Enerji verimli yapı yatırımcıyı çekiyor

Duygu Erdoğan – Bu açıdan çevre dostu olmayan yani enerji verimliliği düşük, sürdürülebilir şartları karşılamayan yapılar portföylerde ‘risk’ olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’de de yakın zamanda artık düşük

karbonlu binalar daha değerli olmaya başlayacak ve tercih sebebi olacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” ile “Enerji Kimlik Belgesi Uzmanlarının Eğitim ve Denetimlerine Dair Tebliğ” güncellendi.

1 Ocak 2027’den itibaren 10 bin metrekare ve üzeri yeni binalarda; ‘Enerji Kimlik Belgesi, Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’ devreye alınıyor. Sera gazı emisyonu düşük olan binalar için ‘Düşük Karbonlu Bina Belgesi’ uygulaması getiriliyor. Bu kapsamda özellikle AVM, otel, hastane, okul gibi yatırımlarda bu belgeler tercihleri belirleyecek.

‘Dönüşüm başlıyor’

Jeopolitik kırılmalar ve karbon düzenlemeleri sonrası yatırım dünyasında yeni dönem başladı. Altensis Yönetici Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, “Karbon artık teknik değil doğrudan ticari bir konu. Çünkü enerji verimliliği artık sadece çevresel bir tercih değil, ekonomik ve jeopolitik bir güvenlik meselesi haline geldi” dedi. Çevre dostu olmayan binaların artık yatırımcılar tarafından portföylerinde ‘risk’ olarak değerlendirildiğini vurgulayan Emre Ilıcalı, “Yeşil bina olmak artık bir ‘prestij tercihi’ değil, yeşil olmamak ciddi bir risk. Özellikle enerji maliyetlerinin bu kadar volatil olduğu bir dönemde verimsiz yapılar çok hızlı bir şekilde ekonomik değer kaybetmeye başlıyor. Nitekim bugün Avrupa’da birçok yatırım fonu ve kurumsal yatırımcı, düşük performanslı binaları portföy riski olarak değerlendiriyor. Türkiye’de de benzer bir dönüşüm başlayacak” diye konuştu.

Enerji tüketiminin %30’u binadan

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre binaların bugün küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30’unu, enerji kaynaklı karbon emisyonlarının ise yaklaşık yüzde 26’sını oluşturduğunu hatırlatan Ilıcalı, özellikle bina ve şehir ölçeğindeki dönüşümün artık ertelenebilir olmadığını ifade etti.

Emre Ilıcalı, “Enerji verimsiz

bir bina yalnızca daha fazla karbon üretmiyor; aynı zamanda daha yüksek işletme maliyeti, daha yüksek dışa bağımlılık ve finansal risk anlamına geliyor. Nitekim bugün Avrupa’da birçok yatırım fonu ve kurumsal yatırımcı, düşük performanslı binaları portföy riski olarak değerlendiriyor. Türkiye’de de benzer bir dönüşüm başlayacak. Çünkü finansman tarafı giderek daha fazla enerji performansına, karbon verisine ve dayanıklılık kriterlerine bakıyor” dedi.

‘Çevreci yapılar avantajlı hale geldi’

İZODER – Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı da, enerji verimli yapıların artık sadece çevreci bir tercih değil; kira değeri yüksek, işletme maliyetleri düşük, uzun vadede değerini koruyan stratejik yatırım araçları olarak öne çıktığını söyledi.

Tüketiciye avantaj

Özdayı, “Su, elektrik ve doğal gaz tüketimini minimize eden binalar; hem kullanıcıya ekonomik avantaj sağlıyor hem de yatırımcı açısından daha güvenli bir portföy unsuru haline geliyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun düzenlemeleriyle Enerji Kimlik Belgesi uygulaması çerçevesinde, daha önce A, B ve C enerji sınıfı konutlara avantajlı kredi değer oranı sağlanmaktadır. Enerji verimli binaların avantajlı kredi değer oranına sahip olması erişilebilirliğini arttırdığından yatırımcıların davranışlarını da etkiliyor” dedi.

Bu açıdan ısı, su, ses ve yangın yalıtımının önemine dikkat çeken Özdayı, “Yapılarda enerji verimliliği, güvenlik ve yaşam konforu açısından en temel unsurları oluşturuyor. Doğru uygulandığında yapıların uzun ömürlü, sağlıklı, güvenli, konforlu, enerji verimli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir olmasına da önemli katkı sunuyor. Yalıtım; enerji verimliliği, sürdürülebilir şehirleşme, güvenli yaşam alanları ve gayrimenkul değerinin korunması açısından artık stratejik bir yatırım unsuru haline gelmiş durumda” diye konuştu.

Author: Yusuf Arslan