T24 Haber Merkezi
Greenpeace Türkiye, bu hafta sonu düzenlenecek Sıfır Atık Forumu öncesinde yayımladığı yeni politika bilgi notuyla Türkiye’nin Sıfır Atık politikasının görünmeyen yüzünü ortaya koydu.
“Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü”
COP31 sürecindeki ana gündemlerinden biri Sıfır Atık olan Türkiye, Avrupa’nın plastik atık ihracatının birinci adresi olmayı sürdürdü. Bilgi notu, Türkiye’nin Sıfır Atık söylemiyle sahadaki gerçeklik arasındaki derin çelişkiyi açığa çıkardı.
Bu çelişkileri gidermek için “Gerçek Sıfır Atık” kampanyasını başlatan Greenpeace Türkiye; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, Ticaret Bakanlığı’na ve Türkiye’nin COP31 müzakere heyetine seslenerek şu taleplerde bulundu:
– Yeni petrokimya yatırımları derhal askıya alınsın ve sektörel bir moratoryum ilan edilsin.
– Plastik üretiminin kaynağında azaltılmasına yönelik bağlayıcı hedefler ulusal iklim değişikliği eylem planlarına entegre edilsin.
– BM Küresel Plastik Anlaşması müzakerelerinde, plastik üretimine katı sınırlar getirilmesini savunan bir pozisyon alınsın.
Geri dönüşüm illüzyonu: Rakamlar neden yanıltıcı?
Türkiye’nin Sıfır Atık hareketi, geri dönüşüm oranlarını temel başarı göstergesi olarak sundu. Ancak küresel plastik geri dönüşüm oranı yalnızca yüzde 9 civarlarında gerçekleşti ve yılda 400 milyon tonun üzerinde gerçekleşen plastik üretimine karşı bu oran tamamen etkisiz kaldı. Kaynağında üretimi sınırlandırmayan bir atık yönetimi, açık bir musluğun altına kova tutmaktan farksız oldu.
Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Sistemler Kampanya Sorumlusu Berk Butan, bilgi notunun bir reddiye değil liderlik çağrısı olduğunu ifade etti. Butan, kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP31) ev sahipliği yapacak Türkiye’nin, Sıfır Atık’ı söylemden gerçek politika dönüşümüne taşımak için tarihi bir fırsata sahip olduğunu belirtti.
Butan, şunları söyledi:
“Türkiye 2025’te Avrupa Birliği’nin plastik çöpünün en büyük varış noktası oldu, ülkenin denizleri ve kıyıları mikroplastikle kirleniyor ve yeni petrokimya kompleksleri için ÇED süreçleri tamamlanıyor. Söylem ile sahada yaşanan gerçeklik arasındaki bu makas, bir politika tercihi, yapısal bir çerçeveleme sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Önümüzde politika değişikliği için önemli bir fırsat var. Kasım 2026’da COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye, Sıfır Atık temasını zirvenin eylem ajandasına da ekleyerek öne çıkarmayı amaçlıyor. Bu, Türkiye’nin liderlik gösterebileceği ve anlatının ötesine geçerek, gerçek Sıfır Atık hedefini mümkün kılacak değişimleri başlatabileceği tarihi bir an. Zira gerçek Sıfır Atık hedefi plastiği geri dönüşüm kutusuna atmakla, başkasının plastik atığını almakla değil, onu kaynakta üretmemeyi başarmakla mümkün. Bu hedefe ulaşmanın yolu, atık ithalatını engellemekte, üretim kararlarında, yatırım tercihlerinde ve uluslararası müzakere masasındaki tutumda başlıyor.”
“Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü” başlıklı politika bilgi notunun tamamını okumak için .
(Editör: Halit Bingöllü)
