Kanada’dan Kabataş’a eğitim köprüsü

Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen ‘Liseli Büyükelçiler Programı’ kapsamında Kanada’dan gelen öğrenciler, Türkiye’deki devlet liselerinde eğitim alıyor. Programın pilot uygulamalarından biri İstanbul’daki tarihi Kabataş Erkek Lisesi’nde gerçekleştiriliyor. Bu yıl Kabataş Erkek Lisesi’ne Kanada’dan 14 lise öğrencisi geldi.

Hürriyet’ten Zülal Atagün’ün haberine göre okulun değişim öğrencilerinden Kathleen MacAulay, Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında daha çok tarih ve kültür odaklı bilgiye sahip olduğunu, Türkiye’deki eğitim sistemiyle ilgili ise ‘disiplinli’ bir yapı duyduğunu belirtti. Türkiye’deki gözlemlerinde kendisini en çok şaşırtan durumun öğrencilerin okullarına duyduğu aidiyet olduğunu ifade eden MacAulay, “Kabataş Erkek Lisesi gibi köklü bir okulda herkesin okuluyla gurur duyması çok etkileyiciydi” diyerek buradaki deneyimini şu sözlerle anlattı:

“Farklı bir ülkede yeni bir okul ortamına gireceğim için başlangıçta çekindim. Ancak kısa sürede uyum sağladığımı düşünüyorum. Öğrenciler benimle hemen ilgilendi, okulun içinde yardımcı oldular ve kendimi kısa sürede yalnız hissetmemeye başladım. İlk günden itibaren çok sıcak bir ortam vardı. Türk öğrencilerin derse olan ciddiyeti ve çalışma motivasyonundan çok etkilendim. Aynı zamanda çok sosyal ve yardımseverlerdi. Beklediğimden çok daha sıcak ve samimiydiler. İlk haftadan sonra birlikte yemek yemeye, okul dışında vakit geçirmeye başladık. Dil farklı olsa bile ortak noktalar bulmak kolay oldu. Kendimi misafir gibi değil, sınıfın bir parçası gibi hissettim. Bir öğretmenimin öğrencilerle kurduğu yakın ilişki beni çok etkiledi. Öğrencilerini sadece akademik olarak değil, kişisel olarak da desteklemeye çalışıyordu. Türkiye’de öğretmen-öğrenci ilişkilerinin daha sıcak olduğunu hissettim.”

“TÜRKİYE’DE SINAVLARA HAZIRLIK TEMPOSU KANADA’YA GÖRE DAHA YOĞUN”

Kanada ile Türkiye’deki devlet okulu eğitim koşullarını karşılaştıran MacAulay, Türk öğrencilerin üzerindeki akademik yüke ve sınav stresine dikkat çekti. MacAulay, iki sistem arasındaki farkları ve aile yanındaki yaşam deneyimini şu şekilde aktardı:

“Kanada’da sistem daha bireysel ilerliyor. Türkiye’de ise öğrenciler arasındaki bağ çok daha güçlü. Burada okul sadece ders görülen bir yer değil; öğrencilerin gerçekten aidiyet hissettiği sosyal bir ortam. Ayrıca öğrencilerin akademik motivasyonu ve sınavlara hazırlık temposu Kanada’ya göre daha yoğun. Programın en özel kısmı da burada bir aile ile yaşamaktı. Bu bir ülkeyi gerçekten tanımanın en iyi yolu. Türk aile yapısındaki yakınlık, misafirperverlik ve birlikte vakit geçirme kültürü beni çok etkiledi. Kendimi kısa sürede evimde gibi hissettim. Şehir çok canlı ve hızlı. İlk başta buna alışamadım ama sonra bu enerjiyi sevmeye başladım.”

DEVLET LİSELERİNDE “EĞİTİM DİPLOMASİSİ” HEDEFİ

Programın yürütücülerinden WCEP (Worldwide Cultural Exchange Program) Başkanı Volkan Cerrahoğlu ise hedeflerinin yalnızca bir öğrenci değişimi olmadığını, Türkiye’nin eğitim diplomasisini güçlendirmeyi amaçlayan kalıcı bir kültürel etkileşim modeli oluşturmak olduğunu savundu. Cerrahoğlu, projenin altyapısı hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’nin akademik altyapısı, güçlü lise geleneği, genç nüfusu ve kültürel çeşitliliği buna uygun. Eksik olan şey sistemli ve güven veren bir modeldi. Biz artık Türkiye’nin sadece öğrenci gönderen değil, dünyanın farklı ülkelerinden öğrencileri ağırlayan bir eğitim ülkesi olması gerektiğine inanıyoruz. Öğrenciler Türk kültürünü yaşayarak öğreniyor, Türk gençleriyle aynı sıraları paylaşıyor ve ülkelerine döndüklerinde gönüllü kültür elçilerine dönüşüyorlar. Bu artık sadece eğitim değil; kültürel diplomasi meselesi.”

YILLIK HEDEF 100 ULUSLARARASI ÖĞRENCİ

Milli Eğitim Bakanlığı ortaklığıyla hayata geçirilen projenin, devlet liselerinin imkanlarını yabancı öğrencilere açtığını belirten Cerrahoğlu, hedeflenen sistemi şu sözlerle açıkladı:

“Milli Eğitim Bakanlığı ile hayata geçirdiğimiz ‘Liseli Büyükelçiler Programı’ Türkiye’nin eğitim sistemine duyduğu özgüveni gösteriyor. Dünyada birçok ülke uluslararası öğrencileri sadece özel okullarda ağırlıyor. Türkiye’nin farkı ise devlet liselerinin akademik gücünü ve kültürel derinliğini uluslararası öğrencilere açabilmesi. Özellikle köklü devlet liseleri yalnızca akademik başarılarıyla değil; gelenekleri, öğrenci kültürü ve aidiyet duygusuyla da çok güçlü kurumlar. Yabancı bir öğrencinin bu yapının içine dahil olması gerçek entegrasyonu sağlıyor. Bu nedenle biz bu süreci sadece bir değişim programı olarak değil, Türkiye’nin eğitim vizyonunda yeni bir dönem olarak görüyoruz. Hedeflediğimiz yıllık 100 uluslararası öğrenci modelinin uzun vadede Türkiye’nin eğitim diplomasisini güçlendireceğini düşünüyoruz.”

Author: Yusuf Arslan