Gazeteci Canan Coşkun’un ‘Vize İmparatorluğu’ başlıklı yazı dizisi, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. Coşkun yazı dizisini canlı yayında anlattı; erişim kararını yorumladı. Avukat İlker Atamer ise CHP’deki kurultayda para dağıtılmasına ilişkin MASAK’tan rapor istenmesini değerlendirdi.
Vize imparatorluğunun karanlık yüzü
Gazeteci Canan Coşkun şunları söyledi:
2000’li yılların başına doğru, aslında başlarında vize başlarında oradan konsolosluklara yapılırdı. Ama bundaki HSBC ve İngiltere Konsolosluğu’na yönelik saldırılardan sonra aslında konsolosluklar daha çok aracı hizmetlerle, aracı şirketlerle çalışmaya başladı.Nasıl bir garabetli sistem ki aslında VFS normal bir aracı kurum. Ama burada Türkiye’deki operasyonlarına yürürken başka bir, onlar her ne kadar paşaron dese de bir iş ortağı var. Sistemde bu randevu krizinin olduğu dönemde, bu şeyin altındaki yeni aracı kurumlar, yeni aracı kişiler oluştu bu sebeple.Yani kare borsu düşmesi sebebiyle vize randevularının. Yani artık aracı sistemin aracısının aracısı oluşmuş vaziyette. Ama benim de görüştüğüm başka aracı kişiler 300 Euro civarında ve turist vizisi alamayacağınız durumda o ülkeye nasıl başka türlü giriş yapabilirsiniz, onun yollarını size teşvik eden bir sistem kurmuşlar aslına bakarsanız.Yani bu paraları verdikten sonra bir randevu alabiliyorsunuz ve o randevuda da vize başvurunuzu yaparken yine bir şekilde vize ücreti ödüyorsunuz. Ve de bunun yanında oraya gittiğiniz zaman, vize başvuru merkezine gittiğiniz zaman bir çıplak alacaksınız mesela ya da bir fotokopi çekeceksiniz. Bu ücretlerin de bunlara ilişkin ücretlerin de her ülkenin vize işlemine göre değişiklik gösteriyor bunun ücretleri.Kimi zaman kağıt başı nesli 20 lira alıyorlar dediğiniz saatte gitmek istiyorsanız bir işte premium launch şeyi var ve bu tabii en yüksek şeyden satılıyor. Bildiğim kadarıyla geçen yılda kadar 3000 liralık bir şeyi vardı. Yani aslına bakarsanız her yaşaması bir rant kapısı haline dönmüş bir sistemden bahsediyorum.Tabii buradan anladığımız şu ki yani ortada bütün biraz önce anlattığım bu vize süreçlerinin doğurduğu çok büyük bir rant var. Bu rantın paylaşılmasında bir kavga bir tartışma çıkıyor belli ki. Gateway ve VFSI arasındaki bu ayrışmadan aslında bunu anlıyoruz.
Hukukçu tek tek anlattı: MASAK delegeyi inceleyebilir mi?
Avukat İlker Atamer, şöyle konuştu:
Türkiye’de genel olarak hukukun adeta dibi çıkmış durumda. CHP’nin kendi iç seçimleriyle ilgili siyasi partiler kanunu uygulanır. Yani bunu aklı başında herhangi bir hukukçuya sorsanız bunu söyler.Kanunda yazılı olmayan bir suçtan dolayı kimseye ceza verilemez. Her şeyden önce bir eylemin suç olması için öncelikle kanunda onun suç olarak tanımlanması gerekir. Parti delegeleri kamu görevlisi değildir ve ortada bir kamu hizmeti yoktur.Dolayısıyla bu genel rüşvet suçuna girmez. İkincisi, siyasi partiler kanunda da seçim rüşveti şeklinde bir suç düzenlenmiş değil. Delegelerine para verip oylarının etkilenmesini sağlamak mevzuatımıza suç olarak tanımlanmamış.Ben olanı söylüyorum. Bu suç değil. Olmayan bir suç nedeniyle soruşturma açmak, insanların özel finansal bilgilerini içeren banka hesap hareketlerini, masak raporlarını istemek de tamamen temelsiz.Hiçbir yasal dayanağı yok. Savcı kendi keyfine göre istediği kişilerin banka hesap hareketlerini de isteyemez. Dosyada adı geçmeyen kişilerin, akrabalarının özel hayatlarını ilgilendiren, bankacılık sırrı niteliğindeki özel bilgilerinin belli olarak celbedilmesi hukuksuz bir eylem.Şimdi bu delegelerin hepsinin ismi şüpheli olarak geçiyor mu dosyada? Zannetmiyorum. O zaman şüpheli olmayan bir kişinin, üçüncü parti durumunda olan kişinin siz neye dayanarak finansal bilgilerini istiyorsunuz? Eğer şüpheli değilse. Yani delege avlama diye bir şey vardır.Çok da meşru görünür bu. Evet aslında bunun. Delege avı diye bir şey vardır bilinen.Yaptığıma olmadığı için belki de, bu da biraz da içten içe bilindiği için, belki ülkemizde bu çok yaygın, hemen hemen her partide. Her partide olur. Belki ufak tefek.Kalem dağıtılır, hiçbir şey olmazsa kalem dağıtılır. Yüksek meblalara kadar bu ülkemizde belki hemen her partide görülebilen durumlar ama aslında olmaması gerekiyor. Bunun suç olarak tanımlanması lazım ve herkes için suç olması lazım.
