Ankara’ya gönderilen iki dosyanın sırrı… Özgür Özel’e yeni darbe hazırlığı

Tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, ‘etkin pişmanlık’ hükümlerinden faydalanmak amacıyla verdikleri peş peşe ifadeler ile 4-5 Kasım 2023 tarihli CHP 38. Olağan Kurultay’ı sürecinde delegelerin iradesinin satın alındığını iddia etmiş, aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de yer aldığı çok sayıda isme yönelik suçlamalarda bulunmuştu. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyada adı geçen Özgür Özel ve beraberindeki milletvekillerinin ‘yargı dokunulmazlığı’ olduğu gerekçesi ile geçtiğimiz hafta peş peşe iki dosyalarını Ankara’ya göndermiş, siyaset kulislerinde ise iktidarın söz konusu dosyalar üzerinden yeni bir hamleye hazırlandığı öne sürülmüştü. 

Sözcü TV programcısı Barış Terkoğlu, Cumhuriyet’teki köşesinde Böcek ve Yalım’ın itirafları ile şekillenen dosyalar ile neyin amaçlandığını belirterek, AKP’nin Ankara’da Özgür Özel’e 21 Mayıs tarihli ‘mutlak butlan’ kararının ardından yeni bir darbe hazırlığında olduğunu belirtti. 

Terkoğlu’nun yazısından öne çıkanlar şu şekilde:

“İBB operasyonu 19 Mart’ta oldu. O günden önce ve sonra açık ki yapılan operasyonlar birbirini tamamlıyordu. Tamamı İmamoğlu’nun etki alanına vuruyordu. Hedef olarak kendisine İmamoğlu’nun siyasi tasfiyesini koyuyordu. Bunun için diploma iptal edildi, İBB kadroları hapsedildi, İmamoğlu’na yakın belediye başkanları, işadamları, siyasetçiler tutuklandı.

Ancak…

İBB iddianamesinden bu yana yaşananlar yeni bir aşamada olduğumuzu gösteriyor. Özgür Özel liderliğine doğru sürecin ilerlediğini gösteriyor.

Aslında ipucu butlan kararından 6 ay önce, 11 Kasım’da tamamlanan İBB iddianamesinde var: “38. İstanbul il kongresinde ‘delegeleri satın alarak’ desteklediği il başkanının seçilmesini sağlayan örgüt liderinin, 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP 38. Olağan Kongresi’nde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olarak Özgür Özel’i belirlediği, İstanbul il başkanlığı seçimlerinde yaşanan sürecin benzerinin genel kurultayda da yaşandığı, ‘delegelerin satın alınarak’ Özgür Özel lehine oy kullanmaları sağlanmıştır.”

İBB iddianamesi, mahkeme kararından 6 ay önce butlanın gerçekleşmiş olduğunu kabul ediyor.

Nitekim…

İddianame, Özgür Özel’i “seçilmiş bir genel başkan” değil, “örgüt lideri” diye tarif ettiği Ekrem İmamoğlu’nun atadığı bir kişi olarak görüyor: “CHP’nin olağan kurultayında Özgür Özel’in aday olmasını ve genel başkan seçilmesini sağlayan kişi örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’dur. (…) Örgüt liderinin CHP’nin 2023 yılında yapılan olağan kurultayında aday gösterdiği kişinin genel başkan olması üzerine CHP’nin yönetimini ele geçirdiği…”

UŞAK VE ANTALYA’NIN HEDEFİ

Bütün bu satırlar yazılırken adalet bakanı, iddianameyi hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başındaydı. 11 Şubat itibarıyla bakanlık koltuğuna oturdu. Nitekim bu tarihten sonra savcılıklardan atılan oklar Özgür Özel liderliğini hedef almaya başladı.

Örnek mi?

İktidar Uşak Belediyesi’ni en çok otel havlusu üzerinden konuştu. Oysa havlu kalkınca meselenin pek de belediye olmadığı görüldü. Şüpheli bir belediye başkanı olduğu halde neredeyse hiç Uşak konuşmadık. Özkan Yalım’ın etkin pişmancı olması, ona sorulan sorular, anlattıkları; bize Uşak’tan Ankara’ya bir çizgi çekildiğini gösteriyordu. Yalım, sonuncusunu 2 Haziran’da verdiği ifadeler silsilesinde, sistematik olarak aynı noktaya yoğunlaşıyordu. Özel’in kurultayı kendisinin de verdiği paralar sayesinde kazandığını iddia ediyordu. Belli ki Özel ve yakınındaki kurmay kadrosu aleyhinde yargısal bir yığınak yaratma hedefi vardı.

Bu kadar değil…

Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu ve gelinine yapılan operasyon da aynı çizgi üzerinde şekillendi. Özel ile Gürlek’in tapu polemiğinde, 18 Mart’ta, adalet bakanı “Muhittin Böcek’in itirafçı olma durumu var” diyerek Böcek’in üzerinden şekillenen oyunu açık etti. Böcek’ten beklenen Antalya’da olan biteni anlatması değildi. Bir genel merkez performansı bekleniyordu. Nitekim adalet bakanının ardından Antalya savcısı da değişti. Ardından Böceklerin özel yaşam görüntüleri piyasaya düştü. Sonunda önce oğul, sonra gelin, nihayetinde de Muhittin Böcek etkin pişmancı oldu. O da dört ayrı suçlamayla Özgür Özel’i ve kurmaylarını hedef gösterdi.

HER YERDEN AYNI HAMLE

Hep aynı noktaya dokunan liste uzatılabilir.

Örneğin iktidar medyasının son dönemde ifadelerine sıkça yer verdiği işadamı Turgut Koç’tan alınan etkin pişmanlık içeriği de hep aynı yere dokunuyor. Belli ki Koç’tan, başta Veli Ağbaba olmak üzere Özgür Özel’in kurmayları hakkında konuşması beklenmiş.

Ya da 20 Mayıs’ta alındığı anlaşılan ve butlan kararının ertesi günü servis edilen gizli tanık ifadesi… O da İzmir’den Özgür Özel yönetimine yargı eliyle bir hamle imkânı yaratmış.

Dahası…

FETÖ’nün Manisa il yapılanması yöneticilerinden Enes Uludemir’in 31 Ekim 2016 tarihinde Özel’i hedef alan ifadesinin, 10 yıl sonra, geçen ay 7 Mayıs’ta yenilenmesi… Özel’e yönelik “her yerden atılan okları” gösteriyor.

ÖZEL LİDERLİĞİNE DARBE HAZIRLIĞI

Söylemek istediğim…

CHP’ye yönelik operasyonlar 30 Ekim 2024’te Esenyurt ile başladı, Beşiktaş ile sürdü. İmamoğlu ve ekibinin hapsedilmesi ile ilk büyük hedefine ulaştı. Yani CHP’nin cumhurbaşkanı adayı saf dışı bırakıldı.

Son üç ayda ise açıkça Veli Ağbaba’dan Burhanettin Bulut’a, Ali Mahir Başarır’dan Umut Akdoğan’a kadar Özgür Özel liderliğine yöneliyor. Butlan kararı ve ardından CHP Genel Merkezi’ne polisin girmesine bakarak müdahalenin tavana vurduğunu sanıyoruz. Oysa tersine, bütün bu adımlar açık ki daha kritik bir hamlenin habercisi. Kamuoyu Özel’in CHP içinde mi yoksa yeni partiyle mi yol yürüyeceğini konuşurken belli ki yargı da Özel liderliğine darbe vurmanın zeminini hazırlayacak dosya altyapısı hazırlığında. Her yerden sızdırılan ifade, dosya, operasyon kokusu bize bunu gösteriyor. Öyle anlaşılıyor ki süreç milletvekili dokunulmazlığı sınırlarına dayanmış, bunun nasıl aşılacağının konuşulduğu aşamada. Konuştuğum CHP’liler dahil kimse “olmaz olmaz” demiyor.

İnsanın kendisine yaklaşan tehlikeye dair sezgileri dediğimiz aslında körelmemiş duyularıdır.”

 

Author: Yusuf Arslan