Minab’da okul saldırısı: Soruşturma çağrısı büyüyor

İran savaşında en büyük toplu sivil kaybına yol açan Minab kız ilkokulu saldırısının üzerinden dokuz gün geçti. En az 168 çocuk ve öğretmenin ölümüne neden olan bu saldırının sorumluluğu ve olası bir savaş suçu teşkil edip etmediği konusunda ise hâlâ resmi bir sonuca ulaşılmış değil. ABD yönetimi sivillerin kasıtlı olarak hedef alınmadığını savunurken, Reuters’ın aktardığı ABD’li yetkililere göre yürütülen askeri soruşturma saldırının büyük olasılıkla Amerikan güçleri tarafından gerçekleştirildiğine işaret ediyor.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkiliye göre soruşturma kapsamında incelenen ilk bulgular, saldırının gerçekleştiği saatlerde bölgede ABD tarafından hava operasyonunun yürütüldüğünü ve kullanılan mühimmat ile saldırı yönteminin ABD ordusunun operasyonları ile uyumlu olduğunu gösteriyor. Yetkililer bu nedenle saldırının büyük olasılıkla Amerikan güçleri tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği değerlendirmesini yapıyor. Washington yönetimi ise saldırıya ilişkin resmi sorumluluğu henüz kabul etmiş değil.

İranlı yetkililerin açıklamasına göre saldırı, 28 Şubat sabahı yerel saatle yaklaşık 10.00 sularında, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şecere-i Tayyebeh (Shajareh Tayyebeh) Kız İlkokulu’nun ders saatleri sırasında düzenlenen hava saldırısı ile gerçekleşti. İran devlet medyasının aktardığı bilgilere göre saldırıda 168’ten fazla öğrenci ve öğretmen hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırı kısa sürede İran savaşının en büyük toplu sivil kaybı olarak kayıtlara geçti.

İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Amir Said İravani ise 7 Şubat’ta, savaşın başlangıcından bu yana ülke genelinde en az 1332 İranlı sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı.


Bağımsız soruşturma çağrısı

Saldırının sorumluluğunun kesinleşmesi halinde olayın uluslararası hukuk açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler insan hakları uzmanları Minab’daki saldırının bağımsız ve kapsamlı bir soruşturmayla incelenmesi gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, ders saatleri sırasında faaliyet gösteren bir okulun vurulmasının uluslararası hukuk açısından ciddi ihlal teşkil edebileceğine dikkat çekti.

BM uzmanları yayımladıkları açıklamada, “Bir okulun hedef alınması çocuklara, eğitime ve bir toplumun geleceğine yönelik ağır bir saldırıdır” ifadelerini kullanarak sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirtti. Ayrıca olayın acilen bağımsız bir uluslararası soruşturmayla incelenmesi çağrısında bulunuldu.

ABD merkezli insan hakları savunuculuğu kuruluşu DAWN da saldırının uluslararası yargı tarafından incelenmesi çağrısında bulundu. Kuruluş, İran hükümetine savaşın başlamasından bu yana ülke topraklarında işlenen suçlar için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) yargı yetkisi tanıması çağrısı yaptı.

DAWN’ın icra direktörü Omar Shakir yaptığı açıklamada, “150’den fazla öğrenci ve öğretmenin öldürülmesinden yeni doğan bebeklerin bulunduğu hastanelerin vurulmasına kadar, savaşın başlangıcından bu yana İran’da ciddi savaş suçlarının işlendiğine işaret eden giderek daha fazla kanıt ortaya çıkıyor” dedi. Shakir ayrıca, “Mağdurlar adalet hak ediyor. Bunun için gerekli mekanizmalar mevcut” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkililer ise saldırıyı sert sözlerle kınamayı sürdürüyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Minab’daki okul saldırısını “Amerikan ve Siyonist saldırganlığının bir örneği” olarak nitelendirerek, bu saldırının “ulusun tarihsel hafızasından asla silinmeyeceğini” söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de saldırının “İran halkına karşı işlenmiş bir suç olduğunu” belirterek sorumluların hesap vereceğini ifade etti.

İran hükümeti ayrıca konuyu Birleşmiş Milletler’e taşıyarak uluslararası toplumdan saldırının sorumlularının belirlenmesi için adım atılmasını talep etti.


Uluslararası hukukta savaş suçu, Netanyahu henüz mahkeme önünde değil

Benzer suçlamalar, 7 Ekim 2023’te başlayan ve halen devam eden İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik soykırım savaşında da gündeme geldi. İsrail’in Gazze’ye yönelik yoğun hava saldırıları ve kara operasyonları, uluslararası kamuoyunda sivillerin korunmasına ilişkin ciddi tartışmalara yol açtı. Birleşmiş Milletler kuruluşları ve çok sayıda insan hakları örgütü, özellikle yoğun nüfuslu yerleşim alanlarında gerçekleştirilen saldırılar nedeniyle olası savaş suçlarının araştırılması çağrısında bulundu. Gazze’deki sağlık yetkililerinin verilerine göre savaşın başlamasından 2026 yılı başlarına kadar 70 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Bağımsız araştırmalar ise gerçek ölü sayısının 75 binin üzerine çıkmış olabileceğini ortaya koyuyor.

Ölenlerin önemli bir bölümünü özellikle kadınların ve çocukların oluşturduğu belirtiliyor. Bu gelişmelerin ardından Uluslararası Ceza Mahkemesi, Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de sivillere yönelik eylemler nedeniyle savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkardı. Ancak Netanyahu henüz mahkeme önüne çıkarılmış değil. İsrail mahkemenin yetkisini tanımadığını açıklarken, dava ve soruşturma süreci uluslararası hukuk kurumlarında devam ediyor.

Uluslararası hukuka göre “savaş suçu”, silahlı çatışmalar sırasında sivillerin kasıtlı olarak hedef alınması, savaş esirlerine kötü muamele edilmesi, işkence, toplu cezalandırma ya da hastane ve okullar gibi sivil altyapının bilinçli biçimde vurulması gibi eylemleri kapsıyor. Bu tür fiiller bireysel cezai sorumluluk doğurabiliyor ve devlet başkanları ile askeri yetkililer de uluslararası mahkemelerde yargılanabiliyor. Örneğin, eski Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor, Sierra Leone iç savaşındaki suçlar nedeniyle uluslararası mahkeme tarafından savaş suçlarından mahkûm edilen ilk eski devlet başkanı oldu. Balkan savaşları sonrasında Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç de savaş suçları ve soykırım nedeniyle uzun hapis cezalarına çarptırıldı. Daha yakın dönemde ise Vladimir Putin, Ömer el-Beşir ve bazı İsrailli yetkililer hakkında savaş suçları iddiasıyla uluslararası soruşturmalar ve tutuklama kararları gündeme geldi; bu süreçlerin bir kısmı ise hâlen devam ediyor.