Çanakkale’de 2024 yılında balkonundan düşerek hayatını kaybeden restoratör Tuğba Yavaş’ın ölümüne ilişkin davada önemli bir gelişme yaşandı. Eşi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın, “başkasını intihara yönlendirme sonucu intiharın gerçekleşmesi” suçlamasıyla tutuksuz yargılandığı davada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.
Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savcılık, sanığın üzerine atılı suç yönünden yeterli ve kesin delil bulunmadığını belirterek beraatine karar verilmesini istedi.
BALKONUNDAN DÜŞEREK HAYATINI KAYBETMİŞTİ
Olay, 30 Ekim 2024 gecesi Hamidiye Mahallesi’nde meydana geldi. Restoratör Tuğba Yavaş, yaşadığı apartmanın 5’inci katındaki balkonundan düşerek ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Yavaş, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Olayın ardından başlatılan soruşturmada eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş gözaltına alınmış, daha sonra tutuklanmıştı. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede Yavaş hakkında “başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi” suçundan dava açılmıştı. İlk duruşmanın ardından dosya görevsizlik kararıyla ağır ceza mahkemesine gönderilmiş, sonrasında yeniden asliye ceza mahkemesine dönmüştü. Sanık ise itiraz üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
‘BUGÜN KARŞILAŞTIĞIMIZ TABLO BİZİ ÇOK ŞAŞIRTTI’
Duruşma sonunda açıklamalarda bulunan Tuğba Yavaş’ın yakınlarının avukatı Türkan Kara, “Bugün Tuğba Yavaş’ın 6’ncı duruşması için adliyedeydik. Fakat açıkçası bizim artık hukuktan bahsederek izah edemediğimiz türde gelişmeler yaşıyoruz. En başından itibaren dosyada ciddi şekilde hukuki hatalar yapıldığı inancındayız. Süreç boyunca delillerin etkin soruşturulmadığı ve bütün delillerin dikkate alınmadığı noktasındaki itirazlarımızın tamamı reddedildi. Sadece geçen celse kasten öldürmeye ilişkin mahkemede bir şüphenin oluştuğu kabul edildi. Hem sayın savcılığın mütalaasında, hem de sayın hakimin de kabulüyle bu durum duruşma zaptına da geçirildi. Bundan dolayı biz onun bir kırılma noktası olduğunu düşünerek bu dakikadan sonra maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli etkin soruşturmaya dönüşeceği yönünde çok ciddi ümit besledik. Bugün karşılaştığımız tablo bizi çok şaşırttı ve hukuki anlamda söylenecek çok şey de bulamıyorum. Geçen bu mütalaayı veren savcımız bugün intihara teşvik suçlamasından sanığın beraatını talep etti. Sanki bir önceki celse ‘Kadına karşı kasten öldürmeye ilişkin kuvvetli suç şüphesi vardır ve bu sebeple de Cumhuriyet Başsavcılığı’nda suç duyurusunda bulunması gerekir, bu anlamda bir soruşturma yapılması gerekir’ diyenler onlar değilmişçesine bir rahatlıkla bugün tam tersi bir mütalaayla karşı karşıya kaldık. Biz tabii gerekli itirazlarımızı yaptık” dedi.
‘DURUŞMA BANA GÖRE TAMAMEN BİR FİYASKOYLA SONUÇLANDI’
İki hususun çok iyi bilinmesi gerektiğini söyleyen Kara, “Bunlardan biri bu dosya nasıl olduğu anlaşılmayan bir şekilde, bakın hukuken izah edemiyoruz öyle söyleyeyim, bu olayın bir intihar olduğuna kim karar verdi? Bizim bütün çabamız bu dosyanın intihar olup olmadığının öncelikle belirlenmesidir. Ceza hukukunun temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu maddi gerçek hiçbir şüpheye yer vermeksizin ortaya konulduğunda ancak siz hüküm kurabilirsiniz. Bir önceki celse olanlar ya da zapta geçenler neydi o zaman? Usulü bir sebeple Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) verildi. Usulü bir sebeple dendi ki suç vasfında bir değişiklik var ise bu dosyanın ağır cezaya gönderilmesi gerekirdi. Bu denilerek gönderilen bir geri evrakı yani takipsizlik evrakını bugün sanık vekilleri, ‘Sanık hakkında kasten öldürme suçundan takipsizlik kararı verilmiştir’ diye tamamen kamuoyunu ve ortamı yanıltıcı şekilde bir ifadeyi kullanıp zapta geçirtebiliyorlar. Bakın bunlar çok tehlikeli ifadeler. Olayın aslı ve gerçeği böyle değildir. Biz bunu izah etmekte gerçekten zorlanıyoruz. Duruşma bana göre tamamen bir fiyaskoyla sonuçlandı” diye konuştu.(DHA)
