Tophane Meydanı’nda yaklaşık üç asırdır dimdik ayakta duran, 1732 yapımı tarihi Tophane Çeşmesi, son yaşanan olayda ateşe verilerek karartıldı ve büyük ölçüde tahrip edildi. Osmanlı’nın Batılı gezginleri ve sanatçılarının İstanbul’da en çok ilgi gösterdiği yapılar arasında yer alan bu anıtsal çeşme, güneyinde Kılıç Ali Paşa, kuzeyinde Nusretiye camileri ve doğusunda modern Galataport ile çevrili bir konumda bulunuyor. Sultan I. Mahmut tarafından 1732’de Gümrük Emini Ahmed Ağa’ya 76 bin kuruşu aşan bir maliyetle inşa ettirilen bu çeşmenin açılışıyla Taksim su sistemi de işlevsel hale gelmişti. Dönemin şairi Nahifi’nin tarih kitabesini taşıyan yapı, gravürlerden anlaşıldığı üzere başlangıçta geniş saçaklı, kubbe örtülü ve sekiz musluklu bir tasarıma sahipti; dört cephesi mimari açıdan kusursuz bir uyum içindeydi.
Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı ve arkeolog Nezih Başgelen, Osmanlı mimarisi ve sanatındaki bu önemli yapıyı değerlendirirken, Tophane bölgesinin zengin tarihine dikkat çekti. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin ardından inşa edilen ilk anıtsal eser olan top yapım eviyle başlayan bölgenin hikayesi, Sultan II. Bayezid ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerindeki kışla ve tesis eklemeleriyle devam etti. Bir dizi yangın ve yeniden yapılanmanın ardından, 1733’te Sultan III. Ahmet’in emriyle yeni bir kâgir Tophane inşa edildi. Meydanın 1745’te denize doğru kazıklarla genişletilmesiyle bugünkü formuna yaklaştığı biliniyor. Başgelen, çeşmenin barok deneme niteliğindeki özgün bezemelerini ve natürmortları andıran motiflerini vurgulayarak, 18. yüzyıl çeşme mimarisinin öncü örneklerinden biri olduğunu belirtti. Geçmişte 1837 ve 1956-57 yıllarında kapsamlı onarımlar geçiren eserin günümüzdeki korunma eksikliği ise bir soru işareti oluşturuyor.
Yüksek Mimar, Restoratör ve Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Serhat Şahin ise bu üzücü görüntünün ilk olmadığını, Lale Devri geleneğinin devamı niteliğindeki İstanbul’un bu üçüncü büyük meydan çeşmesinin etkileyici kütlesiyle kamuoyunun gözü önünde böyle bir duruma maruz kalmasının düşündürücü olduğunu ifade etti. Galataport ve İstanbul Modern gibi yerli ve yabancı ziyaretçi akınının yoğun olduğu, kameralar ve polis ekiplerinin bulunduğu böylesine merkezi bir meydanda, gece çeşme etrafında konaklayıp ateş yakan kişilere karşı yeterli müdahalenin olmamasını eleştirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Beyoğlu Zabıta ekiplerinin bu duruma yeterince hızlı yanıt verememesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Şahin, yakındaki Nusretiye Camisi Sebili’nde benzer olayların yaşanmamasını örnek gösterdi. Çözümün, ilgili kurum ve kişilerin 7/24 iletişim halinde olarak, bu tür oluşumlara hızla müdahale etmesinden geçtiğini vurgulayan Şahin, aksi takdirde bu görüntülerin tekrarlanmaya devam edeceğini ve Tophane Çeşmesi gibi bir ecdat yadigârının daha fazla hassasiyet ve dikkat hak ettiğini sözlerine ekledi.