Yapay zekâ bir süredir iş dünyasının geleceğini değiştirecek en büyük kırılmalardan biri olarak gösteriliyor. Ancak şimdiye kadar bu değişim çoğunlukla verimlilik artışı, otomasyon ve maliyet düşüşü başlıklarıyla konuşuluyordu. ABD’den gelen çarpıcı bir örnek ise tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıdı. Los Angeles’ta yaşayan 41 yaşındaki Matthew Gallagher, kilo verme ilaçları üzerine çalışan tele-sağlık girişimini büyük ölçüde yapay zekâ araçlarıyla kurdu, büyüttü ve milyar dolarlık satış seviyesine taşıdı. Üstelik bunu neredeyse tek başına yaptı.
Gallagher’ın kurduğu Medvi adlı girişim, ilk ayında 300 müşteri kazandı. İkinci ayında buna 1000 yeni müşteri daha eklendi. Şirketin 2025’teki ilk tam yılında 401 milyon dolar satış yaptığı, bu yıl ise 1,8 milyar dolar seviyesine ulaşma yolunda olduğu ifade ediliyor. Şirketin çekirdek kadrosunda ise sadece 2 kişi var: Matthew Gallagher ve daha sonra işe aldığı kardeşi Elliot Gallagher.
Bu tablo, yıllardır teknoloji dünyasında dillendirilen “çok az insanla çok büyük şirket kurma” fikrini ilk kez bu kadar somut ve dikkat çekici hale getirdi. Çünkü burada söz konusu olan şey yalnızca hızlı büyüyen bir girişim değil. Aynı zamanda yüzlerce hatta binlerce çalışanla yürütüldüğü düşünülen süreçlerin, yapay zekâ desteğiyle birkaç kişilik bir yapı tarafından yönetilebilmesi.

ŞİRKETİN HEMEN HER YERİNDE YAPAY ZEKÂ VAR
Medvi’nin dikkat çekmesinin en önemli nedeni, yapay zekânın bu girişimde yalnızca yardımcı bir araç olarak değil, adeta görünmez bir ekip gibi kullanılması. Gallagher, şirketin yazılım altyapısını oluştururken yapay zekâdan yararlandı. İnternet sitesinin metinlerini yapay zekâ ile hazırladı. Reklamlarda kullanılacak görselleri ve videoları yine bu araçlarla üretti. Müşteri hizmetlerini destekleyen sistemler kurdu. Şirket performansını analiz eden süreçlerde de yapay zekâ destekli çözümler kullandı.
Yani ortada sadece birkaç otomasyon aracı kullanan bir girişim yok. Neredeyse baştan sona yapay zekâ ile örülmüş bir iş modeli var. Gallagher’ın yaptığı şeyin en ilginç yanı da burada ortaya çıkıyor. Medvi doğrudan bir yapay zekâ şirketi değil. Ürünü yapay zekâ değil. Sattığı şey, tele-sağlık hizmetleri ve özellikle GLP-1 sınıfı kilo verme ilaçları. Ancak şirketin kurulma ve büyüme biçimi, yapay zekânın geleneksel şirket yapısını nasıl dönüştürebileceğini çok net gösteriyor.
Gallagher’ın kullandığı modelde doktor ağı, reçete yazımı, eczane, kargo ve mevzuat gibi hassas taraflar başka sağlık platformları tarafından yürütülüyor. O ise markalaşma, pazarlama, dijital akış, müşteri deneyimi ve sistemlerin birbirine bağlanması gibi alanlarda yapay zekâyı merkeze koyarak işi hızlandırıyor. Böylece büyük bir operasyonu klasik yöntemlerdeki kadar kalabalık kadrolar kurmadan büyütebiliyor.
20 BİN DOLARLA BAŞLAYIP DEV CİROYA ULAŞTI
Bugünün girişim dünyasında milyonlarca dolarlık yatırım turları artık neredeyse sıradan hale gelmiş durumda. Bu yüzden Medvi’nin başlangıç maliyeti ayrıca dikkat çekiyor. Gallagher, şirketi yaklaşık 20 bin dolarlık bir harcamayla hayata geçirdi. Bu tutarın içinde yazılım giderleri ve ilk ayın pazarlama bütçesi yer aldı.
İnternet sitesinin kurulması, metinlerin yazılması, reklam materyallerinin hazırlanması ve temel sistemlerin oluşturulması gibi birçok iş için farklı yapay zekâ araçlarından yararlandı. Bunun yanında, sistemlerin kendi aralarında iletişim kurmasını sağlayan özel botlar da geliştirdi. Müşteriyle iletişim tarafında yapay zekâ ses çözümlerini devreye soktu. Yani bir ajans, yazılım ekibi, tasarım departmanı ve müşteri destek merkeziyle yapılabilecek işlerin önemli bölümünü çok daha küçük bütçeyle çözmeye çalıştı.
Elbette her şey kusursuz işlemedi. İlk dönemde müşteri hizmetleri botunun yanlış fiyat vermesi, şirketin satmadığı ürünleri satıyormuş gibi göstermesi ve bazı sorulara gerçekle ilgisi olmayan cevaplar üretmesi gibi sorunlar yaşandı. Müşteriler gerçek biriyle konuşmak istediğinde ise çağrıların doğrudan Gallagher’ın cep telefonuna düşmesi ayrı bir kaos yarattı. Bir noktada 1000’den fazla müşteri çağrısını kendisinin karşılamak zorunda kaldığı aktarıldı.
Bu tablo, yapay zekâ destekli büyümenin parlak yönü kadar kırılgan yönünü de gösteriyor. Küçük bir teknik hata, tek kişinin omzuna büyük bir operasyon yükleyebiliyor. Nitekim Gallagher, şirketin internet sitesinde yaptığı küçük bir değişikliğin sistemi bozduğunu, o sırada dışarıda yürüyüşte olduğunu ve siparişlerin durduğunu fark edince eve koşmak zorunda kaldığını da anlatıyor. Kendi hesabına göre yalnızca bu kısa kesinti bile yüzlerce potansiyel müşterinin kaybı anlamına geldi.

ASIL KIRILMA HIZ VE MALİYETTE YAŞANDI
Medvi’nin çıkış yaptığı dönemde ABD’de GLP-1 sınıfı zayıflama ilaçlarına ilgi çok yüksekti. İnsanlar bu ürünlere daha hızlı, daha düşük maliyetle ve doktora fiziksel olarak gitmeden ulaşmak istiyordu. Gallagher da tam bu boşluğu gördü. Geleneksel rakipler daha büyük yapılarla hareket ederken, o daha çevik bir model kurdu.
Medvi’nin sunduğu hizmet, piyasadaki yerleşik oyuncuların yaptığı işin temelde başka bir versiyonu gibi görünse de, fark operasyon hızında ortaya çıktı. Daha küçük ekip, daha hızlı karar, daha az iç süreç, daha düşük gider ve yapay zekâ ile desteklenen yoğun otomasyon birleşince büyüme çok kısa sürede ivme kazandı. Çalıştığı sağlık platformlarının en büyük müşterilerinden biri haline gelmesi de bu yüzden şaşkınlık yarattı.
Gallagher’ın önceki girişim deneyimi de burada önemli rol oynadı. Daha önce kurduğu saat şirketinde onlarca kişi çalıştırdığını, ancak bunun karar alma süreçlerini yavaşlattığını ve maliyetleri artırdığını gördüğünü anlatıyor. Bu kez aynı hataya düşmek istemedi. Medvi’nin en büyük avantajının hız olduğunu düşündü ve bu yüzden uzun süre yeni çalışan alma konusunda isteksiz kaldı.
Sonunda yalnızca kardeşini işe aldı. Kardeşinin görevi, gelen iletişimleri süzmek ve Gallagher’ın öncelikli işlere odaklanmasını sağlamak oldu. Teknik ihtiyaçlarda ise sözleşmeli mühendislerle çalışıldı. Hukuk, muhasebe ve reklam satın alma gibi alanlarda dış destek alındı. Yani şirket büyüdü ama bunu geleneksel bir çalışan ordusu kurmadan yaptı.
KÂR MARJIYLA DA DİKKAT ÇEKTİ
Hızlı büyüyen şirketlerde genellikle önce satış konuşulur, kârlılık ise ikinci plana atılır. Medvi’yi farklı kılan noktalardan biri de bu oldu. Şirketin 2025’te 401 milyon dolarlık satıştan yüzde 16,2 net kâr elde ettiği, bunun da yaklaşık 65 milyon dolara karşılık geldiği belirtiliyor. Bu oran, pek çok teknoloji şirketinin hayal ettiği seviyelerin üzerinde.
Gallagher, bugüne kadar toplam 70 ila 80 milyon dolar arası kâr elde ettiklerini söylerken, bunun kendisi için sadece ticari değil kişisel bir anlam da taşıdığını vurguluyor. Çocukluğunun bir bölümünü zor koşullarda geçirdiğini, hayatında ilk kez sürekli bir hayatta kalma duygusundan uzaklaştığını anlatıyor. Elde ettiği kazancın bir bölümünü bağışlara yönlendirmesi de bu yüzden dikkat çekiyor. 1 milyon dolarlık bir vakıf kurduğu ve bunu daha da büyütmek istediği aktarılıyor.
Ancak Gallagher’ın hedefi sadece mevcut işi korumak değil. Şirket şimdiden erkek sağlığı ürünlerine girmiş durumda. Sağlıklı yemek planları da sisteme eklenmiş. Kadın sağlığı, hormon tedavileri, saç ürünleri, takviyeler ve cilt bakımı gibi yeni alanlar da sırada. Yani Medvi, tek bir ürün çevresinde büyüyen dar bir girişim olmaktan çıkıp daha geniş bir dijital sağlık markasına dönüşmeye hazırlanıyor.
Bu da işin başka bir boyutunu ortaya koyuyor: Yapay zekâ burada yalnızca başlangıç maliyetini düşüren bir araç değil, aynı zamanda yeni iş alanlarına çok hızlı sıçramayı mümkün kılan bir büyüme motoru haline geliyor.
İNSAN FAKTÖRÜ TAMAMEN ORTADAN KALKMIYOR
Tüm bu tablo, “Artık şirketleri insanlar değil yapay zekâ mı yönetecek?” sorusunu akla getiriyor. Ancak Medvi örneği, insanın tamamen denklem dışına çıkmadığını da gösteriyor. Şirket bir noktadan sonra bazı müşterilere insan hesap yöneticileri atamaya başladı. Amaç, müşterilerin daha kişisel bir deneyim yaşaması. Arayan kişinin geçmişini bilen, önceki sorunlarını hatırlayan, daha sıcak bir iletişim kuran gerçek insanlar devreye giriyor.
Yine de bu insanlar bile yapay zekâ desteğiyle çalışıyor. Yani yeni dönemin modeli, insanın tamamen yok olduğu değil; insanın daha az sayıda, daha stratejik ve daha seçilmiş noktalarda yer aldığı bir yapı gibi görünüyor.
Medvi’nin hikâyesi bu yüzden yalnızca “2 kişiyle milyar dolarlık şirket” başlığıyla dikkat çekmiyor. Asıl çarpıcı nokta, şirket kurmanın ve büyütmenin mantığının değişmeye başlaması. Eskiden onlarca kişilik ekip, büyük ofis, uzun toplantılar ve ağır işleyen süreçler olmadan mümkün görünmeyen işler, şimdi çok daha küçük yapılarla yürütülebiliyor.
Bu model her sektör için aynı sonucu verir mi, herkes için tekrarlanabilir mi, bunu zaman gösterecek. Ancak şu an görünen tablo şu: Yapay zekâ, iş dünyasında sadece çalışanların işini kolaylaştıran bir teknoloji olmaktan çıktı. Artık doğrudan şirketin kendisinin nasıl kurulacağını, nasıl işleyeceğini ve nasıl büyüyeceğini değiştiren bir güce dönüşüyor.