“Avrupa’nın Türkiye İmtihanı: Vizyon ile Refleks Arasında Sıkışan İlişki” başlıklı analizde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmamız gerekiyor ki Rus, Türk ya da Çin etkisi altına girmesin” açıklamasının, Türkiye-AB ilişkilerinde uzun süredir var olan stratejik çelişkiyi yeniden gözler önüne serdiği belirtilerek, “Avrupa, güvenlik mimarisini Türkiye’siz kurabileceği bir eşiği artık geride bıraktı. Buna rağmen Brüksel’in dışlayıcı dili, kıtanın yeni jeopolitik gerçekliğini eski siyasi ezberlerle okumaya devam ettiğini gösterdi” denildi.
AB’ye aday ülke, NATO müttefiki ve Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olan Türkiye’nin; Avrupa güvenliğinin güneydoğu kanadında, Karadeniz’den Balkanlar’a, Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan geniş hatta belirleyici roller üstlendiği hatırlatıldı.
‘Kalıcı ve etkili ortak’
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Analizde, AB’nin “stratejik özerklik” söyleminin ancak Türkiye gibi kilit aktörlerle kurumsal ve hakkaniyetli bir iş birliği geliştirilmesi hâlinde sahici bir karşılık bulabileceği dile getirilirken, “Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği, artık klasik üyelik müzakerelerinin dar çerçevesinin ötesinde ele alınmak zorunda. Birlik, Türkiye’nin güvenlik ve bölgesel istikrar bakımından taşıdığı önemi fiilen kabul ederken, siyasi düzeyde bu rolü hakkaniyetli ve kurumsal bir zemine yerleştirmekte zorlandı. Avrupa’nın tamamlanması, Türkiye’yi dışarıda bırakan dar bir kıta tasavvuruyla değil, Türkiye’nin tarihsel, kurumsal ve jeopolitik konumunu tanıyan daha geniş bir stratejik ufukla mümkün. Dolayısıyla AB için asıl sınav, Türkiye’yi geçici krizlerin muhatabı olarak değil, Avrupa güvenlik mimarisinin kalıcı ve etkili ortaklarından biri olarak değerlendirebilmek olacak” ifadelerine yer verildi. / ASLIHAN ALTAY KARATAŞ – Ankara
