Baksı’dan dünyaya ‘Kapsam Dışı’ çağrı

SERAY ŞAHİNER – Bayburt’un Çoruh Vadisi’ne bakan yamaçlarında, taşın, toprağın ve hafızanın iç içe geçtiği coğrafyada yükselen Baksı Müzesi, sadece bir sanat mekânı değil; merkezin uzağında da kültür üretiminin mümkün olduğunu kanıtlayan bir fikir olarak varlığını sürdürüyor. Ressam ve akademisyen Hüsamettin Koçan’ın doğduğu topraklarda kurduğu müze, Anadolu’nun kadim birikimiyle çağdaş sanatı aynı çatı altında buluşturarak her sezon yeni bir hikâyeye kapı aralıyor.

Önermesi genişledi

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Baksı’nın sessizliğini ve bölgenin kültürel belleğini çağdaş sanatın diliyle buluşturan müze, 2026 sezonunu bu doğrultuda çağdaş sanatın önemli isimlerinden İrfan Önürmen’in “Kapsam Dışı” başlıklı sergisiyle açtı. Toplumsal meseleleri sanat pratiğinin merkezine yerleştiren Önürmen, bu kez önceki çalışmalarında ele aldığı temaları yeni biçimsel arayışlar ve farklı anlam katmanlarıyla genişletiyor; günümüz insanının toplumsal ve ruhsal durumuna odaklanıyor.

Baksı Müzesi ‘merkez’den oldukça uzak, doğanın tam ortasına konuşlanmış bir anıt. Yani bir yönüyle de hem tayin edilmiş kültür piyasasına hem şehrin fiziki merkezine karşın “Kapsam Dışı” bir konumda. İrfan Önürmen de işlerinde bu kapsam dışılığa kendi pratiğiyle katkı sunuyor.

Sergi iki ana zeminde ilerliyor. İlki sanatçının New York’ta gerçekleştirdiği “Everyday Heroes” sergisinden seçilmiş ve yeniden kurgulanmış eserlerin devamlılığı… Yani New York’ta başlayan hikâye, Baksı’da büyüyor, ‘kapsamını genişletiyor’ ve anlamını pekiştiriyor. Sanatçı, serginin ana kahramanları olarak tanımladığı figürler aracılığıyla birey, iktidar ve medya arasındaki ilişkilere odaklanıyor.

‘Herkes kahraman’

Önürmen, bu devamlılığın serüvenini şöyle anlatıyor: “Everyday Heroes”ta tül işlere yaptığım, silüetimsi birtakım figürler vardı. Figürleri medyadan aldım; bunlar gölgelerdi. Bazı insanların gölgelerine bakıyordum. Sonra o gölgeler, kendi kaidesinin üzerinde duran heykeller gibi gelmeye başladı. Günümüzde herkes kendi alanı ve çevresi içerisinde, hatta tek başına bir kahraman artık. Buradan nasıl bir sorgulama yaparım diye düşündüm, onun üzerine de bazı semboller oluşmaya başladı. Kaidenin üzerinden duranlar beni iktidar imgelerine götürdü; savaşla ilgili göndermeler var… Giderek ruhsal bir imgeye dönüşen figürler oluşmaya başladı. Hepsi tanımsız, kimliksiz figürler.”

Tülün kullanımının yarattığı geçişkenlik hissi, sergide yer bulan heykellerin güçlü çağrışımlarıyla da bir düalite yaratıyor. Aynı zamanda eserler sözünü çerçeveler aracılığıyla söylüyor. Bu çerçeveler sınırların değil kendi çizgilerinin peşinde.

‘Bir karşılaşma alanı’ 

Baksı Müzesi Kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, serginin günümüz insanının toplumsal ve içsel dünyasına dair önemli sorular ortaya koyduğuna dikkat çekerek “Güç ve iktidar ilişkilerinin görünür ya da görünmez etkilerini sorgularken, bireyin kendi alanını ve varoluşunu nasıl kurduğuna da dikkat çekiyor. Baksı’yı yalnızca bir sergi mekânı olarak değil, farklı deneyimlerin, düşüncelerin ve bilgi biçimlerinin karşılaşma alanı olarak görüyoruz. Önürmen’in çalışmaları da tam bu karşılaşma alanında yer alıyor. Sergi, bir yandan çağımızın ruhunu anlamaya çalışırken, diğer yandan insanın kendi iç sesine kulak verebileceği bir düşünme alanı açıyor.” 

Author: Yusuf Arslan