KVKK’dan biyometrik veri işlenmesine ilişkin ilke kararı: İş yerlerine parmak izi ve yüz tanıma uyarısı

T24 Haber Merkezi

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), iş yerlerinde mesai takibi amacıyla parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik sistemlerin kullanımına ilişkin önemli bir ilke kararı yayımladı. Kurul, biyometrik verilerin işlenmesinde gereklilik ve ölçülülük ilkelerine dikkat çekerken, alternatif yöntemlerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Verileri Koruma Kurulu ilke kararında, iş yerlerinde çalışanların devam durumunun takibi amacıyla kullanılan biyometrik veri işleme uygulamalarına ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Kurul, son yıllarda mesai takibinin dijitalleştirilmesi kapsamında parmak izi, yüz tanıma, iris ve retina taraması gibi biyometrik sistemlerin kullanımının yaygınlaştığına dikkat çekti.

Kararda, biyometrik verilerin hassas nitelikli kişisel veri olduğu ve ihlal edilmesi halinde geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Bu nedenle biyometrik verilerin işlenmesinde yalnızca hukuki dayanağın bulunmasının yeterli olmadığı, aynı zamanda gereklilik, ölçülülük ve veri minimizasyonu ilkelerinin de gözetilmesi gerektiği ifade edildi.

Kurul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mevzuatında işverenlerin çalışma sürelerini kayıt altına alma yükümlülüğü bulunduğunu ancak bu yükümlülüğün biyometrik yöntemlerle yerine getirilmesini zorunlu kılan açık bir yasal düzenlemenin yer almadığını vurguladı. Bu nedenle mesai takibinin biyometrik veri işlenmesi yoluyla yapılmasının hukuki açıdan tartışmalara yol açabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.

“Açık rıza her zaman özgür iradeye dayanmayabilir”

Kararda ayrıca işçi ve işveren arasındaki güç dengesizliğine dikkat çekilerek, “Biyometrik tanımlama sistemleri (parmak izi, yüz tanıma, iris ve retina taraması gibi) hızlı, doğru ve manipülasyona dirençli özellikleriyle cazip görünse de kişisel verilerin korunması hukuku bağlamında son derece hassas bir alanı oluşturmaktadır. Özellikle işçi-işveren ilişkisinde mevcut olan yapısal güç dengesizliği, açık rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı hususunda ciddi tereddütler doğurmaktadır. Bu nedenle biyometrik veri işleme faaliyetlerinin, yalnızca hukuki sebebe değil aynı zamanda ölçülülük, gereklilik ve veri minimizasyonu ilkelerine de uygun olması gerekmektedir.” denildi.

KVKK, mesai takibinde biyometrik sistemler yerine şifreli kartlar, PIN tabanlı uygulamalar, imza çizelgeleri, RFID ve NFC kart sistemleri ya da denetçi gözetiminde tutulan giriş-çıkış kayıtları gibi daha az müdahaleci yöntemlerin kullanılabileceğini hatırlattı. Bu nedenle biyometrik veri kullanımının her durumda zorunlu olmadığı ve ölçülülük ilkesini karşılamayabileceği ifade edildi.

Kurul, veri sorumlularının kişisel verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesi ve korunması için gerekli teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatarak, söz konusu ilke kararının Resmî Gazete’de ve kurumun internet sitesinde yayımlanmasına karar verdi.

(Editör: Ece Seçil Şahin)

Author: Yusuf Arslan