Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu taslağında Avrupa ülkeleri eleştirildi: ‘Yaşananlara cılız ses çıkarıyorlar’

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu’nun son taslağı yayımlandı. 17 Haziran’da parlamentoda oylanarak son halini alacak taslak, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor tarafından kaleme alındı. Rapor, tamamlanınca, parlamentonun resmi tutum belgesi olarak kayda geçecek.

‘HUKUK YOKSA AB YOK’

Raporun taslağındaki eleştirilerin zeminini, Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ne bağlılık taahhüdü ve bu taahhüde uymaması oluşturdu. Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin 2018’den bu yana fiilen durma noktasına geldiği anımsatılarak, hukukun üstünlüğü ve demokratik süreçlerin korunmasında somut ilerleme görülmeden, bu sürecin yeniden işlemeyeceği belirtildi. “Son dönemde hukukun üstünlüğünde daha da ciddi gerilemeler ve temel hakların kötüleşmesi belgelenmiştir; bu durum, ülkeyi son on yılda otoriter bir modele doğru iten eğilimin devamı niteliğindedir” dendi. Türkiye’nin basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 159. olduğuna işaret edildi.

‘İMAMOĞLU’NU SAF DIŞI BIRAKMA GİRİŞİMİ’

Ardından isim isim, dava dava yaşananlar anlatıldı. AİHM kararlarına rağmen, HDP’nin eski eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın 9, Osman Kavala’nın ise 8 yıldır hapiste olduğuna dikkat çekildi. Benzer şekilde Gezi Parkı davası nedeniyle 4 yıldır cezaevinde olan milletvekili Can Atalay ve Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınmadığı belirtildi. CHP’li 18, DEM Partili 10 belediye başkanının görevden alınması/tutuklanması eleştirildi. “Avrupa Parlamentosu, siyasi partilerin ve muhalefet üyelerinin hedef alınmaya devam etmesini, özellikle son bir yılda ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik artan baskıyı kınıyor” denirken Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna işaret edilerek, “İstanbul’un demokratik olarak seçilmiş belediye başkanı İmamoğlu, 19 Mart 2025’ten beri uydurma suçlamalarla, siyasi baskının izlerini taşıyan ve bireysel sorumluluk ilkesi gibi ceza hukukunun temel ilkelerini açıkça ihlal eden bir şekilde cezaevinde bulunmaktadır; bu durum, yaygın olarak, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ana muhalefet adayını siyasi olarak saf dışı bırakma girişimi olarak değerlendirilmektedir” sözleri kullanıldı. İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın, Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir’in, gazeteciler Merdan Yanardağ, Fatih Altaylı, Alican Uludağ, İsmail Arı ve Furkan Karabay’ın karşı karşıya olduğu yargı süreçleri eleştirildi.

AKIN GÜRLEK’E YAPTIRIM TALEBİ

Bu kapsamda, “Parlamento, Komisyon Başkan Yardımcısı/AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’ne, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB’deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirler alınması çağrısını yinelemektedir; bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek gibi isimler yer almaktadır; Gürlek’in yakın zamanda Adalet Bakanı olarak atanmasından dehşete düşülmektedir; bu durum, kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu göstermektedir” sözleri sarf edildi.

AVRUPA ÜLKELERİNE ELEŞTİRİLER

MAVİ VATAN POLİTİKASINA TEPKİ

Taslakta Türkiye’nin dış politikasına ilişkin eleştiriler de yapıldı. “Parlamento, Türkiye’ye, komşuluk ilişkilerinde iddiacı veya saldırgan değil, yapıcı bir yaklaşım sergilemesi yönündeki çağrısını yineler; Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında Şubat 2026’da gerçekleşen zirve gibi üst düzey toplantılar da dâhil olmak üzere, Yunanistan ile Türkiye arasında devam eden diyaloğu memnuniyetle karşılar; Türkiye’nin Yunanistan’a karşı resmi bir savaş tehdidini (casus belli) sürdürmesinden derin endişe duyduğunu ifade eder ki bu, müttefikler ve iyi komşular arasında akla hayale sığmayacak bir durumdur; Türkiye’nin; Mavi Vatan doktrinini öne çıkarmasını, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB üye devletlerinin egemenliğini ve egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesini esefle karşılar” sözleri kaydedildi. Türkiye-Ermenistan normalleşmesine genel olarak olumlu yaklaşılırken, “Parlamento, Türkiye’yi bu süreci kendi imkânlarıyla, üçüncü bir ülkeyle olan ilişkilerine bağımlı kalmadan kararlı bir şekilde ilerlemeye teşvik eder” dendi. Böylece isim vermeden Azerbaycan işaret edildi.

İHTİYATLI ÖVGÜLER

Bunlarla birlikte bazı olumlu yaklaşımlar da taslakta kendine yer buldu. Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye’nin arabulucu rolü övülürken, Türkiye’nin AB yaptırımlarına daha çok katılması istendi. Yine, Terörsüz Türkiye’nin önemli bir girişim olduğu belirtilirken, hükümet bu konuda somut adımlar atmaya çağrıldı.

BAKAN GÜRLEK VE AKP SÖZCÜSÜ ÇELİK’TEN TEPKİ

Rapor taslağında Akın Gürlek ile ilgili kısım, parlamento üyesi Vladimir Prebilić’in röportajıyla kamuoyunda öne çıkmıştı. Akın Gürlek kendisiyle ilgili ifadelere önceki gün, “Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceği zehabına kapılmasın. Milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve hukuk düzenimizin korunması için görevimizi yapmaya devam edeceğiz” yanıtını verdi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise dün, “Avrupa Parlamentosu geçmişte nitelikli bir ‘siyaset ve insan hakları okulu’ydu. Bugün ise ‘sömürge komiseri’ edasıyla konuşan bazı niteliksiz siyasetçilerin ‘güdümlü siyasi lobi’ faaliyetleri yüzünden değer kaybetmektedir. Türkiye hakkında geçmiş yıllarda hazırlanan raporların da gerçeği yansıtmak ve diyalog kapılarını açmak yerine, bazı siyasi odakları tatmin etmek üzerine kurulduğu görülmüştür” ifadelerini kullandı.