SGK emeklilikleri iptal edebilir mi? Uzman isimden açıklama geldi!

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), geçmişte anne veya babasına ait iş yerlerinde reşit olmadan önce çalışmaya başlayan kişilerin sigorta başlangıçlarını ve prim günlerini geriye dönük olarak mercek altına aldı. Kurumun 2013 yılında çıkardığı bir idari genelgeyi öne sürerek 20-30 yıl önceki kayıtları iptal etmesi, çok sayıda ücretli çalışanın Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) hakkını kaybetmesine, hatta mevcut emeklilerin maaşlarının kesilmesi riskine yol açtı.

HERKESİ KAPSAMIYOR

Reşit olmadan önce sigortalı olanların hizmet sürelerine yönelik son dönemde sosyal medya ve dijital mecralarda yayımlanan haberler, geniş toplum kesimlerinde derin bir endişe yarattı. Sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun, konunun tüm erken yaşta çalışanları kapsamadığını belirterek sahada oluşan yanlış algıyı netleştirdi.

Erdursun’un aktardığı verilere göre; 18 yaşından küçükken bir fabrikada, şirkette, atölyede veya markette başka bir işverenin yanında ter döken ücretli çalışanlar için herhangi bir yasal tehlike ya da iptal uygulaması bulunmuyor.

Tehlike, sadece reşit değilken ebeveynine ait işletmede sigortalı gösterilen kişileri kapsıyor. Dolayısıyla, Erdursun’un aktardığına göre başka firmalarda iş hayatına atılanların bu yönde kaygılanmasını gerektiren bir durum yok.

SORUNUN KAYNAĞI: 2013 YILINDA ÇIKARILAN BÜROKRATİK GENELGE

Halkın karşı karşıya kaldığı bu büyük finansal riskin kökeni, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan 2013/11 sayılı Genelge’ye dayanıyor. Bahse konu idari düzenlemede, anne ya da babasının ticarethanesinde çalışan çocukların sigortalı sayılabilmesi için vasi iştirakiyle düzenlenmiş ve mahkeme hakimi tarafından tasdik edilmiş resmi bir hizmet sözleşmesinin varlığı şart koşuluyor.

Devlet kurumu, aradan geçen yılların ardından bu şekli kriterleri taşımayan eski bildirimleri tek taraflı olarak geçersiz sayabiliyor. Hak kaybı ve mağduriyet ise tam bu noktada, 20 ya da 30 sene sonra gün yüzüne çıkıyor. Geçmiş dönemde kurum tarafından kabul edilen, primleri eksiksiz tahsil edilen ve kayıt altına alınan hizmetler, emeklilerin tüm gelecek planlarını altüst edecek biçimde yeniden tartışmaya açılıyor.

EYT HAKKI TAMAMEN SİLİNEBİLİR

Uygulanan bu katı idari tasfiye, en çok Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinden yararlanmayı bekleyen veya halihazırda aylık alan kitleleri vuruyor. Uzmanların dikkat çektiği risk senaryoları şu şekilde sıralanıyor:

EYT Kapsamı Dışına Çıkarılma: İlk sigorta tescili 8 Eylül 1999 tarihinden önce ebeveyninin dükkanında yapılan bir ücretli çalışan, yasal olarak EYT kapsamında olduğunu düşünerek tüm kariyerini buna göre şekillendirmiş olabiliyor. Ancak idare tarafından bu başlangıç tarihinin silinmesi durumunda, kişinin ilk tescil tarihi kronolojik olarak ileriye kayıyor ve mülkiyet hakkı niteliğindeki EYT kapsamından tamamen çıkarılabiliyor.

Prim Günlerinin Eksilmesi: İlk tescili başka bir yerde yapıldığı için EYT hakkı cepte olan ancak çalışma hayatının belirli bir evresinde, reşit değilken ebeveyninin yanında çalışıp bu günleri toplam primine ekleten emekliler de büyük risk altında bulunuyor. Prim günlerinin geriye dönük silinmesiyle toplam gün sayısı yasal sınırın altına düşebiliyor.
Maaş Kesilmesi ve Borç Çıkarılması: Toplam prim şartının ortadan kalkmasıyla birlikte, bazı kişiler açısından bağlanmış olan emekli aylıklarının idare tarafından yeniden değerlendirilmesi, maaşların kesilmesi ve geçmişe dönük ödenen paraların faiziyle geri istenmesi gibi ağır mağduriyetler tetiklenebiliyor.

MAHKEMELER ÖZE BAKIYOR

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tüm bu süreçlerde sadece kağıt üzerindeki şekli eksiklikleri baz alarak iptal butonuna basarken, bağımsız mahkemeler halkın mağdur edilmesine geçit vermiyor. Yargıtay tarafından son yıllarda verilen emsal hükümlerde, evraklardaki imza eksikliklerinden ziyade “olayın özüne” ve fiili gerçekliğe bakılması gerektiği kararlılıkla vurgulanıyor. Mahkemeler; dükkandaki gerçek faaliyeti, iş yeri bordro dökümlerini, ücret ödeme makbuzlarını ve tanık beyanlarını bir bütün olarak inceliyor.

Erdursun’un aktardığına göre Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 23 Şubat 2023 tarihli emsal niteliğindeki kararında, annesinin iş yerinde 18 yaşından küçükken çalışan bir kişinin fiili üretimi kanıtlandığı için idarenin iptal işlemi haksız bulundu ve kurumun itirazı kesin olarak reddedildi. Yüksek mahkemenin kararında, özünde reşit olmayan çocukları korumak maksadıyla ihdas edilen hukuk kurallarının, yıllar sonra o bireyin anayasal bir hakkı olan sosyal güvenlik hakkını elinden alacak şekilde çocuk aleyhine yorumlanamayacağı net bir dille içtihat altına alındı. Fiili olarak çalışıldığı delillerle kanıtlanmışsa, sırf bürokratik imza noksanlıkları öne sürülerek hizmetlerin silinmesi hukuka aykırı bulunuyor.

RİSK ALTINDAKİ MİLYONLAR İÇİN HUKUKİ YOL HARİTASI

Sosyal güvenlik uzmanlarının verilerine göre, tartışma yalnızca anne veya babaya ait iş yerlerinde geçen sigortalılık süreleriyle ilgili olduğunu kaydeden Erdursun, bu durumdaki kişilerin e-Devlet kapısı üzerinden hizmet dökümlerini ve tescil kayıtlarını titizlikle kontrol etmelerinin önem arz ettiğini kaydetti.

Olası bir idari iptal ya da inceleme durumunda, hakkını korumak isteyenlerin zaman kaybetmeden yasal yollara başvurması ve yargıda dava açması gerekiyor. Çünkü karşı karşıya kalınan tablo birkaç günlük prim uyuşmazlığı değil, Erdursun bunun “milyonların ömür boyu hak ettiği emeklilik hakkının korunması meselesi” olduğu konusunda uyardı.

Author: Yusuf Arslan