Eskiden sıra sıra verilen linkler, tanıtılan ürünler çok modaydı. Ama son dönemde pek çok tüketici bu kadar reklam görmekten kaçıyor. Peki bu durum influencer ekonomisinin sonunu mu getiriyor? Gelin birlikte reklam yorgunluğunun en yaygın işaretlerine bakalım!
1. “Deinfluencing” akımının yükselişi
Tüketiciler artık neyi almaları gerektiğini değil, neyin parasına değmediğini duymak istiyor. Bir ürünün neden alınmaması gerektiğini söyleyen içerikler son dönemde oldukça popülerleşti. Bu içerik türlerinin daha fazla güven kazanması da klasik influencer pazarlamasının kan kaybettiğini gösteriyor.
2. Mikro ve nano influencerlara dönüş
Milyonluk kitlelere sahip hesapların etkileşim oranları düşerken daha dar ama sadık kitlesi olan hesaplar yükselişte. Tüketiciler bu noktada devasa kitleleri pazar yeri gibi görmeye başladı. Bunun yanı sıra daha küçük topluluklarda ise aidiyet hissi hala korunuyor.
3. Reklam geçme refleksinin içeriğe taşınması
Kullanıcılar artık bir videonun ilk 3 saniyesinden o içeriğin reklam olduğunu anlayıp hızla kaydırıyor. Reklamın içerik gibi gizlenememesi, izleyicide savunma mekanizmasını tetikliyor da diyebiliriz.
4. Estetik içerikler yerine ham içeriklerin tercih edilmesi
Aşırı filtrelenmiş, stüdyo kalitesinde ama ruhsuz görseller artık tüketici nezdinde reklam kokuyor algısı yaratıyor. Doğal ışıkta, hızlıca çekilmiş ve samimi bir dille anlatılmış hikayeler daha çok güven veriyor. Tüketiciler de daha doğal içerikleri beğeniyor ve takip ediyor.
5. Reklam linki mi yoksa gerçek mi sorgulaması
İçeriğin altına gelen ‘Ürün gerçekten iyi mi yoksa sadece iş birliği mi?’ soruları, güven krizinin en somut işaretlerinden biri. Bu noktada tüketiciler artık influencer’ın dürüstlüğünü sürekli test ediyor.
6. UGC içeriklerin tercih edilmesi
İnsanlar, bir markanın para ödediği bir yüzü değil, ürünü kendi parasıyla alıp deneyen sıradan kullanıcıların yorumlarını daha kıymetli buluyor. Bu yüzden de UGC yani kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler daha çok tercih ediliyor.
7. Daha niş topluluklara kaçış
Genel yaşam tarzı içeriklerinden ziyade; sadece kahve, sadece sürdürülebilirlik ya da sadece teknoloji gibi dikey alanlarda uzmanlaşmış kişilerin görüşleri de değer kazanıyor.
8. Marka sadakatinin zayıflaması
Bir influencer her hafta farklı bir krem, telefon veya herhangi bir ayakkabı markasını en iyisi olarak tanıttığında, izleyicinin markaya olan bağlılığı değil, kafa karışıklığı artıyor. Bu noktada iş birliklerinin istikrarsızlığı da tüketicinin fark ettiği bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.
9. Şeffaflık beklentisi
#işbirliği etiketinin gizlenmesi veya çok sona eklenmesi izleyicide kandırılmışlık hissi yaratıyor… Şeffaf olmayan her paylaşım, dijital itibarın hızla zedelenmesine yol açıyor ve doğrudan satın alma davranışını etkiliyor.
10. Sosyal medya yorgunluğu
Sürekli bir şeyler satın almaya teşvik edilmekten yorulan kullanıcılar dopamin detoksu gibi akımlarla sosyal medya kullanım sürelerini kısıtlıyor veya sadece eğlence odaklı reklam içermeyen alanlara kayıyor.
