Muğla’da 2010 yılında hayatını kaybeden manken Aslı Baş’ın ölümüne ilişkin sanıkların beraat kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden görülen davanın ikinci duruşması, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya tutuksuz sanıklardan Hakan Sadi Bayer ile Aslı Baş’ın babası Mehmet Baş ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti, rahatsızlığını gerekçe gösteren sanık Ahmet Derya Bayer’in mazeretini kabul ederek duruşmaya katılımını aramadı.
Mahkeme, olayla bağlantılı cep telefonundan silinen mesajların geri getirilebilmesine yönelik Ulusal Kriminal Büro’ya yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, kurumdan söz konusu cep telefonunun marka ve modelinin belirtilmesini, SIM kart ve telefondan silinen mesajların geri getirilmesine yönelik bir rapor hazırlanıp hazırlanmadığının sorulmasını talep etti. Kurumdan olumlu yanıt gelmesi halinde duruşma günü beklenmeksizin bilirkişi raporu alınacağı kayda geçirildi ve duruşma 27 Ekim’e ertelendi.

BİLİRKİŞİLER MAHKEME KARARINA RAĞMEN GÖRMEZDEN GELİYOR
Duruşma sonrası kameraların karşısına geçen Aslı Baş’ın aile avukatı İbrahim Ataş, cep telefonlarında silinen mesajların geri getirilebileceğini ve bu teknolojinin Türkiye’de mevcut olduğunu vurguladı. Benzer dijital yargılamaları örnek gösteren Ataş, süreci şu sözlerle anlattı:
“Yargıtay dedi ki, ‘Aslı Baş’ın ölmeden önce attığı mesaj HTS kayıtlarında gözüküyor. Ancak ne hikmetse, bütün mesajlar duruyor, son mesaj durmuyor, silinmiş ve bu telefon cinayetin işlendiği mahallede.’ Bu mesajın geri döndürülmesini istiyoruz. Mevcut teknolojimiz cep telefonundaki kayıtların geri dönülmesine elverişli bir teknolojidir. Bunu, benzer dijital yargılamaların olduğu yargılamalarda da gördük. Ancak ne hikmetse, bu dosyada yine bilirkişiler ya bunu görmemezlikten geliyor, ya anlamamazlıktan geliyor. Vermiş oldukları raporda hiç mesajın geri döndürüp döndürülemeyeceğine ilişkin olarak bir açıklama yapmıyor. Biz bunu anlamıyoruz. İki bilirkişiye gitti. İki bilirkişi de bu konuya hiç değinmedi. Mahkemenin göndermiş olduğu müzekkerede bunun ortaya çıkartılmasına ilişkin açık ifadeler yazılmasına rağmen, ne hikmetse anlamadığımız nedenlerden ötürü bilirkişiden gelen raporda bu hususun hiç açıklanmadığı, değinilmediği açık. Sayın mahkeme heyetine bu hususu dile getirdik. Türkiye’de bu teknoloji var. Bu teknolojinin olduğuna ilişkin olarak bizim yaptırmış olduğumuz yine internetten anlayan ortalama zekaya sahip herkesin bulabileceği durumlar var.”
SİLİNEN MESAJIN ALICISI CİNAYET ZANLISI
Resmi bilirkişilerin bu konuda dosya içerisinde hiçbir beyanda bulunmadığını belirten Ataş, silinen mesaja dair kritik bir detayı işaret etti:
“Söz konusu olan mesaj kaydının alıcısı cinayet zanlısı. Eğer bu mesaj kaydı basit bir mesaj, öylesine bir mesaj olmuş olsaydı silinmesi bir yana, karşı tarafa gitmiştir bu mesaj, bir örneği onda var. Biz bunu yargılamanın başından beri dile getiriyoruz. O zaman karşı taraf cep telefonu sunardı, ‘bakın o mesaj bu mesaj, bu mesaj içerisinde de bir şey yok’ derdi.”
“ARKA PLANDA BAŞKA BİR MEKANİZMA VAR”
Duruşmaya destek için katılan avukat Evrim İnan, Aslı Baş’ın ölümünün Türkiye’de şüpheli kadın ölümleri ve kadın cinayetleri konusunda en bariz örneklerden biri olduğuna dikkat çekti. Yargılama sürecindeki eksikliklere vurgu yapan İnan, “15 yılı aşkın bir süredir yargılamanın tamamlanmamış olması aslında yargılama mekanizmasının eksikliğini de çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Rojin Kabaiş cinayeti, Gülistan Doku cinayetinde olduğu gibi Aslıbaş cinayetinde de aslında arka planda başka bir mekanizmanın olduğu çok açık bir şekilde ortada” ifadelerini kullandı.
“ZENGİNLERİN DEĞİL ADALETİN GÜÇLÜ OLMASINI İSTİYORUZ”
Aslı Baş’ın babası Mehmet Baş, yerel mahkemenin 12 yılda göremediği delillerin Yargıtay tarafından 2 yılda bulunmasını sorguladı. Baba Baş, adil yargılanma talebini şu sözlerle dile getirdi:
“12 sene süren bir mahkeme sürecinde delillerin, eksiklerin bulunmayışı, 2 senelik bir Yargıtay süresinde ortaya çıkarılıyor. 12 senede çıkarılamayan eksiklikler 3 ayda nasıl çıktı? Bu yargılamayı, dosyayı inceleyen insan değil mi? Mahkemedeki hakim ve savcılar insan da, Yargıtay’dakiler robot mu? Onlar buluyor da bunlar niye çıkarmıyorlar ortaya? 12 senede ortaya çıkmayan eksiklikleri, 2 yılda Yargıtay ortaya çıkarıyor. Neden karartıyorlar bu delilleri suçu var da karartıyor. Sonunda inkar ediyor. Bunun alt sebebi ne biliyor musunuz? Ekonomik ve sosyal güçleri yüksek olanların yargıyı etkilemeleri. Biz ekonomik gücü, sosyal çevresi güçlü olanların yargılanması değil, adaletin güçlü olmasını istiyoruz. Yargının, hukukun üstün olmasını istiyoruz. Biz adil yargı istiyoruz.”
NE OLMUŞTU?
Manken Aslı Baş, 21 Temmuz 2010 tarihinde Muğla’nın Yalıkavak Mahallesi’nde iş insanı Ahmet Derya Bayer’e ait villanın terasından düşerek yaşamını yitirdi. Olayın ardından Ahmet Bayer ile oğulları Hakan Sadi Bayer ve Volkan Bayer hakkında “nitelikli kasten öldürme” ve “azmettirme” suçlamalarıyla dava açıldı.
Yaklaşık 10 yıl süren yargılamanın sonunda yerel mahkeme sanıklar hakkında beraat kararı verdi ve bu karar istinaf mahkemesi tarafından da onandı. Ancak maktulün ailesi ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kararı temyize taşıdı. Yargıtay, olay gecesine ilişkin bazı kritik delillerin incelenmediğini ve iki tanığın dinlenmediğini tespit ederek beraat hükümlerini bozdu. Dosya, eksikliklerin giderilmesi için yeniden Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. (ANKA)
