DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, CHP’ye yönelik yargı operasyonlarına ve genel merkeze yönelik polis müdahalesine tepki göstererek, muhalefete demokrasi ve barış mücadelesini birlikte yürütme çağrısı yaptı.
Evrensel gazetesine değerlendirmelerde bulunan Temel, ana muhalefet partisine yönelik yargı kıskacını başından beri reddettiklerini ve reddetmeye devam edeceklerini vurguladı. Seçilmiş iradeye yönelik müdahaleleri eleştiren Temel, “Bir partinin genel merkezine balyozla girilmesinin, seçilmiş iradenin kapısına polis dayanmasının hiçbir hukuki kılıf ve siyasi gerekçesi olamaz” dedi.
“CHP BU SÜRECİN SAHİPLERİNDEN BİRİ OLMAYI SÜRDÜRMELİDİR”
Barış sürecini anlamlı kılan tek şeyin demokratik siyaset zemininin güçlenmesi olduğunun altını çizen Temel, muhalefet partilerine dışarıdan yapılan her müdahalenin bu zemini çürütmeye dönük olduğunu ifade etti. Sürecin iktidar hesaplarına feda edilemeyeceğini belirten Temel, şunları kaydetti:
“Halkların barış umudu, iktidar hesaplarına ve seçim konjonktürüne feda edilemez. İktidarın bu süreçten siyasi kazanım elde etme isteği anlaşılır olabilir ama süreci bu hesapların gölgesinde şekillendirme eğilimine girmesi doğru olmaz. CHP, bütün yaşananlara rağmen bu sürecin sahiplerinden biri olmayı sürdürmelidir. Çünkü demokratik dönüşüm olmadan barış da olmaz, kalıcı barış olmadan da kimsenin siyaset yapma hakkı güvende olmaz. Türkiye’nin yüz yıllık meselesini çözerken herkesi aynı hat üzerinde tutmak zorundayız: Barışın, demokrasinin ve halk iradesinin arkasında.”
TEMEL’DEN MUHALEFETE ÇAĞRI
Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken ana muhalefete yargı üzerinden müdahale edilmesinin ve siyasal alanın yeniden dizayn edilmek istenmesinin bir paradoks yarattığını belirten Temel, barışın nihai hedefinin demokratik bir rejim inşa etmek olduğunu hatırlattı. Muhalefete dönük her türlü basıncın nihai hedefe ulaşmayı geciktirdiğini ifade eden Temel, muhalefete yönelik çağrısını şu sözlerle yineledi:
“Muhalefete ve CHP’ye çağrımız şudur: Otoriter yönelimlerin panzehiri demokrasiye daha fazla sahip çıkmak, barışı daha fazla sahiplenmektir. Bu sebeple demokrasi ve barış mücadelesi ve müzakeresi birlikte yürüyebilmelidir. Bizler de demokrasi ve barış için toplumsal destek ve demokratik meşruiyeti her gün daha fazla büyütebilmeliyiz.”
