherler dönemin sofistike kuyumculuk tekniklerini yansıtıyor. İnce altın levhaların dövülerek şekillendirilmesi, motiflerin özenle işlenmesi ve renkli taşların yuvalara yerleştirilmesiyle üretilen takılar iyi korunmuş durumda ele geçirildi.

SADECE TAKI DEĞİL, BİR YERLEŞİM YERİ
Kazıda yalnızca mücevherler değil, yerleşik hayata dair güçlü kanıtlar da ortaya çıktı. Taş temeller, kerpiç duvarlar, sıvalı odalar, ocaklar, cam ve çömlek parçaları ile metal aletler, Dariyah’ın geçici bir konaklama noktası değil kalıcı bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlıyor.
ABBASİ’LERİN ÇAĞINA IŞIK TUTUYOR
Abbasi dönemi, İslam dünyasında bilimin, sanatın ve ticaretin altın çağı olarak kabul ediliyor. Mücevherler o dönemde yalnızca süs eşyası değil, sosyal statünün, zenginliğin ve küresel bağlantıların görünür bir simgesiydi.
Dariyah’ın Basra ile Mekke arasındaki Hac rotası üzerinde konumlanması, bölgenin stratejik önemini ortaya koyuyor. Bu rotalar yalnızca dini amaçlı kullanılmıyordu. Malların, fikirlerin ve sanatsal tarzların İslam coğrafyasına yayılmasını sağlayan ticari akslar olarak da işlev görüyordu.
KOLEKSİYONUN SAHİBİ KİM?
Mücevherlerin elit bir bireye ya da önemli törenlere ait özel bir koleksiyon olduğu düşünülüyor. Sahibi kesin olarak bilinmemekle birlikte zengin bir tüccar, nüfuzlu bir aile ya da hac ağlarıyla bağlantılı bir seyyah olabileceği tahmin ediliyor.
“TİCARET VE KÜLTÜREL ALIŞVERİŞİN KAVŞAK NOKTASI”
Suudi Miras Komisyonu CEO’su Dr. Jasir Suliman Alherbish, “Bu keşif, Suudi Arabistan’ın ticaret ve kültürel alışverişin kavşak noktası olarak tarihi önemini örneklemektedir” dedi. Alherbish, Dariyah mücevherlerinin Abbasi dünyasının çöl rotalarında inanç, ticaret ve lüks zanaatkarlığın iç içe geçtiğini hatırlattığını vurguladı.