Gece yatağa yattığınızda, işe giderken ya da günün sıradan bir anında kendinizi aynı konuyu tekrar tekrar düşünürken buluyor musunuz?
Bir konuşmayı, gelecekte yaşanabilecek bir ihtimali ya da geçmişte yaptığınız bir hatayı zihninizde defalarca canlandırıyor olabilirsiniz. Saatlerce düşündüğünüz halde bir sonuca ulaşamadığınızı fark ettiğiniz de olmuştur.
Psikolojide bu duruma “ruminasyon”, günlük dilde ise “aşırı düşünme” denir.
Çoğu insan aşırı düşünmenin bir çözüm arayışı olduğunu sanır. Oysa düşünmek ile aynı düşüncenin etrafında dönüp durmak arasında önemli bir fark vardır. Düşünmek çözüm üretirken, aşırı düşünme çoğu zaman zihinsel yorgunluk ve kaygıyı artırır.
Aşırı düşünmenin altında belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma, hata yapma korkusu, yoğun kaygı ya da geçmiş yaşantılardan gelen bazı öğrenmeler bulunabilir. Zihin olası riskleri önceden kontrol etmeye çalışırken kişiyi farkında olmadan tüketebilir.
Bu durum zamanla uyku problemlerine, dikkat dağınıklığına, karar vermekte zorlanmaya ve ilişkilerde gerginliğe yol açabilir.
Peki Ne Yapılabilir?
Öncelikle her düşüncenin çözülmesi gereken bir problem olmadığını fark etmek önemlidir. Bazen zihnin ürettiği her soruya cevap vermeye çalışmak yerine dikkati yeniden bulunduğumuz ana getirmek daha işlevseldir.
Düzenli fiziksel aktivite, uyku düzenine dikkat etmek, sosyal ilişkileri sürdürmek ve farkındalık çalışmaları yapmak aşırı düşünmenin etkisini azaltabilir.
Ancak düşünceleriniz günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya iş performansınızı etkilemeye başladıysa profesyonel destek almak faydalı olabilir.
Kaygı ve aşırı düşünme sorunlarında etkinliği bilimsel araştırmalarla desteklenen Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi ve EMDR gibi terapi yaklaşımları kişinin düşünce kalıplarını, duygusal tepkilerini ve bu döngüleri besleyen daha derin örüntüleri anlamasına yardımcı olabilir .