Tahran, Brüksel’den daha güçlü olduğunu nasıl gösterdi?

Avrupa Birliği’nin (AB) askeri hedeflere yönelik saldırılar ile ilgili ‘endişesine’ Tahran’dan gelen yanıt, diplomatik dilden arındırıldığında ‘sus ve kendi işine bak’ anlamına geliyor. Ancak İran bu kez açıklamasına kapsamlı bir hukuki argüman da ekledi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, AB’nin açıklamasının ikiyüzlü olduğuna dikkat çekerek, “İran, komşu ülkelerdeki ABD üslerinden gelen saldırılara karşı meşru müdafaa hakkını kullanıyor” dedi ve şöyle devam etti:

AB, saldırganları barıştırmak ve saldırılara karşılık verenleri suçlamak yerine BM Tüzüğü’nü izlemelidir.

Brüksel’in duymak istemediği temel hukuki argümansa şu şekilde:

Devletlerin, diğer ülkelere saldırı için kendi topraklarını veya varlıklarını kullanılmasına izin vermemesi yasal bir yükümlülüktür”

Bekayi’ye göre İran, kendisine karşı yasa dışı saldırıların düzenlendiği üsleri ve hedefleri vurdu ve bu bir meşru müdafaadır.

Bunu küresel gündem açısından önemi nedir?

AB ‘büyük oyunun’ dışında bırakıldı. Brüksel anlamlı bir bildiri yayınladı. Tahran cevap vermekle yetinmediği gibi, yanıtını uluslararası hukuk referanslarıyla destekledi. Diyalog başarısız oldu.

Brüksel ahlaki otoritesini kaybetti. Yüzünüze ‘seçici ahlaki kızgınlık’ ve ‘ikiyüzlülük’ denmesi bir tanıdır. ‘Eski Kıta’ giderek daha çok başkalarına yaşamayı öğreten, ancak gerçek çatışmaların çözümünde yer almayan bir ses olarak görülüyor.

İran’ın hukuki argümanı tüm sisteme bir meydan okumadır. Devletlerden üçüncü ülkelerin saldırıları için üslerini açmamasını talep etmek hem ABD’yi, hem de Avrupa’yı ve Ortadoğu’daki tüm Amerikan askeri varlığının mantığını hedef alıyor. Ve AB burada sessiz bir suç ortağı rolündedir.

Author: Yusuf Arslan