İstanbul Sanayi Odası (İSO) Mayıs ayı imalat sanayi verileri her ne kadar teknik bir toparlanma işareti verse de sektörün küçülmesini durduramadı ve kritik 50,0 barajının altında kaldı. İhracattaki dönemsel kıpırdanmaya rağmen iç pazarı da kapsayan toplam siparişler düşmeye, istihdam kaybı ise devam ediyor.
KRİTİK EŞİK DEĞERİ MAYIS AYINDA DA GEÇİLEMEDİ
İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve uluslararası veri kuruluşu S&P Global tarafından ortaklaşa hazırlanan Türkiye İmalat Satın-alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Mayıs dönemi sonuçları açıklandı.

Nisan ayında 45,7 puana kadar gerileyerek sert bir çakılma yaşayan Türkiye İmalat PMI endeksi, Mayıs ayında 49,8 seviyesine ulaşarak Mart 2024 tarihinden bu yana kaydedilen en yüksek basamağa çıktı. Sektördeki faaliyet koşullarında gözlenen bozulmanın belirgin şekilde yavaşladığına işaret eden bu tırmanışa rağmen, endeksin ekonomik büyüme ile küçülmeyi birbirinden ayıran 50,0 referans eşik değerinin altında kalmayı sürdürmesi, sanayideki yapısal daralmanın bitmediğini net bir şekilde ortaya koydu.
ÜRETİM VE İHRACAT SEVİYESİNDE DEĞİŞİM
Mayıs döneminin en çok öne çıkan gelişmelerinden biri üretim hanesinde yaşandı. Nisan ayındaki keskin gerilemenin ardından, imalat sanayi üretimi Mayıs ayında yeniden artış yönünde ivme yakalayarak son 26 aylık zaman diliminin ilk büyüme hareketini gerçekleştirdi. Firma sahipleri, bu hareketlilikte özellikle uluslararası pazarlardan aldıkları talep sinyallerinin belirleyici olduğunu aktardı. Nitekim yeni ihracat siparişleri de yaklaşık 20 aydır kesintisiz bir biçimde devam eden daralma ve küçülme dönemini Mayıs ayı itibarıyla sonlandırarak yeniden büyüme kaydetti. Madalyonun diğer yüzünde ise iç pazarı da içine alan toplam yeni siparişlerdeki hafif çaplı düşüş eğilimi durdurulamadı. İşletmeler bu durgunluğu; piyasadaki belirsizlik dalgasına, yüksek fiyat artışlarına ve Orta Doğu’daki savaşın derinleştirdiği risk faktörlerine bağladı.
SAVAŞ KORKUSUNDAN GİRDİ DEPOLUYOR
Yayımlanan sektörel rapordaki en çarpıcı çelişkilerden biri satın alma kaleminde izlendi. İmalat sektöründeki satın alma faaliyetleri, iki yılı aşkın bir aranın ardından Mayıs ayında ilk kez yukarı yönlü grafik çizdi. Ancak detaylar incelendiğinde bu artışın taze bir tüketici talebinden kaynaklanmadığı belgelendi. Şirketler, Orta Doğu coğrafyasında tırmanan askeri çatışmaların küresel tedarik ve lojistik zincirlerinde büyük kırılmalara yol açabileceği endişesiyle koruyucu amaçlı “emniyet stoku” kurmaya yöneldi. Savaş korkusunun tetiklediği bu tedarik hamlesi satın alma işlemlerini yapay olarak hızlandırırken, fabrikaların elindeki girdi stoklarında yaşanan düşüşün de hız kesmesini beraberinde getirdi.
İSTİHDAMDA 18 AYLIK KAN KAYBI
Kısmi grafik düzeltmelerine rağmen sanayicinin önündeki en büyük bariyer maliyetler olmaya devam ediyor. Akaryakıt, ham petrol, metal ve uluslararası taşımacılık/lojistik fiyatlarında gözlenen durdurulamaz yükseliş eğilimi nedeniyle fabrika girdi maliyetleri Mayıs ayında da keskin bir biçimde artış kaydetti. Endeks raporunda bu maliyet baskısının ana kaynağı olarak Orta Doğu bölgesinde süregelen savaş ortamı tescil edildi. Girdi maliyetleri enflasyonunda ve fabrikalardan çıkan nihai ürün fiyatlarının zamlanma hızında ise sadece sınırlı bir yavaşlama eğilimi ölçülebildi.
Sektörün halkı ve ücretli çalışanları en yakından ilgilendiren istihdam bacağında ise dramatik gidişat değişmedi. Yeni siparişlerde süregelen genel zayıflık, işletmelerin masraf azaltma stratejileri ve personelin işten ayrılma süreçleri neticesinde imalat sektöründeki toplam çalışan sayısı üst üste 18’inci ayda da gerileme gösterdi. İstihdam sahasındaki bu erimenin temposu, yılın ilk çeyreğindeki aylara kıyasla daha sınırlı bir hızda cereyan etti.
UZMANLAR İYİLEŞMENİN KALICILIĞINDAN EMİN DEĞİL
S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Mayıs ayı imalat verilerine ilişkin gerçekleştirdiği resmi değerlendirmede, dış satım siparişlerindeki toparlanma eğiliminin üretimi desteklediğini ve fabrika satın alma hamlelerini canlandırdığını dile getirdi.
Harker, mevcut maliyet baskılarının ağırlığını koruması ve tedarik zincirlerindeki operasyonel aksaklıkların varlığını sürdürmesi nedeniyle, bu kısmi iyileşme sinyallerinin ne derece kalıcı ve istikrarlı olduğunun henüz netlik kazanmadığını ifade etti.
