Uluslararası finans kuruluşu Jefferies International’ın stratejisti Durukal Gün tarafından Pazartesi günü yayınlanan raporda, Türkiye’ye yönelik dikkat çekici bir finansal senaryo ortaya kondu.
Yayımlanan rapora göre, ABD’nin geçen yıl Arjantin’e sunduğu pakete benzer bir swap hattı sağlaması, Türk politika yapıcıların lira zayıflığını yönetme, enflasyon beklentilerini dizginleme ve dolarizasyonu caydırma çabalarına destek verebilir.
Bu adımın aynı zamanda, yatırımcıların artan finansal riskleri fiyatlamasıyla son aylarda yükselişe geçen Türkiye’nin kredi risk primini (CDS) de düşürebileceği tahmin ediliyor.
SEÇİM ÖNCESİ “ARJANTİN MODELİ” SENARYOSU
Stratejist Durukal Gün, Türkiye’nin “seçimler öncesinde tıpkı Arjantin gibi” ABD’den bir FX (döviz) swap hattı alacağı “makul bir senaryo” gördüklerini ifade etti.
Türk ve ABD’li yetkililer arasında bu konuda kamuoyuna açık bir görüşme yapılmadığı bilinirken, Türkiye’de normal şartlarda 2028 ortasında yapılması planlanan seçimlerin, erkene alınabileceği spekülasyonları analistler ve bazı milletvekilleri tarafından dile getiriliyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın Arjantin’e yönelik uyguladığı destek paketi, merkez bankasıyla 20 milyar dolarlık bir döviz swap çerçevesini ve doğrudan peso satın alımını içeriyordu. Bu önlemler, Fed’in geleneksel swap hatlarından farklı olarak, ara seçimler öncesinde pesodan kaçışı engellemek amacıyla tasarlanmıştı.
EKONOMİK YAVAŞLAMA VE SİYASİ RİSKLER
Gün, dolar swap hattı önerisi, yabancı yatırımcıların yüksek petrol fiyatlarının ödemeler dengesi ve büyüme üzerindeki olumsuz etkilerine dair endişelerinin arttığı bir döneme denk geldiğini belirtti.
Bugün açıklanan resmi veriler, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde, bir önceki çeyrekteki %0,4’lük büyümeye kıyasla yavaşlayarak yalnızca %0,1 büyüdüğünü gösterdi.
Öte yandan, ana muhalefet partisi liderinin görevden alınmasına yol açan mahkeme kararının ardından siyasi riskler de yeniden tansiyonu yükseltti.
Merkez bankası, liranın enflasyondan daha yavaş değer kaybetmesini öngören “reel” değer kazancı stratejisini korumak amacıyla döviz ve altın varlıklarını satarken, Mart ayında elindeki ABD Hazine tahvillerinin neredeyse tamamını çıkardı.
Bloomberg verilerine göre, bu gelişmeler Türkiye’nin CDS’lerini Ocak başındaki 204 baz puandan yaklaşık 240 baz puana yükseltti. Risk primi, mahkeme kararının ardından geçen ay 260 baz puanın üzerini görmüştü.
ENFLASYON VE FAİZ POLİTİKASINDA YENİ DÖNEM
Yayımlanan raporda, yakın vadeli piyasa stresinin, geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yaşanan satış dalgası kadar derinleşmesinin beklenmediği de aktarıldı.
Ayrıca, lira varlıklarının sunduğu cazip reel getiriler sayesinde yerleşiklWaller arasındaki dolarizasyonun sınırlı kaldığı ifade edildi.
Buna karşın, yaşanan son şoklar Nisan ayı enflasyonunu beklentilerin üzerine çıkararak %32,4’e taşıdı ve bu yıl yapılması beklenen faiz indirimi tahminlerini altüst etti. Merkez bankası ise politikayı sıkılaştırmak amacıyla bankaları resmi %37 yerine %40 oranından fonlamaya başladı.
2026 VE 2027 FAİZ VE ENFLASYON ÖNGÖRÜLERİ
Stratejist Durukal Gün, ABD-İran anlaşması olasılıklarını göz önünde bulundurarak Merkez Bankası’nın Haziran ayında faiz artırımına gitmekten kaçınacağını belirtti.
Bankanın bunun yerine faiz koridorunu ayarlayarak kademeli bir yanıt vereceği, politika faizi değişikliklerini ise daha kalıcı şoklara saklayacağını öngörüyor.
Jeopolitik senaryonun olumlu seyretmesi durumunda dahi 2026 yılında faiz indirimleri için alanın sınırlı olduğunu belirten Gün, enflasyonun 2026 sonunda yüzde 31, 2027 yılında ise yüzde 25 olacağını tahmin ediyor.
Raporda, politika faizinin gelecek yıl boyunca yüzde 35 ila yüzde 36 aralığında kalacağı öngörüsüne yer verildi.
