Yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama baskısı altında bulunan Avrupa Merkez Bankası (ECB), para politikasında daha sert bir döneme girebilir. Özellikle Orta Doğu’daki gelişmelerin tetiklediği enerji fiyatlarındaki artış, bankanın faiz artırımlarını hızlandırabileceği beklentisini güçlendiriyor.
UBS’nin yayımladığı “Avrupa Ekonomik Perspektifleri” raporuna göre, ECB’nin bu yıl en az iki kez faiz artırması öngörülüyor. Her biri 25 baz puan olması beklenen bu adımlarla politika faizinin eylül ayına kadar yüzde 2,5 seviyesine çıkabileceği ifade ediliyor.
STAGFLASYON BASKISI GÜÇLENİYOR
Raporda, enerji maliyetlerindeki yükselişin artık yalnızca üretici fiyatlarıyla sınırlı kalmadığı, tüketici fiyatlarına da daha geniş ölçekte yansımaya başladığına dikkat çekiliyor. Bu durum, düşük büyüme ve yüksek enflasyonun aynı anda görüldüğü stagflasyon riskini artırıyor.
Analistler, haziran ve eylül aylarında faiz artışı beklentisini korurken, risk dengesinin daha erken ve daha güçlü adımlar atılması yönüne kaydığını vurguluyor.
NİSAN TOPLANTISI KRİTİK OLABİLİR
ECB’nin 30 Nisan’daki toplantısında da faiz artışı ihtimalinin tamamen göz ardı edilmediği belirtiliyor. Yönetim Konseyi’nin, enflasyonu yukarı çeken ikinci tur etkilerin güçlendiğine dair net sinyaller alması halinde bu adımın öne çekilebileceği ifade ediliyor.
BÜYÜME–ENFLASYON İKİLEMİ
ECB’nin önündeki en büyük zorluk, enflasyonu kontrol altına alırken ekonomik büyümeyi daha fazla baskılamamak. Faiz artışları enerji kaynaklı fiyat baskılarını sınırlayabilir ancak zaten kırılgan olan Avrupa ekonomisinde yavaşlamayı derinleştirme riski taşıyor.
Buna rağmen UBS, mevcut politika duruşunun fazla temkinli kalabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Körfez bölgesindeki gerilimin enerji arzını etkilemeye devam etmesi halinde daha sert adımlar gündeme gelebilir.
DİĞER MERKEZ BANKALARI DAHA TEMKİNLİ
ECB’nin aksine, Avrupa’daki diğer merkez bankalarının daha ihtiyatlı bir yol izlemesi bekleniyor. İngiltere Merkez Bankası’nın faizleri uzun süre sabit tutacağı, olası bir indirimin ise 2026’nın sonlarına doğru gelebileceği tahmin ediliyor.
İsviçre Merkez Bankası’nın güçlü frankın etkisiyle faizleri düşük seviyede tutmaya devam etmesi beklenirken, İsveç Merkez Bankası’nın da enflasyondaki düşüş eğilimi nedeniyle mevcut faiz oranını koruyacağı öngörülüyor.