Freddie Mercury hem sesi hem de hayatıyla hepimizi etkisi altına alan eşsiz bir sanatçı! Müzikal dehasının arkasında yatan büyüleyici hayatına dair biraz daha bilgi almaya ne dersin? Hazırsanız arkada Queen’in en sevdiğin şarkısını aç çünkü başlıyoruz!
1. Aslında gerçek bir opera aşığıydı!
Birçok kişi onun sadece bir rock yıldızı olduğunu düşünse de, Mercury gerçek bir opera tutkunuydu. Soprano Montserrat Caballé ile kaydettiği Barcelona albümü de popüler müzik ile operayı birleştiren ilk büyük çaplı eserlerden biriydi. Zaten bu albüm de rock ile operayı nasıl bağladığını müthiş şekilde gözler önüne seriyor!
2. Aslında oldukça utangaç biri.
Sahnede binlerce kişiyi avucunun içine alan o devasa kişiliğin aksine Freddie özel hayatında oldukça çekingen ve içe dönük biriydi. Röportaj vermekten pek hoşlanmaz ve kalabalık ortamlarda kendini çoğu zaman rahatsız hissederdi. Sahnede mükemmel şovlar yapan birinin utangaç olduğunu duymak oldukça şaşırtıcı değil mi?
3. Bohemian Rhapsody’yi bestelerken kullandığı piyano yatağının başında duruyordu.
Efsanevi Bohemian Rhapsody’yi bestelerken kullandığı piyano, aslında yatağının başucundaydı. Gece yarısı aklına gelen melodileri unutmamak için uzanarak notaları çalabilmesi adına piyanonun yerini bizzat bu şekilde ayarlamıştı.
4. Kedileriyle inanılmaz bir bağı vardı.
Freddie Mercury, hayatı boyunca kedilerine derin bir sevgi besledi. Turneye çıktığında evini arayıp kedileriyle telefonda konuştuğu, hatta favori kedisi Delilah için özel bir şarkı yazdığı da bilinir. Çılgın bir şey!
5. Queen logosunun da mimarı aynı zamanda.
Müzik kariyerinden önce sanat eğitimi alan Mercury, aslında profesyonel bir illüstratördür. Grubun tüm üyelerinin burçlarını içeren o meşhur ‘Queen Crest’ logosunu bizzat kendisi tasarlamış!
6. Doğuştan fazla dört dişi vardı ve bu akustik bir avantaj sağlıyordu.
Gülüşünden bazen utansa da, üst çenesindeki fazladan dört dişi asla çektirmedi. Bu dişlerin ağız yapısını genişlettiğine ve sesinin o benzersiz rezonansına katkıda bulunduğuna inanıyordu.
7. Yarım mikrofon tarzı aslında bir kazaydı.
Mercury ile özdeşleşen yarım mikrofon standı aslında bir kazayla ortaya çıktı. Kariyerinin başlarındaki bir konserde mikrofon standı kırılınca, Freddie şarkıya ara vermek yerine standın yarısıyla devam etti ve bu durum onun imzası haline geldi.
8. Gerçekten olağanüstü bir ses aralığı var!
Yapılan bilimsel araştırmalar, Mercury’nin ses tellerinin normal bir insandan çok daha hızlı titreştiğini ortaya koydu. 4 oktavı aşan ses aralığıyla, baritondan sopranoya kadar her tonda kusursuz performans sergileyebiliyordu. Çok etkileyici değil mi?
