Bulgaristan’ın kuzeyinde, Romanya sınırını belirleyen Tuna Nehri üzerindeki Persin Adası’nda konumlanan ve Avrupa’nın son toplama kampı olarak nitelendirilen Belene’de, totaliter rejimin kurbanları anısına bir tören düzenlendi. 1949 ile 1987 yılları arasında faaliyet gösteren ve binlerce rejim muhalifinin işkence gördüğü tarihi alandaki geleneksel buluşma, bu yıl “Mağdurlar ve Onların Mirasçılarıyla Dayanışma” temasıyla gerçekleştirildi.
FARKLI DİNLERİN DUALARI EŞLİĞİNDE ANITA ÇELENK BIRAKILDI
“Hafıza 1945-1989” Vakfı tarafından organize edilen anma programına; Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Sofya Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Dilek Kütük, kamptan sağ kurtulan eski mahkumlar, hayatını kaybedenlerin yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. İnanç özgürlüğünün önemine vurgu yapılan törende Ortodoks, Katolik, Müslüman ve Protestan din insanları ortak dualar okudu. Katılımcılar, acıların simgesi olan kamp alanındaki anıta çelenkler bıraktı. Vakıf kurucusu gazeteci Hristo Hristov, kamp kalıntılarının yok olmasını önlemek amacıyla geniş kapsamlı bir imza kampanyası başlattıklarını duyurdu.
“SOYDAŞLARIMIZ DİN VE KİMLİK UĞRUNA MÜCADELE VERDİ”
Törende konuşan Büyükelçi Mehmet Sait Uyanık, Bulgaristan Türklerinin totaliter dönemde milli ve dini kimliklerini korumak adına gösterdikleri direnişin önemine dikkat çekti. Birçok Türk soydaşın hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden ağır şartlar altında bu kampta tutulduğunu belirten Uyanık, şu ifadeleri kullandı:
“Belene, yaşanan büyük acıların en somut belgelerinden biridir. Buranın, tüm etnik ve dini gruplardan mağdurları kapsayacak şekilde, özgün yapısı korunarak en kısa sürede bir hafıza alanına ve anıt müzeye dönüştürülmesini temenni ediyoruz.”
Tarihçi Plamen Pavlov ise adanın hem doğal güzelliği hem de tarihsel geçmişiyle bir “hafıza ve doğa rezervi” olması gerektiğini ifade ederek, adada hâlâ aktif bir cezaevinin bulunmasını eleştirdi ve bu durumun tarihi dokuya uygun olmadığını dile getirdi.
BELENE TOPLAMA KAMPI’NIN TARİHİ GEÇMİŞİ
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1944 yılında darbeyle yönetime gelen Bulgaristan Komünist Partisi, muhalefeti bastırmak için “Halk Mahkemesi” adıyla yapılar kurmuştu. Bu süreçte:
28 bin 630 kişi gözaltına alındı,
2 bin 730 kişi idam edildi,
12 bin kişi sürgüne gönderildi.
Rejimin ülke genelinde açtığı 20’yi aşkın toplama kampı arasında en uzun süre açık kalanı Belene oldu. Kapatıldığı 1987 yılına kadar yaklaşık 20 bin kişinin sevk edildiği tahmin edilen kampta, yüzlerce kişi işkenceler sonucu yaşamını yitirdi. Özellikle 1984-1989 yılları arasındaki zorunlu asimilasyon kampanyası döneminde, kimlik ve din haklarını savunan 550’den fazla Türk ve Müslüman, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın Belene Kampı’na sürgün edilmişti.
