Kafkas Dağları‘nın Gagra Sıradağları üzerindeki Arabika Masifi, dünyanın en derin iki mağarasına ev sahipliği yapıyor. Güncel jeolojik ölçümlere göre 2 bin 212 metre derinliğe ulaşan Veryovkina Mağarası şu anda liderliği elinde bulunduruyor. Hemen arkasından gelen Krubera-Voronya Mağarası ise 2 bin 199 metreyle ikinci sırada yer alıyor.
Her iki mağara da Geç Jurasik ve Erken Kretase dönemlerine ait kireçtaşı katmanlarından oluşuyor. Bölgedeki tektonik yükselme hareketleri bu katmanları neredeyse tamamen dik hale getirmiş.

Bu mağaralarda yukarıdaki geniş platodan sızan sular doğrudan en derindeki taban suyuna doğru şelaleler halinde iniyor ve bu süreç mağaraların olağanüstü derinliklere ulaşmasını sağlıyor.
DONDURUCU SOĞUKTA, ZİFİRİ KARANLIKTA
Bu derinlikteki mağaraların haritalanması hiç kolay değil. Mağara bilimciler (speleologlar) ortalama 2-3 derece sıcaklıkta, tamamen karanlık ve aşırı nemli ortamlarda kilometrelerce süren dikey ipli inişler ve su altı dalış ekipmanlarıyla çalışıyor. Su basmış dip galerilerinde yeni dikey boşluklar keşfedildikçe birincilik unvanı iki mağara arasında birkaç metrelik farklarla el değiştiriyor.
Fotoğraf: Gergely Ambrus
YERYÜZÜNÜN EN DERİNİNDEKİ YAŞAM
Bu mağaraların en çarpıcı yönlerinden biri, güneş ışığının asla ulaşamadığı derinliklerde bile canlı yaşamın var olması. Krubera Mağarası’nın bin 980 metre derinliğinde keşfedilen Plutomurus ortobalaganensis adlı kanatsız böcek türü, yeryüzünün en derininde yaşayan kara hayvanı unvanını taşıyor. Bu canlı mağara tabanındaki mantarlar ve çürüyen organik maddelerle besleniyor.

Zifiri karanlıkta evrimleşen bu türlerin gözleri zamanla yok olmuş, güneş ışığı görmedikleri için vücutlarında renk pigmenti kalmamış. Yönlerini bulmak için ise havadaki en ufak titreşimleri algılayabilen devasa antenler ve hassas kıllar geliştirmişler. En dipteki mikroorganizmalar da güneş ışığı olmadan kayaları oksitleyerek kimyasal enerji üreten bir metabolizma yürütüyor.
KARANLIK ÇUKURLAR DEĞİL, STRATEJİK PENCERELER
Yeraltı ekologu Ana Sofia Reboleira mağaraların izole karanlık boşluklar olmadığını, yeryüzü ekosisteminin sürdürülebilirliği için hayati işlevler üstlendiğini vurguluyor. Yağmur ve yüzey suları binlerce kaya katmanından süzülerek en saf haliyle yeraltı su kaynaklarına dönüşüyor. Mağaralar aynı zamanda muazzam miktarda karbonu taşların içinde sabitleyerek atmosferdeki karbon dengesine katkı sağlıyor.
Fotoğraf: Gergely Ambrus
Dünyanın en derin mağaraları Kafkasya’da kümelenirken en uzun mağara sistemi ABD’nin Kentucky eyaletindeki Mammoth Cave‘de, en büyük tekil mağarası Vietnam’daki Son Doong‘da, en uzun sualtı mağarası ise Meksika‘da bulunuyor.
